şükela:  tümü | bugün
  • hakan gündayın okuduğum ilk kitabı. okurken devamlı bu yazarın nasıl bir yaşantısı var diye düşündüm. hatta psikopat mı diye düşünüyorum hala. çünkü yazılan şeyler yaşadığım ve tanık olduğum hayatın dışında geldi bana. elbette kitaptaki gibi birçok yaşam vardır ama kabullenemedim belki de kabullenmek istemedim. çok uç olayların birleştiği, fazlasıyla tesadüflerin olduğu hatta bu nedenle zaman zaman bu kadar tesadüf kitabın gerçekliğini azaltıyor diye düşündüğüm oldu. bunlara rağmen akıcı bir kitaptı. devamlı derda ve derdânın hayatında neler olacak diye kitabı bırakmak istemedim. yardım bekleyen ama yardım çağrısı önemsenmeyen kaç insan varsa umarım bir çıkış yolu bulur birileri dokunur hayatına
  • "epub" versiyonunu bulamadığım hakan günday kitabı.

    bir-iki siteden buldum ama sayfalarına harf koymayı unutmuşlar. elinde düzgün dosya olup da paylaşmak isteyen olursa yollarını gözlerim...
  • hakan günday ın okuduğum ilk kitabı. hani bazı filmler vardır ya old boy gibi hem gözlerinizi alamadan izlersiniz hem de huzursuz olursunuz. işte tam olarak benim için bu kitap öyleydi. rahatsız olmama rağmen elimden bırakamadım, iki günde bitirdim. şimdi biraz ara vermem lazım daha sonra hemen diğer kitaplarına başlayacağım. ilk sırayı da daha ya vereceğim.
  • yaklasik 5 yildir kitaplari konusunu, arka kapagini vs. okumadan, hicbir fikir sahibi olmadan, genelde yaptigim arastirmalara, yorumlara, goodreads puanina guvenerek okuyorum. hakan gunday sagolsun su ana kadar iyi kitaplari lezizlestiren bu huyumdan omur billah vazgectim. simdi az'i bitirdim ve ben bu kitap icin nasil boyle bir hata yaptim inanamiyorum. resmi tanitim yazisindaki tarikat vb. keywordleri gormem uzak durmam icin yeterli olurmus meger! turk yeralti edebiyati buysa benim icin basladigi yerden bitmistir..

    yazarin diger kitaplarini okumadim, okuyacagimi hic sanmiyorum. bu kitabi da en basinda, ilk defa kaldigi yatili okul yurdunun ranzasinda, duvarda gordugu catlaklari yorumlayan ve orumcek zannederek kendini bosluga atan kizin hatrina okudum resmen. gunday'in zeki ve yetenekli oldugu yaptigi tasvirlerde belli. kitabi "bos" yazmiyor. ama yazdigi konu sadece gercek disi degil, rezil. sonunda yaptigi (bu sirada kitabin yarisinda iki tane derda'nin oldugunu ogrenmek bir sok yaratti evet) oguz atay vurgusu bile tat vermedi, hatta son sayfasinda oguzcum ataycim niye bu ise alet oldu diye sinir bile oldum.

    sesli kitabi storytel'de var. cok da basarili seslendirilmis. ancak hayatini zehir etmek isteyenlere bile tavsiye etmem.
  • o e a harflerinin iç içe geçmesiyle başlayan bilinçsiz anarşizm hareketi..

    güzel karakterleri var, güzel kitap geneliyle ama karakterler çok fazla iç içe mesela hakan, murat, hasan karakterleri geçiyor konu içerisinde. hakan ve hasan bir olay yaşanıyor sonra hemen bir şekilde murata bağlanıyor bu arada kitabı düşürüyor ama yine bu güzel bir kitap bence. 3 yıldır kadar hakan günday okumamıştım. iyi geldi, yeraltı edebiyatı sonuçta basitten elde etmek üzerine dayanır, kurulan cümleler de bu kitabın bir yeraltı tarlasındaki harmanını işaret eder bende.

    tarikatlar, cemaatler, ağalar, şıhlar ve onların modern sağ kolları güzelce irdelenmiş. yazsam yazarım daha, iyisi mi daha'dan devam edeyim.
  • “belki de bu sayede hayat devam ediyordu. kimse, neye neden olduğunu önceden bilmediği için... çünkü her davranışının zaman içindeki bütün sonuçlarına önceden tanıklık eden kişinin ilk tepkisi, büyük ihtimalle, durmak olurdu. durmak ve durdurmak. dehşet içinde. hareket etme korkusundan kalbi durana kadar. çünkü her hareketin nihai sonucu acıydı ve belki de, insanoğlu bunu bilse, hiç doğmazdı. belki de daha kötüsü, bütün bunları bilse de doğmaya devam ederdi. ne de olsa, insandı ve doğası gereği arsızdı. doğmak için her şeyi yapardı. gerekirse karnından çıktığı annesinin leşini doğumhanede bırakır, hatta dünyaya ikizine yapışık bile gelir, ama yine de doğardı...”
  • hakan günday’ın neredeyse bütün kitaplarını okuyan biri olarak, bu romanın yarısına geldim. yazarın kalitesinin oldukça altında olduğunu söyleyebilirim. öte yandan akıcı bir kitap.
    o kadar güzel kitabı arasında nazar boncuğu işlevi gördüğünü söyleyebiliriz.
  • storytel ile dinleyerek bitirdiğim hakan günday romanı. ilk sayfası ile birlikte beni kendine çekti. yazarın kendi sesinden dinlemek de ayrı bir keyif oldu benim için. serviste geçirdiğim saatlerde dinleyerek bir haftada bitirdim. yer yer sıkıldığım yerleri olsa da tarikat, yoksulluk, edebiyat temalarını güzel işlemiş. karakterler ve psikolojileri de okunmaya değer kılan başka bir etmen. kısmen tesadüfler bıkkınlık verse de bir zaman sonra kurgunun akışına bırakıyorsunuz. storytel de hakan günday'ın kitap hakkında yaptığı " ilk sayfası" isiminde otuz dakikalık bir söyleşi var. bitince muhakkak dinlemenizi öneririm.
  • --- spoiler ---

    bu hayatta kimseye hiçbir şeyi tam olarak anlatamayacağını anlamıştı.biri için ölüm kalım meselesi olan, diğerinin gözünde toz kadardı.

    --- spoiler ---
  • kitabı bitireli henüz birkaç saat oldu. kitap hakkında yazabilmem için günlerin geçmesini beklemem lazımdı aslında. tutamadım kendimi yine de.
    az: iki harf arasında kaç ömür vardır bilinmez.
    öncelikle hakan günday'ın karanlık dünyasını seviyorum. hakan günday edebiyatını seviyorum. ilk olarak daha'yı okumuştum. sonra az. beni daha ne kadar etkileyebilir ki diye her yeni kitabına başladığımda daha fazla etkileyeceğine de emin oluyorum.
    az, iki farklı öykü, iki hayat kesişmesi, iki acı hayat. detay vermeden daha nasıl anlatabilirim bilmiyorum.
    güneşin doğmaya utanmayacağı bir hayat diliyorum.