şükela:  tümü | bugün
  • porno endustrisinin varlik nedeni olan beyin hucresi.
  • fizyolojinin psikolojiyle ne kadar ayrilamayacak kadar teklesmis bir iliskisi oldugunu anlatan, son donemin en etkili ve inanilmaz kesiflerden biridir. metabilissellik*e yepyeni bir boyut kazandirmistir; economy of mind hala gecerlidir evet, yani herhangi bir durumla karsilastigimizda mevcut semalarimizi cekip cikartiriz, ya da alturism yoktur derken insanin her hareketinin yine kendini geri beslemeye yonelik egosantrik eylemler oldugunu soyleyebiliriz, ama beyinde empati denen kavrama ait ozellesmis noron bulunmasi, en azindan benim icin insan sosyalizasyonuna dair bambaska bir perspektif kazandirdi. o da su: birbirimizi anlamak kaderimiz. ha genetik ve ture ait kaderimiz, ama kaderimiz. otistik ve otistik egilimli olmadikca (sadece otistiklerde yok bu ayna noronlar) birbirimizin acili yuz ifadelerini okumak istemesek de tamamen fizyolojinin etkisiyle, yani ayna noronlarin varligi sebebiyle okuyoruz, ve dahasi ayni yerden canimiz yaniyor. bir baska deyisle "abi ya, isiniz mi yok, yok acliktan olen cocuklar, yok kayiplara karisanlar" argumani ve turevleri direk olarak cope gitmistir. insan baskasinin acisina ya da mutluluguna (ve diger duygularina) kayitsiz kalamaz, fizyolojimiz bu sekilde calisiyor zira.

    bence gercekten, son zamanlarda bulunan en yararli bilimsel gelismelerden biridir.
  • varlıkları yakın geçmişte keşfedilmiş beyinde meskun nöronlar.tek başlarına kas hareketine karar verememekle birlikte başka insanların hareketlerini kopyalama eğilimindedirler.empati ile ilgili önemli role sahip oldukları düşünülmektedir.
  • kusura bakmayın da, bu ayna nöronlarına benim kafam girsin.

    ne bayılanlara bakabiliyorum artık, ne haberleri seyredebiliyorum, ne bi bok ya. yetti ulan. başkasının kokuşmuş ayakkabılarında yürümekten gına geldi, kendimi başkasının yerine koymaktan götüme koyuldu afedersiniz. empatiye de, aynasına da, cımbızına da sokayım. sabah kadar. 5 posta. anca rahatlarım.
  • esnemenin bulaşıcı olmasından bu nöronlar sorumludur.
  • bazı beyin hücreleri başkalarının aklından geçenleri okumamızı sağlıyor.

    dna'ların biyolojinin yapı taşlarını oluşturması gibi bu 'ayna' hücreler de psikolojinin yapı taşlarını oluşturuyor.çocuk, annesi eline bir oyuncak alıp yanına oturunca gülümser; çünkü bilir ki annesi onunla oynayacaktır.

    erkek, şiddetli bir tartış madan sonra karısının araba anahtarlarını alıp çıktığını görünce irkilir; çünkü karısının bu kez gerçekten onu terk ettiğini anlar. hastabakıcı, serum takmak için yaşlı hastasının damarını ararken rahat değildir, çünkü iğnenin hastasının canını acıttığını bilir.

    bütün bu insanlar karşılarındakinin ne düşündüğünü nereden biliyorlar? onların duygu ve düşüncelerini nasıl okuyorlar? çocuk niçin annesinin evi terkedeceğini, erkek ise karısının onunla oyun oynayacağını düşünmez?

    başkalarının aklından geçenleri ''okumayı'' herkeste bulunması gereken doğal bir yetenek olarak ele alırız. ne var ki psikologlar, felsefeciler ve sinirbilimciler insanların, karşısındakilerin davranışlarından anlam çıkartma, duygularını okuma yeteneğinin altında henüz gizini koruyan bir yön bulunduğunu düşünüyor. son günlerde italyan sinirbilimcilerinden oluşan bir ekip bu doğrultuda çok önemli bir adım attılar. parma üniversitesi'nden vittorio gallase, giacomo rizzolatti ve meslektaşları, düşünceleri okuma bağlamında yürüttükleri çalışmalarda yepyeni bir sınıf nöron tespit ettiler. bu nöronların harekete geçmesi için kişinin spesifik bir işi gerçekleştirmesi gerekiyor. nöronlar, başka bir yönleri ile daha ilgi çekiyor. nöronlar bir başkası da aynı işi yaptığında faaliyete geçiyor. bilim adamları bu son özelliklerinden dolayı bunlara ''ayna'' adını verdi, çünkü nöronlar diğer insanların davranışlarını olduğu gibi yansıtıyor veya simüle ediyordu.

    bugün pek çok sinirbilimci, aralarında insanların da olduğu gelişmiş primatlarda bu nöronların başkalarının niyetlerini anlama konusunda çok belirleyici bir rol oynadığını düşünüyor. gallese, ''ayna nöronlar toplumsal yeteneklerimizi açıklayan mozaiğin çok önemli bir parçası olabilir'' diye konuşuyor. california üniversitesi'nden vilayanur ramachandran işi daha da ileri götürerek, ayna nöronların insanın evrimine de ışık tuttuğuna inanıyor. dil ve kültür konusu başta olmak üzere insan olmanın temelinde bu nöronların yattığını ileri süren ramachandran şöyle konuşuyor:''dna'lar biyoloji için ne anlama geliyorsa ayna nöronlar da psikoloji için aynı anlama geliyor. bunlar birleştirici bir çerçeve oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda bugüne dek bilinmezliğini korumuş olan pek çok zihinsel yeteneği açıklamaya yarıyor.''

    gallase ve ekibi, 1990'lı yılların başlarında makak maymunlarının beyinlerindeki nöronların faaliyetlerini kaydetmeye başladığında neye soyunmuş olduklarını bilmiyorlardı. maymunların beyinlerinde, adına f5 dedikleri bölgedeki sinir hücrelerinin yaydığı sinyalleri izlemekle işe başladılar. f5, planlama ve hareketten sorumlu premotor korteks adı verilen geniş bölgenin bir kısmını oluşturur. birkaç yıl önce aynı bilim adamları f5'deki nöronların, hayvanların belirli bir amaca yönelik davranışlarda bulundukları zaman tetiklendiğini keşfetmişlerdi. bunlar genellikle, nesneleri tutup kaldırmak, ısırmak gibi el ve ağız yoluyla gerçekleştirilen davranışlardı.

    f5 hakkında daha fazla bilgi toplamak isteyen bilim adamları, maymunlara kuru üzüm, elma dilimi, kâğıt ataşı, küp ve küre şeklinde nesneleri sundular. çok geçmeden ilginç bir olaya tanık oldular. deneyi yapan kişinin eliyle bir nesneyi tutup, kendisine yaklaştırmasını izleyen maymunun beyninde bir grup f5 nöronunun devreye girdiği görüldü. fakat aynı maymun bir tepsinin içinde aynı nesneyi gördüğü zaman hiç bir değişiklik olmadı. maymunun kendisi nesneyi tutup kaldırdığı zaman aynı nöronlar harekete geçti. böylece anlaşıldı ki bu nöronların görevi spesifik bir nesneyi tanımak değil.

    tüm nöronlar işbaşında:

    nöronlar, reaksiyon gösterdikleri konu üzerinde epey telaşlı bir görünüm sergiler. deneyi yapanın eliyle kuru üzümü tepsiden alması üzerine harekete geçen nöronlar, deneyi yapanın bu üzümü parmağı ile açtığı çukura bırakması karşısında herhangi bir reaksiyon vermez. aynı nöronlar deneyi yapanın eline bir elma dilimi almasıyla yine tetiklenir, ancak dilimi tepsiye bırakmasıyla hareket durur.

    ancak daha önemlisi, maymun işi kendisi yaptığı zaman tetiklenen nöron ile aynı işi yapan insanı izleyen maymunun beyninde tetiklenen nöronun aynı olması. böylece beyindeki motor sisteminin yalnızca hareketleri kontrol etmediği, aynı zamanda başkalarının da hareketlerini okuduğu anlaşılmış oldu.

    1998 yılında gallase, tucson arizona'da ''bilinç bilimi' ' isimli bir konferansta ayna nöronlar konusunda bir konuşma yaptı. arizona üniversitesi'nden felsefeci alvin goldman bu konuşmayı ilgiyle izledi. daha sonra gallase'a yaklaşan goldman akıldan geçenleri okuyan hücreler konusunda görüş alışverişinde bulundu. goldman gallase 'ın akıl-okuma konusunun felsefi boyutu hakkında fazla bilgi sahibi olmadığını gördü.

    akıl-okuma, veya akıl teorisi, tüm sağlıklı insanların sahip olduğu bir yetenektir. insanların en yetenekli olduğu konu özellikle, başkalarının spesifik zihinsel durumunu yansıtma doğrultusundadır. bunlar, başkasını ağlarken görmek ve onun üzüntülü olduğunu anlamak gibi basit duygusal durumların yanı sıra, daha karmaşık zihinsel durumlar olabilir. bir anne bebeğini kaybettiği zaman diğer annelerin boğazı düğümlenir. bir arkadaşınızın eşi tarafından aldatıldığını duyduğunuz zaman üzüntüsünü ve öfkesini paylaşırsınız.

    şempanzeler gibi diğer primatların da diğerlerinin zihninden geçenleri okuyup okumadığı konusunda sert tartışmalar henüz sürüyor. insanlar söz konusu olduğunda herkes zihin okuma yeteneğinin hüküm sürmekte olduğunu bilir, ancak bunun nasıl olduğu konusunda çok az şey bilinir. bir teoriye (bazıları teori teorisi olarak adlandırır) göre insanlar, başkalarının yaptıklarını nasıl yaptığı konusunda sağduyuya dayanan varsayımlar geliştirir. fizikçilerin izlenebilir olayları açıklamakta yasa ve kurallardan yararlanması gibi, insanlar da başkalarının davranışlarını açıklamakta deneyimlerinden yararlanır. goldman gibi felsefecilerin savunduğu bir başka teori simülasyonu ön plana çıkartır. simülasyon teorisi denen bu teoriye göre insanlar başkalarının aklından geçenleri anlamak için başkalarının düşüncelerine, duygularına ve davranışlarına öykünür. özetle kendilerini başkalarının yerine koyar. ayna nöronlarının keşfi ile bu teori arasında çok büyük uyum vardır.

    bu nöronların zihin okuma yeteneği ile yakından ilgili olup olmadığı konusunda kuşkular giderek güçlenirken, insanlarda ayna nöronlarının olup olmadığı sorusu daha fazla bilim adamının aklını kurcalamaya başladı. ancak bu konuyu aydınlığa kavuşturmak çok kolay değil, çünkü insanlar beyinlerine elektrotlar bağlanmasına pek sıcak bakmıyor. bu bilim adına bile olsa...

    italya'da, ferrara üniversitesi'nden luciano fadiga , insanlarda da maymun beyinlerinde olduğu gibi böyle bir sistem olduğuna ilişkin bazı ipuçları elde eden ilk bilim adamı. bunun için deneklerin elindeki spesifik kasların nasıl hareket ettiğini inceledi. deneyin sonunda beyinde bir ayna sisteminin bulunduğunu ortaya çıkarttı ancak bunun yeri hakkında herhangi bir bilgi elde edemedi.

    bunu bazı beyin görüntüleme çalışmaları izledi. önce los angeles güney california üniversitesi'nden scott grafton , rizzolatti ile birlikte beynin temporal sulkus ve broca bölgesinde hareketlilik olduğunu ortaya çıkarttı. los angeles tıp fakültesi'nden marco ıacoboni de broca bölgesinin etkin olduğunu teyit etti.

    sözcükleri bulmak:

    broca bölgesinin keşfi beraberinde yeni soruları da getirdi. önce maymunlardaki f5 bölgesi, insanlardaki broca bölgesine denk düşüyor. ancak f5 yalnızca el hareketlerine odaklıyken, broca bölgesi eskiden beri konuşma ile ilgili bir bölge olarak biliniyordu. bu durumda ayna sistemi ile lisan arasında ne gibi bir bağlantı olduğu konusu gündeme geldi. başka bir deyişle zihin okuma ve lisan arasındaki ilişki araştırılmaya başlandı.

    rizzolatti ve arbib ayna nöronlarının ''eylem'' ile ''haberleşme'' arasındaki açıklığı kapattığını ileri sürüyor. aktör ve izleyici arasındaki ilişki zaman içinde gelişerek mesaj alışverişine dörüşür. tüm haberleşme şekillerinde mesajı alan ile veren arasında ortak bir anlaşma ortamı bulunmalıdır. rizzolatti ve arbib ayna nöronlarının bu görevi yerine getirdiğini ileri sürüyor.

    bilim adamları, maymunlardaki eylem tanıma ve eylem üretme merkezlerini birleştiren bölgenin, insanlardaki konuşma üretimi ile ilgili bölgeye denk gelmesinin bir rastlantı olmadığını söylüyor. rizzolatti ve arbib'e göre insanlarda konuşma yeteneğinin gelişmesi, broca bölgesinin maymunlardaki versiyonu olan f5 bölgesinin ayna mekanizması ile donatılması ile mümkün oldu. bu görüşe göre haberleşme ve bunun sonucunda konuşmanın gelişimi, başkalarının eylemlerini tanıma ve algılama yeteneğinin gelişmesine bağlı. arbib önce işaretlere dayalı kaba bir haberleşme şeklinin oluştuğuna daha sonra bunun gelişerek konuşmaya dönüştüğüne inanıyor.

    ramachandran, ayna nöronlarının sanıldığından daha büyük işlevleri olduğuna dikkat çekiyor. bilim adamına göre bu ilgi çekici sinir hücreleri lisan ve el hareketleri arasındaki yitik halkayı tamamlamakla kalmıyor, aynı zamanda insanlarda öğrenme, algılama, genel anlamda kültürün oluşumuna ışık tutuyor. insan beyni tam boyutlarına 150.000 yıl önce erişmekle birlikte, alet kullanma, sanat ve matematik gibi konularda becerilerini 40.000 yıl önce elde etti. ramachandran'a göre, bunların ortaya çıkmasındaki en büyük etmen, ayna sistemleri. bu sistemler her şeyi açıklamakta yetersiz kalmakla birlikte, açıklamakta zorlandığımız pek çok konunun temelini oluşturuyor.

    reyhan oksay
    kaynak: new scientist
  • ilgisi olanlara, pbs'in bu video'sunu izlemelerini siddetle tavsiye ederim. ayna noronlarinin ogrenme, algi, empati, sosyalizasyon, duygusal algi ve adaptasyon uzerindeki etkisini, ve dahasi otizmi anlamak adina muhtesem bir ornek. hatta alintiyla, "mirror system is the most basic social system in human brain" (ayna noronlari sistemi, insan beynindeki en temel sosyal sistemi olusturur).

    http://www.pbs.org/…encenow/video/3204/w01-220.html

    edit:ayrica en buyuk hayranlarindan biri olarak, kirmizi gomlekli amcanin unlu noropsikolog vilayanur s ramachandran oldugunu belirtmeden gecemem, oh no gecemem.
  • tamamen tesadüfen bulunmuş bir nöron grubu (ing. mirror neurons). parma üniversitesindeki araştırmacılar maymunlarla deney yaparken bir grup motor nöronun maymun hareketsizken bile aktive olduğunu görmüşler. sonra fark etmişler ki maymun bunları izliyor, izleyince de bu motor nöronlar aktıve oluyorlar. ondan sonrası malumunuz. ayna nöronlarla ilgili herkes birşey söylüyor, her bir şeyi açıkladığı idda ediliyor. işin ironik yani insanlarda ayna nöronların olup olmadığını tam olarak hala bilmiyoruz. maymunlardaki gibi tek hucre çalışmasi yapılamadığı için pet ile fmri ile ne kadar bakabiliyorsak o kadar biliyoruz. dolayısıyla insanlar için konuşurken ayna nöronlar yerine ayna nöron grubundan bahsediliyor. değişik çalışmalarda da bu nöron grubunun beynin üç bölgesine yayıldığı idda ediliyor ('frontal gyrus,'precentral gyrus','inferior parietal lobule').

    edit:entri yazıldığında olmayan direk nöronlara electrode bağlanmasıyla gerçekleştirilen (kafatasının açılmış olması gerekiyor) çalışmayı insanlarla 2011 yılında ameliyat olmak üzere olan epilepsi hastalarıyla yaptılar (kafatasını bu çalışma için değil ameliyat için acıyorlar, açmışken içine bir iki elektrode takip çalışmalarını yapıyorlar). linki aşağıda.

    [http://www.ncbi.nlm.nih.gov/…c/articles/pmc2904852/ http://www.ncbi.nlm.nih.gov/…c/articles/pmc2904852/]
  • v s ramachandran, ayna nöronları hakkında "bilim dünyası için dna'nın keşfinden daha önemli bir aşamadır" demiştir. beynin çeşitli bölgelerinde yerleştiği varsayılan bu nöronlar aynı zamanda başkasının düşüncelerini ve hareketlerini kestirebilmeyi inceleyen theory of mind (bkz: zihin kuramı) için de önemli bir temel teşkil etmektedir
  • ufak bir derleme yapacak olursak:

    bu nöronlar taklit, izleyerek öğrenme, empati gibi unsurların gelişmesinde etkilidir diyoruz. pornografinin de bu nöronları baya baya uyardığı(en büyük uyaranlardan biri olduğu) ve o sayede porno izlemekten zevk alındığı göz önüne alınırsa iyi taklit yapan, izleyerek öğrenen ve en önemlisi empati sahibi insanların ya porno izleyerek bu nöronları geliştirdikleri veya pornografiden, diğer insanlara oranla daha fazla zevk aldıkları söylenebilir. daha fazla zevk almaları da yüksek ihtimalle daha fazla izlemeleri demek olacağından;

    uyanın ahali!! empati yapan insan aslında pornocu.*

hesabın var mı? giriş yap