şükela:  tümü | bugün
  • hakan günday’ın neredeyse bütün kitaplarını okuyan biri olarak, bu romanın yarısına geldim. yazarın kalitesinin oldukça altında olduğunu söyleyebilirim. öte yandan akıcı bir kitap.
    o kadar güzel kitabı arasında nazar boncuğu işlevi gördüğünü söyleyebiliriz.
  • storytel ile dinleyerek bitirdiğim hakan günday romanı. ilk sayfası ile birlikte beni kendine çekti. yazarın kendi sesinden dinlemek de ayrı bir keyif oldu benim için. serviste geçirdiğim saatlerde dinleyerek bir haftada bitirdim. yer yer sıkıldığım yerleri olsa da tarikat, yoksulluk, edebiyat temalarını güzel işlemiş. karakterler ve psikolojileri de okunmaya değer kılan başka bir etmen. kısmen tesadüfler bıkkınlık verse de bir zaman sonra kurgunun akışına bırakıyorsunuz. storytel de hakan günday'ın kitap hakkında yaptığı " ilk sayfası" isiminde otuz dakikalık bir söyleşi var. bitince muhakkak dinlemenizi öneririm.
  • --- spoiler ---

    bu hayatta kimseye hiçbir şeyi tam olarak anlatamayacağını anlamıştı.biri için ölüm kalım meselesi olan, diğerinin gözünde toz kadardı.

    --- spoiler ---
  • kitabı bitireli henüz birkaç saat oldu. kitap hakkında yazabilmem için günlerin geçmesini beklemem lazımdı aslında. tutamadım kendimi yine de.
    az: iki harf arasında kaç ömür vardır bilinmez.
    öncelikle hakan günday'ın karanlık dünyasını seviyorum. hakan günday edebiyatını seviyorum. ilk olarak daha'yı okumuştum. sonra az. beni daha ne kadar etkileyebilir ki diye her yeni kitabına başladığımda daha fazla etkileyeceğine de emin oluyorum.
    az, iki farklı öykü, iki hayat kesişmesi, iki acı hayat. detay vermeden daha nasıl anlatabilirim bilmiyorum.
    güneşin doğmaya utanmayacağı bir hayat diliyorum.
  • kurgusunun tamamıyla imkansız tesadüflere dayandığı ancak buna rağmen kitabın içerisindeki karakterlerin bir şekilde hayatıma giren insanlardan veya bazı dönemlerimden izler taşıması sebebi ile bir solukta okuduğum bir kitap oldu. benim açımdan kitap ile ilgili eleştirilebilecek 2 nokta var. birincisi bu tesadüfler silsilesinin yoğunluğu, hatta öyle ki o an uzaylılar inse kesin bizim kahramanlar ile bir bağlantısı olacak izlenimi uyanıyor sizde. ikincisi ise mezarlık çocuğu kısmının ilk bölüme göre biraz basit kalması. ama bunlara rağmen güçlü ve etkileyici bir kitap. son olarak kitapta belirtilen şarkıların olduğu bir playlist olsa da dinlesek diyesi geliyor insanın.
  • “az aslında çoktur.”
  • (bkz: aaz)
  • bir hakan günday romanı.

    ''herkesin öyle bir hikayesi yok muydu? başlayıpta bitiremediği çünkü kimsenin dinlemediği. içine atmak diye bir şey varken anlatmaya ne gerek vardı? içine atıp sifonu çekmek varken. alkolle dolu sifonu.''

    ''kendi içimde tutsak olduğumu diri diri gömüldüğümü nasıl bilebilirlerdi? imdat çığlığı atmamışım ki.''
  • (bkz: #88504740)
  • diğer hakan günday kitapları gibi sürükleyici ve karanlık tam da sevdiğim gibi. ama bir sıkıntısı var kitabın, çok fazla tesadüf barındırıyor. özellikle ingiltere kısmında haddinden fazla tesadüf vardı. kitaba bir şekilde yedirilirse tesadüflerle bir sıkıntım yok ama burada çok üst üste gelmiş bu kadarı çok fazlaydı. diğerlerine göre bu kitabı daha "az" beğendim ama yine de sevdim çünkü hakan günday'ın kitaplarındaki o karanlık atmosferi ve o atmosferin içine çekilmeyi çok seviyorum. son olarak hakan günday okumaya başlayacak olanlar bu kitabı başlangıç kitabı olarak seçmemeliler.