*

şükela:  tümü | bugün
  • birisi ile ayni yol uzerişde ayni yone giden. ayni ucak otobus tren gemi de olan.
  • (bkz: canlı), (bkz: aynı bokun soyu).
  • sadri alışıkın süper modern fikirli bir imamı canlandırdığı film...
  • kendime ait bir yazının başlığı:

    ilık bir yaz akşamında, yüzüne çarpan bir meltemin seni mutlu etmesi gibi bir gülümseme...

    sabah olup da erkenden yüzüne güneşin vurması gibi ışıltılı gözler...

    yağmur damlalarının doyasıya oyun oynadığı bir çehre ve sen!

    sadece sen...

    kelimelerin kısıtlılığı, sözlerin yetersizliğini belirtmeye yetecek bir sevinç, bir sevgi, bir mutluluk;

    kalbinden fırlayan....

    arınmış kötülüklerin bile yer alamadığı o yer!

    anahtar orada...

    suya düşüp...

    ineğin içtiği...

    dağa kaçıp...

    yanıp bittiği ve hatta kül olduğu yerde değil!!!
  • ayni kaba sicmak da denir buna. eküri de ve hatta kanka da. tanımlar kısaldıkça veya kısaltıldıkça daha olumlu bi hale geliyor sanki, ilk tanımdaki olumsuzluk olumlu bir hal alıyor. ve hatta bazen yön değiştiriyor, başka yolun yolcusu olmayı bile yola getiriyor.
    (bkz: sliding doors)
  • efe tur müdavimlerinin birbirlerini tanımlayışıdır bu.
  • "al birini vur ötekine" der gibi olumsuz bir bakış anlatan deyimdir.
  • 1972 yapımı bu filmde, sadri alışık imamdır. sadri alışık imam olsa nasıl bir imam olurdu, pek tabii ki süper bir imam olurdu. ki canlandırdığı imamın adı da "aydın"dır. hatta mualla sürer ilk tanışmalarında "ayol aydın diye imam mı olur, imam dediğin emrullah olur, hayrullah olur" deyip bu duruma parmak basar.

    piyano çalıp beste yapan, çok güzel ilahi söyleyen, fenerbahçenin genç takımında oynamış, ingilizce bilen, mahalledeki okumayan, sokakta boş boş gezip hırsızlık dolandırıcılık haylazlık yapan çocuklara okul açıp onlara müzik, marangozluk filan böyle şeyler öğretip motivasyon olsun diye maçlara götüren bi adam.

    böyle imam olsa yazları kuran kursuna daha çok giderdim valla sadfgdfsd