1. kusursuz tanimina cok yaklasan bir 4 gun... telefonlarda, e-maillerde bastirilmaya calisilmis, ve gun gectikce cig gibi buyumus bir ozlemin opucuklerle, bakislarla giderildigi bir 4 gun... bir gulumsemenin dahi saatleri doldurabildigi, cabucak gecen, hic bitmesin istenen bir 4 gun...

    her karesi mutluluk kokan, sevgi kokan, her saniyesi huzur dolu bir ruya...

    ve 4. gunun sonunda o hic istenmeyen uyanis... everything that has a beginning has an end soyleminin aci dolu gercekligi... raylarin ustunde hareket ederken insanin icini yirtan trenin ardindan bakmak anlamsizca... o treni durduramamanin, durduramayacak olmanin getirdigi caresizlik... giderildigi sanilan ozlemin yeniden hortlamasi... ve yakilan bir sigara...

    hic bir sey yapmak istememek saatler boyu... dolu dolu gecen bir 4 gunun ardindan bombos kalan dakikalar... kafayi mesgul etmek icin yapilan bir suru anlamsiz sey... dalip dalip gitmek... bir dahaki 4 gunu dusunerek avunmaya calismak... becerememek...

    buymus.
  2. atlatabilmek icin aliskin olmayi gerektiren durum. yoksa isinizin olmayacagi insanlarla, isinizin olmayacagi yerlerde bulabilirsiniz kendinizi. bir bakima "suruklenirsiniz"...
  3. tüm ayrılanların düştüğü, karanlık bir girdap gibi hissedilen psikolojik çöküştür... ama olması gereken güçlü kalmak ve tek başına ayakta durabildiğini hatırlamaktır...

    nazım hikmet in dediği gibi...

    "bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır

    hani ağzınla kuş tutsan "bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. iyi halin cezanda indirim sağlamaz.sen, "ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "peki o ne yaptı" deme. herkes kendinden sorumludur aşkta. sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? hayatı ıskalama lüksün yok senin. onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.yine içeceksin rakını balığın yanında. üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası.sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. elbet bitecek güneşe hasret günler. ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini... "
  4. düş düş bitmez, çarptığınızda parçalarınıza ayrılıcağınıza inansanız bile sadece bir an önce dibi görmek, bir sona ermek, sona ardirmek için yere çarpmayı tercih edeceğiniz durum
  5. boslugun yanina bir de oyle bir yokluk eslik eder ki; tahammulu kalmaz insanin kendi varligina.
  6. ben şimdi napıcam cümlesine eş değerdir..

ayrılık sonrası boşluk hissi hakkında bilgi verin