şükela:  tümü | bugün
  • bir cok felsefe kitabinin cevirmeni. bu sahsin maalesef cevirdigi hicbir sey okunamaz. egosu inanilmaz genis olan yardimli spinozanin torebilim kitabinin onune essek kadar bir sunus kismi yazmistir. kitabin icindeki ingilizce metin cogunlukla daha cok isinize yarar. kullandigi ozturkce dil o kadar anlasilmazdir ki 5 cumleden fazlasini mantikli sekilde takip edebilenin alnini karislarim.
  • çevirisini yaptığı kitapları anlamayı güçleştirse de kimi zaman, doğru olduguna inandığı tercihini başarılı bir şekilde yürütmekten ötürü takdire şayandır çalışmaları.
  • çevirilerinde zihin, mucize, zeka gibi kelimeleri yeterince türkçe bulmadığı için anlak, anlık, tansık gibi kendince-öz-türkçe karşılıklar kullanan, çeviri yapanın esere katkı anlamında pasifliğini mesele yapıp bunu aşmak için iddialı ve sivri önsözler, dipnotlar yazarak, ancak kitabın arkasına eklenen bir sözlükle anlaşılabilecek şekilde kendine ait bir "lexicon" "yaratarak" kendini tatmin yoluna gitmekte olduğunu düşündüğüm kişidir. *.
  • akıllara ziyan çevirileri olan, sayesinde azmedip filozofların metinlerinin orijinalinden okunabileceği kişi.
  • felsefe öğrencilerinin kabusu, artık çeviri yapmasın diye dua edilen kişi.
  • çevirileri gerçekten çok zorlayıcıdır. bu öyle "canım felsefeden anlamayan okumasın" gibi saçmalıklarla geçiştirilemeyecek boyutlardadır (zira okuma eylemi anlamak için yapılır). belli başlı tüm filozofların eserlerini türkçe yayınlamaya andiçmiş olmasından dolayı takdire şayandır velakin her çeviride kitabın arkasındaki sözlüğe dönüp dönüp bakmak da felaket oluyor. türkçenin somut bir dil olduğunu, "felsefe yapılmadığından" felsefe yazılmadığından ötürü (belki de aksi doğrudur) soyut kavramlardaki yetersizliğini anlıyorum ve fakat artık dile yerleşmiş bazı terimlerdeki bu ısrarı kavramak mümkün değil (örnek: eytişim = diyalektik, ırasal = karakteristik, andırım = analoji...). yazık ki memlekette doğru düzgün felsefe yayınlayan yayınevi olmadığı için alıp okuyoruz. çok uğraştım, kendimi de küçümsedim "yahu ayıp değil mi, insan kendi dilinde yazılanları anlamayıp gider ingilizcesine mi bakar" diye, ama artık pes ediyorum. bu şekilde geliştirilmeye çalışılan dil türkçe olmuyor zira, başka bir varlık. türkçe bilim dili olsun diye uğraşanlara da sonuna dek destek olunmalı ama ben bu desteği aziz yardımlı çevirilerine veremeyeceğim. elimde ideadan çıkmış bir kant derlemesi var, bitirince benim de bu yayıneviyle ilişiğim kesilecek, bir daha da kimse bu ülkede felsefe okunmuyor, insanlar geri zekalı, mal beyinli, cahil filan da demesin. seneler önce basılmış, çevrilmiş felsefe kitapları bu yazıya konu olanlardan çok daha aydınlatıcı, göz gönül açıcı(dikkatinizi çekerim "kolay" değil).
  • orta asya'ya hitap eden insan.
  • felsefe ile sosyal ve beşeri bilimlerden yaptığı çevirilerle bu konularla zor bela ilgilenen yurdumun okuyucularının neslini kurutmaya ya da metinleri özgün dillerinden okutmaya azmetmiş en öz türkçeci güzide çevirmenimiz.
  • endüstri sosyolojisi için son derece önemli bir kitapta endüstriyi "işleyim" olarak çeviren, kitapların orjinallerini fellik fellik aratan bir çevirmen. genel olarak kitabın alanına çok aşina olmayan çevirmenler yüzünden de farklı sorunlar yaşanmaktadır; örneğin hapishanenin doğuşu kitabında manifaktür olarak bırakılması gereken bir kelimenin fabrika olarak çevrilmesi, bağlam içinde okurda kafa karışıklığı yaratacak ve orjinali veya başka bir dile çevirisini okumaya itecektir. alanda çalışan ve kitabı orjinalinden okuyamayan kişi ise yanlış bilgilenmiş olacaktır. yine de bu, tam olarak çevirmenin hatası sayılmaz, yayınevinin kitabı alana hakim bir çevirmene vermesi gerektiğini gösterir. ama aziz yardımlı'nın çevirilerinde hakim olan öztürkçeci yaklaşım doğrudan çevirmenin yarattığı bir sorundur. çevirmenin kullandığı bazı kelimeler ve karşılıklarına örnek vermek gerekirse :

    değinişim: değişme, değişiklik (vicissitude);
    dizem: ritm;
    bağlılaşım: ilişki (correlation)
    almaşık: alternative
    özedimlileşme: otomasyon
    özeksel tasar: central plan

    ayrıca yaşam dünyası olarak bilinegelen bir kavramı da sosyal bilimler literatüründe kullanılan şekliyle kullanmayı uygun görmemiş görmemiş (ya da aramaya inanmamak) ve yaşantı dünyası, kılgı dünyası açıklamalarını sözlükte vererek terimi lebenswelt olarak bırakmıştır.
  • halkı felsefeden soğutma kurumu genel başkanı