şükela:  tümü | bugün
  • vekil tayin edilmiş kişinin görevini geri alma...
  • gorevden alma*.
  • hakan günday'ın son kitabı...

    arka kapak tanıtım yazısından :

    deha ve delilik arasında seyreden bir hayat...
    "önemli olan, tanrı'nın bir enstrüman yaratmış olmasıdır. insan denen bir enstrüman. ancak yarattığı müzik enstrümanını çalamayan bir usta gibi, tanrı da insandan doğru sesi çıkaramamıştır. bu yüzden, tanrı hariç bütün güçler insanı çalmış ve özellikle de şeytan en güzel melodilerini onunla bestelemiştir."

    sahip olduğun her bilgi, içinde çürüdüğün bir hücredir.

    azil, içinizdeki derin uçuruma; düşünme, fark etme ve görme uçurumuna düşmek için bir fırsat. ayaküstü düşebilirseniz ne âlâ! aksi takdirde hakan günday'ın bir sonraki romanını bekleyecekseniz...

    teknoloji, insanların davranışını, ahlakını, sosyoekonomik ilişkilerini, asla geri dönülmeyecek bir biçimde değiştiriyor.
    söz konusu değişim, insanlığın amacından sapmasına ve doğadışı, adsız bir türün yeşermesine neden oluyor.
    insanlığın bin çabayla iki bin yılda yarattığı asgari ahlak, elli yılda televizyon tarafından çiğneniyor.
    ve on yıldır da internet tarafından yutuluyor.

    bireyin yalnızlığı, toplum dışına çıkmasıyla sonuçlanıyor.
    toplum dışına itilen (ya da bunu kendi tercih eden) birey, kendi doğrularını yaratıp onlarla yaşamaya başlıyor.
    zamanla toplum ile birey arasında genişleyen ahlak farkı, ikisinin de hastalanmasının temel nedeni oluveriyor.

    hakan günday "azil"de içinde yaşadığımız toplumsal yapıya yönelen eleştirisini, modern insanın “hiç”leşme sorunsalını, gerçek, hayal, kâbus arasındaki geçişler ile zaman ve mekân geçişlerini, yer yer sertleşen ifadelerle öyle ustalıkla aktarıyor ki, okuyucuyu adeta tokatlıyor.

    yazdıklarıyla uçları zorlayan genç yazar hakan günday her ne kadar yeraltı edebiyatı yapmadığını söylese de, insanı rahatsız ve tedirgin edici, hem sisteme karşı olan hem de sistemle iç içe geçen karakterlerine ustalıkla can veriyor.

    günday, ana karakteri asil’in psişik özelliğine ve dünya algısına uygun bir dili de büyük bir beceriyle kullanıyor.
    roman boyunca çok sayıda felsefi tanımlama ve tespit, ana karakterin üslubuyla sıralanıyor...
  • hakan günday'ın son kitabı. kinyas ve kayra'dan sonra hiçbir hakan günday kitabı aynı tadı vermeyecek duygusuna kapılan okurlara bu kitap ilaç gibi gelecek. bir solukta okudum, bir kez daha okumayı planlıyorum.
  • arapçada, hamileliği engellemek uğruna, kadının cinsel organının dışına boşalmak anlamına da geliyormuş...

    ayrıca ;

    çıktığının ilk günü alıp da hala okumaya kıyamadığım, karşılıklı bakışıp durduğumuz beşinci hakan günday kitabıdır...
  • (bkz: azletmek)
  • tuhaf bir yolla hayatlarımıza giren kitap.
    daha doğrusu, öncekilerden farklı olarak, hiçbir yol izlemeyerek belki de...
    sessiz habersiz kendini buldurarak.
    sürpriz yapan kitap.

    elbette yine kesinlikle bu dünyadan olmayan ama her nasılsa bir şekilde de bu dünyanın ta kendisi olan, ürkütücü, kendisiyle sevgi ya da nefret ilişkisi kurulamayan, çünkü kendisini bu ikisinin çok dışında bir yerlere koyan bir karakteri dünyaya salan...
  • adeta bir david lynch senaryosu, zamandan bağımsız kurguda ters köşeye yatan.

    hepsi birbiriyle çok küçük kesişim kümesinde aynı, büyük başkalaşım kümesinde farklı hakan günday kitaplarının beşinci halkası. -son halka demek anlamsız, devamı gelecek çünkü-

    sevilesi, evrilip bükülen, değişen, zıtlıklar arasında gidip gelenin aslında zıt değil aynı olduğunu kulağınıza fısıldayan ..... günday'ın ilahlaştırıp, arkasından küfürler savurduğu ama bazen sadece yazarak yok etmeye çalıştığı yanlızlığının ifadesi. yoksa değil mi ? asla emin olamayacağız di mi ? eh bunun neresi kötü ki ?

    okuyun .... piçten sonra ağzımda kalan kötü tadı silmeye birebir geldi .... ama baz piç olduğunu için değil ... iyi kitap çünkü ....
  • şaşırtıcı derecede iyi bir kurgu ve edebiyatla gerizekalı bir insanın gözünden (ya da beyninden) yaşadıkları anlatılıyor. 50. sayfaya kadar iyi bir felsefe kitabı gibi giden sonra sonra konuya giriş yapan, yaptıran, elde kalemle okunması gereken hakan günday'ın kinyas ve kayradan sonraki en iyi kitabı.
  • bu kitabı her zamanki gibi diğer hakan günday kitaplarıyla kıyaslarsak hakan günday'ın her kitabında değişime uğradığını fakat okunurluğundan birşey kaybetmediğini söylemeliyiz. azil'in diğer hakan günday kitaplarından ayrılan yanı tespitlerin ve tezlerin fizik temelli felsefeye oturtulması, azil karakterinin malafa haricindeki diğer kitaplarda olduğu gibi masal kahramanı tadında hayranlık yaratan karakterlerden uzak ve delilikle dahilik arasında sürekli olarak gidip gelen bir aptal olmasıdır diyebiliriz.

    azil'de siğer hakan günday kitapları gibi bir solukta okunup bitirilen bir kitap fakat sağlam kurgusuna rağmen olaylar yavaş ilerliyor bunun yerini tespitler almışki buda yazarın karaktertistiğine daha uygundur bana göre. bunun dşında azil'de daha önce hepimizin düşündüğü yada birçok yerde okuduğu felsefenin iyilik, tanrı, varlık, vb. konuları daha önce hiç karşılaşmadığımız biçimde anlatılıyor ve güzel br yemekten sonra ağzınızda kalan tadı aklımızda bırakıyor. azil hakan günday'ın son ve pek güzel kitabı. azil'de hikayeyi bazen asilden bazen mektuplardan bazen yazardan ve sürekli olarak değişen bir anlatıcıdan dinlememize rağmen kitaptan kopmuyoruz bu zor anlatım şekli hiç rahatsız etmeden sizi içine alıyor.

    azil hakan günday'ın bir sonraki kitabını okur okumaz beklemeye başlamamıza neden olan okunası kitap. fakat piç'i okuduktan sonra piç, kinyas ve kayra'yı okuduktan sonra kinyas ya da kayra olduğunu düşünenlerin asil olmayı düşünmeyecekleri kitap.