şükela:  tümü | bugün
  • başıma çok gelen olay ve her iki tarafta da defalarca olmuşluğum vardır. ve -amına koyim ki- her defasında bozulan taraf ben oluyorum. eğer karşımdaki aynı hikayeyi bana tekrar anlatıyorsa hiç bozmam sabırla dinlerim ve ilk kez dinlemişim gibi de gülerim. ama bu yavşaklar aynı hatayı ben yaptığımda, tam hevesli hevesli giriş yapacakken bunu anlattıp deyip boğazıma tıkıyor ya lafı, ağzına ağzına vurasım geliyor bu insanların. çok sağ olun amk, hafızan kuvvetliymiş, aferin.
  • bazen boşbulunup, o nesef aldığı sırada, kaldığı yerden devam etmenize neden olan durum. hiç beklemedikleri için dumura uğradıklarını, irileşen gözbebeklerinden anlıyorsunuz.
  • bugün yapmak üzereyken daha ilk cümlenin sonunda "hıı sonunda da şöyle olmuş" cevabını aldığım eylem. insan bir bozuluyor tabii.
  • dinleyen oldugunda cok daha kotu bir olay. hatta boyle birlikte yasamissindir da adam 150 bin kere daha sanki sen orda yokmussun gibi anlatir, saga sola, baska yerlere bakarsin, dinlemedigini defalarca belli edersin, bu sefer de seni durterek dinlemeye zorlar. ne pis bisi o yaaaa, yapmayiiiinnnnnn :)
  • bir de bunu "evet anlatmıştın, hatırlıyorum" dedikten sonra da uygulayan insanlar var.. hayır, bozmak istemiyorum, kırıcı olmak istemiyorum, elimden geldiğince anlayışlı bir şekilde uyarmaya çalışıyorum ama adam ısrarla anlatmaya devam ediyor.. neredeyse her görüşmemizde mutlaka konu eskilere gidiyor ve aynı şeyleri tekrar tekrar anlatıyor..
    böyle olmaktansa uyarıldıktan sonra bozulup susmayı tercih ederim..
  • -ya işte ondan sonra noldu biliyo musun
    +biliyorum ya anlattın hani
    -ya bananeee dinliceksin işte, dinle ne olcak sanki hayret bişe. işte sonra bir geldi bu..
    +hmh..

    nazınızı geçirebilirseniz sıkıntı yaratmaz.
  • (bkz: kafa ütülemek)

    sadece ütülemek de değil aslında daha da ötesi..
  • anlatan için önemli ve ilk kez yapılan farklı bir şeyse gerçekleşmesi daha çok ihtimal dahilindedir.

    şöyle ki geçen yıl içinde hayatımda daha önce yapmadığım bana göre cesaret gerektiren bir şey yaptım ve bunu yakın arkadaşlarım zaten biliyor, kimi yerlerde de "ben bunu bunu yaptım, olabiliyormuş sahiden" diye anlattım. yani sadece çok yakınlarıma anlatmadım. durum böyle olunca insan kime anlattığını unutabiliyor ama burada başka bir faktör söz konusu. olayı anlatmaya niyetlendiğim arkadaşımla 2-3 ayda bir genelde ortak arkadaş grubumuzla buluşuyoruz ya da ben onun iş yerine uğruyorum. en son geçen temmuz'da mı ne bir araya geldiğimizden geçenlerde buluşup laf oraya gelince, otobüste ineceğim yere de az kaldığı için "detayları atlayıp sadece olaya geliyorum" deyip hızlı hızlı birkaç cümle kurmuşken arkadaşım "bunu bana üçüncü anlatışın" dedi. önce birebir anlattım sonra topluca anlatırken denk geldi, üçüncüde de "yeter artık" deyip böyle bir tepki verdi anlaşılan. işin özü, kimse karşısındaki kişiye "sen bana bunu anlattın" deyip o heyecanı bozmak istemez bana kalırsa ama artık üçüncü kez anlatılıyorsa söylemek şart olur. arkadaşımın böyle söylemesine elbette bozulmadım, çünkü yeri geliyor ben de karşımdaki insan bana anlattığı bir şeyi tekrar anlatıyorsa samimiyet ve ilgime göre bunu dile getiriyorum.

    en nihayetinde fazla heyecan yapmamak lazım, sizin için çok güzel olan bir şey başkasına vasat geliyor da olabilir.
  • iş yerinde sürekli maruz kaldığım durum. artık gelecek cümleleri bile takip eder oldum, ilk seferinde bile beni çok da ilgilendirmeyen konularda. lanet olsun içimdeki nezaket dürtüsüne!