şükela:  tümü | bugün
  • bir yerden, bir insandan kopamama, bırakıp gidememe durumu.
  • gitseniz de hatırı sayılır bir kısmınızı orada,onda bırakmak..yoksa ayrılamamak tam anlamıyla yoktur,öleceğinizi de bilseniz bir şekilde ayrılırsınız...mısınız?
  • (bkz: acz)
  • yillardir birliktesinizdir... cikmaya basladiginizda cocuk iken, simdilerde ise koca adam olmussunuzdur. koprunun altindan cok sular gecmis, degismeyecek tek sey olan degisim, kisisel hayatinizi farkli yonlere cevirmis, etkileri ise, musterek hayatinizda goze batmaya baslamistir. artik o, eski o; siz de eski siz degilsinizdir. yillarin getirdigi kacinilmaz monotonluk ve musterek hayatin dogal sinirlamalari, sizi kisisel hayatinizda bu sebeplerden dolayi yapamadiklarinizi yapmaniza, ertelediginiz hayalleri kurmaya baslamaniza yol acar. hissettiginiz ozgurluk sizi iyiden iyiye kendine cekmeye baslar ki; zaten siz bu ozgurlugun kolesi olmaya razisinizdir coktan...

    karsi taraf ise tam tersine; sizin koleniz haline gelmistir. onun icin artik tum insanlar daha yoksayilabilirdir; cunku hayati sadece sizinle anlam kazanmistir. vazgecilmeyecek tek seyi siz olmussunuzdur. siz artik olaya aliskanligin, alisikligin, sinirsiz paylasimin huzuru olarak bakerken, o hala askini ilk gunku gibi icinde tasimakta, buyutmekte ve bunu yuzunuze bakarken dolan gozleriyle size gostermektedir.
    oysa, zaman gecmis, sartlar degismis, kisilikler gelismis, zevkler renkler farklilasmistir. musterek hayatin gucunu kaybettigi gun gibi ortadadir. cekilemeyecek seylerin sayisi gun gectikce artmaktadir zira...

    ama tum bunlara ragmen ayrilamamaniza, cekip gitmenize engel olan bisi vardir: yillardir icinizde biriken o saf sevgi, sinirsiz paylasimin vazgecilmez keyfi, aliskanlik, alisiklik, sarip sarmalamis br halat misali duyulan baglilik, sonsuz guven duygusu ve arada bir "ilk zamanlar masal gibiydi..." serzenisleri esliginde nukseden ask kirintilari...
    farkedilmeyen bi his daha barindirir bu sevgi... o da sevginin icine karismis acima duygusudur.

    acirsiniz... hayatini sizin uzerine kurmus bir insanin, soyleyeceklerinizi duydugunda gelecegi hali her dusundugunuzde... onun yikilisiyla muhakkak siz de yikilacak, ama elbette ondan daha kolay ve cabuk iyileseceksinizdir. ama etrafinda bir tane dostunu -sizin yuzununden!- birakmamis, kendi ayaklari uzerinde duramayacak kadar saf bir cocuk, o ask dolu, sevgi dolu kusursuz insana yaptiginiz seyin acimasizligi ve kotulugu karsisinda turlu pismanliklar yasayacak; belki de sebepsizce ve mantiksizca ve oyle de olmadigi halde, asla affetmeyeceksinizdir kendinizi.

    bi yandan degisen benligin ozgurluk ve yenilik beklentilerini karsilamak icin yanip tutusacak, ote yandan vazgecemeyeceginiz ve riske atamayacaginiz degerleri size kosulsuz sunan insani birakamayacaksiniz. boylece "ayrilamamak"in nasil cildirtan bir ikilem oldugunu goreceksiniz.
  • aşk biter... için hüzün doludur. bir yanın bittiğini kabul etse de diğer yanın, "belki daha yapılacak bir şey vardır" der. öylece durup gözlerinin içine bakarsın. sana yeniden, "gel" demesini beklersin. "ben de senden ayrılamam" demesini beklersin. ama o söz hiç çıkmaz ağzından, duyamazsın. gururlusundur, istenmediğin yerde durmazsın. üstelik ihanet vardır işin içinde. ağzından, "evet, bence de bitmeliydi bu aşk" sözcükleri çıkar ama buna sen bile inanmazsın. gururun sana oyun oynamaya başlar. önce, "belki biraz zaman vermeliyiz birbirimize" diyerek gururunu ucundan köşesinden yemeye başlarsın. öyle bir an gelir ki, "ne olur ayrılmayalım" demeye kadar vardırırsın. bu sözleri nasıl söylediğine inanamazsın. onun sıcaklığını hiç kimsede bulamayacağını bilirsin. kimse onun gibi gülemez, kimse onun gibi dokunamaz. kimseyi onun kadar sevemezsin. bunlar içini sıkar. nefes alamaz hale gelirsin. ne geceler gecedir, ne uykular uyku. artık birkaç dakika huzurlu uykuya hasretsindir. uyuyamazsın. ondan gelecek bir tek haberi umutsuzca beklersin. telefonun yanında kaç gece sabahladığını hatırlayamazsın. beklemek ölüm gibi gelir insana. aslında ölüm fikri de pek garip değildir artık. öylesine umutsuz kalırsın ki, ölümü tek çare olarak görmeye başlarsın. ölümle ilgili planlar yaparken bile onun tekrar geri dönme olasılığını hiç aklından çıkarmazsın. bu yüzden ölemezsin. hayat devam ediyordur ama bir şey hep yarım, hep eksiktir. yüreğin asla eskisi gibi atmayacaktır. başka aşklar seni kandıramayacaktır. kiminle beraber olursan ol, onu her zaman hatırlayacaksındır. yıllar sonra bile olsa bir gün sana, "gel" dese nerede ve kiminle olduğuna bakmadan ona koşacaksındır. kahredici bir gerçektir bu. bunu bilmek çok daha acı vericidir. katlanırsın çünkü acı senin kardeşindir. o kimbilir kiminle, hangi mutlu hayatın içinde yeni aşkının tadını çıkarmaktadır. bunu da bilirsin. bilirsin ama... ayrılamazsın!
  • doğru yolu bulmak için (bkz: aşkından feragat ediyorum)
  • onu bırakıp gidememektir bir anlamda da. sevgiliye son kez sarılmak mevzusunu da kapsayan, yanından ayrılmak istemediğinize zorunlu veda etme hallerinde, dakikalarca bakışlarınızı gözlerine sabitlemek, sürekli ellerini sevmek ve ondan uzaklaşmak üzere atılması gereken adımı bir türlü atamamaktır. zordur..
  • fazla yufka yürekli olmanın ve insanları üzemeyen bir yapıya sahip olmanın neticesinde vuku bulan insanın kendini çok kötü hissetmesine yol açan durum. ayrılınca karşıdaki insanın içine düşeceği ruhhali düşünülür, üzmek istenmez; ancak öte yandan ayrılmayınca yaşadığı psikolojik yorgunluk insanı tüketir. insan ister istemez tanrıya sitem eder, beni de neden diğer insanlar gibi kalpsiz yaratmadın şeklinde.
  • ertesi gün göreceğini bilsen bile deli gibi aşık olduğun insanın arabasından inememektir.sarılmak bir türlü son bulmaz,bir kere daha öpeyim diye diye saatleri geçirirsin.sonra bir şekilde başarıp da eve gittiğinde annenin beklemekten kafayı yediğini görürsün.zaman kavramını unutturan birinin yanından kopmak gelmez içten.
  • ferzan özpetek in bir sonraki projesinin ana teması. http://www.hurriyet.com.tr/…ebek/3562868.asp?gid=68