şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ing. seperation individuation.
    margaret mahlerin , anne çocuk ilişkisinde sembiyotik evreyi izleyen ve bebeğin giderek kendisini anneden ayrı gördüğü kendine ait bireysel kimlik duygusu ve nisbi bir özerklik kazandığı evre için kullandığı terim. mahler bu evreyi 4 alt evreye ayırır: farklılışama, deneme, barışma( dene döneminde ağır basan annenin nisbeten farkında olmama durumundan, anneye yönelik aktif yaklaşım) ve ayrılma- bireyleşme( kendine ait farklı bir kimliğin, ayrılığın ve bireyselliğin farkına varma)
  • dün 6 yaşındaki oğlumla okulundan bahsediyorduk. bu sene sınıfındaki arkadaşlarından biri okulda her gün ağlıyormuş.
    "neden ağlıyor peki?" diye sorduğumda çok ilginç bir yanıt verdi.

    "anne krizine giriyor"

    çocuk gözüyle ayrılık kaygısını çok iyi şekilde tanımladı. çünkü anneden ayrılamayan çocuk annesiyle ortak yaşamsal alandan çıkmakta zorlanan, ona duygusal olarak bağımlı olan çocuktur. ve tüm bağımlılar gibi, bağımlı olduğu nesneden ayrı kalmak onu krize sokar, yoksunluk krizi.

    insan yavrusu doğduğunda çok ama çok çaresizdir. yenidoğan, bir yere koyduğunuzda dönemez bile, yüzüne örtü gelse eliyle çekip açamaz. insan yavrusunun yürümesi bir yılı bulur, özbakım becerilerini kazanması çok daha uzun sürer. bu nedenle doğumunda gerçekten annesine bağımlıdır. bebek büyüdükçe motor ve mental yetileri artar. bu da anneden ayrılmaya yönelik hamlelere neden olur. parkta siz otururken kaydıraktan kayması gibi. ama gözü sizdedir, uzaklaşsa da tam bağımsız değildir.

    ikinci ayrılma hamlesi ise ergenlikte yaşanır. artık erişkin olmanın sınırında duran çocuk aileden duygusal olarak ayrışmak zorundadır. ebeveynleri o güne kadar temel bakım ve sevgi kaynağı olduğu için bu ayrışma çocuğu çok zorlar. öyle ki sizi şiddetle itmesi gerekir bazen. ergenlik çatışması işte buradan doğar.

    ideal süreç böyle olsa da bazen ebeveynler, kendi içsel süreçleri nedeniyle çocukların ayrışmasına izin vermezler.

    meselâ kaygılı anneler. çocuk parkta oynarken, düşersin der. okuldan geç kalsa kaçırdılar mı diye endişe eder. ona göre insanlara çok güvenmemek gerekir. bunlar çocuğun zihnindeki dünyanın karanlık bir tasvire bürünmesine neden olur. çocuk güvenilir nesne olan anneye yapışır. dışarıdan bakınca ayrılamayan taraf çocukmuş gibi gözükse de temel neden annedir.

    sık rastladığım bir diğer neden narsisist ebeveyn. çocuğu kendi uzantısı olarak gördüğü için ayrı bir birey olmasına izin vermek ondan alacağı doyumu azaltır. çocuk hem onun istediği gibi olmalı hem de onun yörüngesinden çıkmamalıdır. bu sayede çocuğun edimleri üzerinden bilinçdışı bir tatmin sağlar. bunun iyi bir örneğini black swan'da görebilirsiniz.
    (bkz: #21593644)

    her ailenin bir anlatısı vardır. kendi gerçekliği. bu her zaman gerçeğin kendisi ile örtüşmeyen bir anlatıdır. çocuk ne zaman kendi ailesinin anlatısını olduğu gibi kabul etmeyi bırakır, o zaman ayrışmış olur ve ancak o zaman kendi hikayesini yazmaya başlar. bunu yapamayan kişiler ise ailelerinin gerçekliğinin oluşturduğu yapının bir tuğlası, bir kirişi olarak hayatını sürdürür, kendilerine ait ruhsal bir çatıları olmadan yaşar giderler.
  • annesinden ayrılamamış annelerin çocuklarının, yine anneleri yüzünden, yaşayamadığı ayrılma. çocuğu anne yerine koyma da görülebilir bazen. neredeyse tüm anksiyete bozukluklarının ve bazı duygudurum bozukluklarının ana sebebi, bu ayrılmanın sağlıklı bir şekilde yaşan(a)mamış olmasıdır. teşhis nispeten kolay; tedavi, haliyle, epey zordur... epey...
  • "seven anne çocuğuna yalnız başına yürümeyi öğretir. çocuğuna gerçek bir destek veremeyecek kadar uzaktadır ama kollarını ona doğru uzatır. onun hareketlerini taklit eder, sendelediğinde onu kucaklayacakmış gibi hızla eğilir; böylece çocuk yalnız yürümediğine inanabilir. daha fazlasını da yapar. yüzü bir ödül, bir teşvik işareti verir. böylece, çocuk gözleri yolundaki güçlüklere değil annesinin yüzüne sabitlenmiş biçimde tek başına yürür. kendisini tutmayan kollardan destek alır ve durmadan annesinin kucağına sığınabilmek için uğraşır. tam da annesine ihtiyacını vurgularken, yalnız yürüyerek aslında bir yandan da onsuz yapabileceğini ispatladığının pek de farkında değildir"
    søren kierkegaard

    kierkegaard 1846'da, yani margaret mahler henüz dünyada bile değilken, gözlemleri ile ayrılma bireyleşme sürecini belki kendi de farkında olmadan böyle betimlemiş.

    bu metni tüm ikili ilişkiler için şablon olarak kullanmak mümkün. nispeten sağlıklı bir ayrılma bireyleşme süreci geçiren kişi, sevdiği nesneleri özgür bırakmayı bilir. ihtiyacı olduğunda onun yanında olacağının ve ona ihtiyaç duyarsa yanında olunacağının farkındadır. birine ihtiyaç duyabileceğini ancak o kişi olmadan da varlığını sürdürebileceğinin içsel bilgisine sahiptir. zaten bunun aksi her durum, hem bağımlı pozisyonda olan kişiyi ezer hem de bağımlı olunan kişiyi boğar, sırtına ağır bir yük yükler, ilişkide asimetri gelişir. dengesi bozuk lata, bir yerde devriliverir.
  • tek eşli ilişkilerin en büyük sorunudur. bireylik yapı uğruna terk edilir ve bir ilişki içerisinde tekrardan bir birey olarak var olma yasaklanır. oysa ayrılma, bireyleşme ve sevilene tekrardan geri dönme ve dönem dönem, bir rolden daha ötesi olduğunu hissetme ihtiyacı duyduğunda kişi, bunu tekrardan deneyimleyebilme yol olmalı.

    hiç mi yani hiç mi yani gerçekten hiç mi bir başkasıyla sevişmek istemiyorsunuz?
  • alanda (bkz: güvenli ayrılma) olarak da bilinen, kurama göre kişinin ilk bakım vericisinden (anne, baba vs) ayrılma şeklinin sonraki tüm ayrılışlarını yordayabileceğini söyleyen psikolojik kavram. herkesin kendine özel bir kopma örüntüsü olduğu (davranış modalitesi) ve bu örüntüyü ihtiyaç duyduğu çeşitli zamanlarda aynı şekilde uyguladığını belirten bağlanma kuramlarının klinikte ulaşmaya çalıştığımız en ideal şeklidir. başlıkta da daha önce söylendiği gibi teşhisi kolay, tedavisi zor bir süreçtir: terapi süresince kişi ilk baştaki belirsizlik durumundan rahatsız olup ısrarla çocuklukta öğrenilmiş kaygılı davranışa kaçmaya çalışacaktır. üzerine sabahlara kadar konuşulası, psikolojinin en sevdiğim kavramlarından birisidir bu da.