şükela:  tümü | bugün
  • zamanında televole döneminde aysel gürel le roportaj yapılmaktaydı.

    televole muhabiri sordu
    - aysel hanım siz hangi takımı tutuyorsunuz?
    - valla ben kocamın takımlarını tutuyorum ahıahı
    - ...
  • vaktiyle canlı yayında ''kadınların mahkeme huzuruna mini etekle çıkmaları yasaklansın,tahrik olüyrüz,konsantremiz dağılıyor" şeklinde çömküren adnan hocacı avukatı "sen önce bi kendine bak evladım,giymişin daracık kumaş pantolonu,götün kavun gibi meydanda,bunca insan tahrik olmuyormu sanıyorsun?" şeklinde kitlemiş azgın nine.kameranın da bu esnada elemanın kavuna kitlendiğini söylemeye gerek yok sanırım.milyonların gözü önünde mundar oldu dağ gibi adam.rivayet odur ki ganj nehrinde çimerken görülmüş en son,bi daha da gören olmamış.
  • "ben türk kadininin bilinçaltiyim"

    aysel gürel
  • bir dergide okumuştum. müjde ar kaynaklı.

    bunlar ilkokuldayken kardeşi mehtap ar ile okuldan eve bazen geç gelirlermiş. asla kızmazmış ve hiçbir şey demezmiş. ancak ertesi gün okula gidermiş ve o kalabalık içinde poposunu açarmış. rezil edermiş bunları. herkes, işte bu kadın bunların annesi diye dalga geçermiş bunlarla. bunu yapmasın diye sürekli eve erken dönerlermiş.

    alem kadındı be... allah rahmet eylesin.
  • apartmana bocek ilacı yaptırmak isteyen komsularına;" bocekler sinekler bu dunyanın gercek sahipleridir onları olduren katildir "demis apartman sakinleride kızlarını arayıp* anneniz boyle boyle diyo demisler mehtap ar soyle cevap vermis:
    annemin evde besledigi hatice isimli bir hamambocegi vardı onu terlikle oldurdugum icin bana katil diyip beni evden kovdu ben karısmam.
    sevimli bir teyze.kendisinin kısa zamanda bir zoologla evlenip mutlu olmasını diliyorum.
  • doğum gününde uzatılan mikrofonlara,sevgilileri hakkındaki sorulara gülerek "dünya üzerindeki bütün kızlar benim kızım,bütün erkekler de benim sevgilim" dieyek beni kahkalara boğan tatlı,güzel bi insan.
  • üniveristeye gidiyordum. bir kız arkadaşımla odakule'de, ara sıra çocukların keman çaldığı o arada, kenara, yere oturmuştuk. bir de baktık istiklal tarafından geliyor. uzun renkli bir etek, şapka ve kocaman gözlüklerle...geldi geldi, eğildi ve çok sakin bir şekilde "taşa oturmayın, çocuğunuz olmaz" dedi, gitti. bakakaldık arkasından.

    şimdi de bakakaldık arkasından.

    kendimi bildim bileli, imrendiğim kadındır.
  • (aysel gürel, biraz kendinden bahsetmiş vakti zamanında. çok hoşuma gitti. sizlerin de okumasını istedim.)

    -annem erzincanlı, ağa kızı. babam mekteb-i hukuk mezunu. babam bir sebeple erzincan'a gidiyor, annemi görüyor ve on üç yaşında annemi nikahlıyor.

    hayatın kirli taraflarıyla karşılaşmadım. zengin bir ailenin el bebek gül bebek, şımarık bir piçi olarak büyüdüm.

    muazzam bir kütüphanede emeklemeye başladım ben. ancak kitaplarda anlatılan şeylerle, mahallede anlatılanların birbirine benzemediğini gördüm. ünzile odur işte. köyün son çitine gitmeye korkar, çünkü dünyanın orada bittiğine inanır.

    sekiz yaşındayken çok azıp kudurduğum için, onunla konuşayım, uslu durayım diye bir kuzu almışlardı. kuzuma 'mido' diye bir isim koydum. 'şarkısız canlı mı olur' deyip, kuzuma bir de şarkı yaptım. 'mido güzel kuzu / annesinin yavrusu' diye. ilk böyle başladı diyebilirim söz yazma ve beste yapmam.

    çocukken sekiz kere boğuldum. suni teneffüsle kurtuldum. çünkü ben trabzon'dan sivastopol'a gitmek istiyordum yüzerek.

    liseyi bitirene kadar trabzon'daydım. karadeniz'de denize gündüz girmez, gece girer mahalle kızları. elbiseleriyle girerler, el ele tutuşarak, şarkı söyleyerek, dönerek serinlerler. fazla da açılmazlar. sonra langoz dediğimiz su anaforları olur suda. kızlardan biri bu langoza ayak baş parmağını kaptırdımı, o halka döne döne bütün kızları içine alır. bırakmaz asla. sonra da dışarıya japon feneri gibi çıkarlar. boğulduktan sonra.

    seksten hoşlanıyorum ama öyle şartlarım var ki yerine gelemez. bana göre adam hiç kaka yapmayacak. o yüzden ayrı evlerde oturmak en iyisi. kadına kulaktan girilir, aşağıdan değil. hormonlar seçiyor birbirini. sadece erkek kadını değil, erkeği de seçiyor erkek. kadın kocasını kıskanmıyor çoğu zaman, öteki kadını kıskanıyor. erkek de öbür erkeği. erkek umumi kadınlara, başka erkeklerin çükleriyle buluşmak için gidiyor. eşcinsel tarafı yolluyor onu oraya. o kadar da önemli değil seks. tek başına da yapılabilen bir şey.

    ev benim için yatak ve mutfak, o kadar. evim, damım, yuvam gibi bir şey yok bende. kızlarımı tiyatro kulislerinde, dekor sandıkları üzerinde büyüttüm.

    deli sıfatını ben taktım kendime. tabii ben o deliyi biraz da veli anlamında söylüyorum. veli, yunus. yunus kadar da iyi bir şairim. şarkı sözü yazabilmek için aruz ve hece bilmek, en önemlisi de dünya literatürünü okumak lazım. iki şiir kitabı çıkardım. birincisinin ismi 'senin için sana değil'di. ikincisinin ismi, 'şiir şimdi.'

    ben birey değilim. ben kalabalık bir nesneyim. ben tek başıma radyoyum, televizyonum, konserim, orkestrayım, her şeyim. türkiye'nin ilk anarşist kızıyım ben. ilk çiçek kızıyım. ilk hippisiyim. ben amazon kadınıyım. türkiye'de kadının bilinçaltıyım.
  • 25 yasinda vefat etmistir aslinda.. neymis efendim 1928 dogumluymus da 80 yasindaymis.. yalan.. 25 bilemedin 24 yasindaydi kendisi..
  • vakti zamanında kendisine sorulan 'sizden bir yemek tarifi alabilir miyiz?' sorusuna, 'tabi, mükemmel bi tarifim var.. önce 2 domatesi kesersin, bi tabağa alıp üzerine tuz, zeytinyağı ve kekik eklersin. sonra alırsın beyaz ezine peynirini güzelce dilimlersin. önceden demlemeye başladığın çayı ince belliye koyarsın. yanına da alırsın bi sıcak simidi, hepsini yersin afiyetle..' diye yanıt veren, 'işte budur' dedirten alem kadın..