şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
1508 entry daha
  • --- spoiler ---

    baskı karşısında doğruyu söyleyememekle (bkz: engin günaydın) başlayıp
    takılarak (kolye nerede.?)
    tepkisizlik (bkz: fatih artman) ve çekimserlikle (bkz: haluk bilginer) devam edip
    yalanlarla finale gelerek ifşayla biten bir film..

    çok daha detaylı tabii..

    baskı çok ısırarcı..
    sevgili* de patron* da yeğen* de birer baskıcı..
    "ifşa"nın girişinde, kızlarının* gizli çekimle elde ettiği ebeveyn çatışması konulu videolarıyla internette fenomen olmalarının getirisini ballandıran, dallanıp budaklandıran anne* ve baba* karakterleri baskıyı başka yönden işliyor..

    fırını yaktıktan sonra aradığı dönercinin, beklediği hizmeti verememesine rağmen telefonu açmasına yani karşısındakinin tepki vermesine tepki veren bir tepkisiz mevcut..adamın o sahnedeki isyanı çok tutarlı..hastanedeki tavrı da..

    sadece tv'ye duyarlı abla* ve ateş görünce bağıran enişte* de diğer tepkisizler; doktor ziyaretine değin..
    bir uzmana itibar edilmesi normalken, filmde doktora* bile yalan söyletmişler (denyo teşhisi..) ki bu tür insanların gözlerinin önündeki gerçeği bir yakını değil de başkası söyleyince anca idrak edebilmelerinin altı çizilsin..
    çocuk da zaten dayısını örselemek için ihtiyacı olan zımbırtıyı, doğruyu perdeleyerek elde ediyor (boyum yetişmiyor..) ve bu ilk yanlışında bir uzmanla yüzleşiyor..

    patronla ilgili bir yığın şey yazılabilecekken, duvarında asılı diploması olmayan bir doktor "acaba mı" dedirtecekken çoğu izleyici karakterlerden çıkıp bir iki kelimeye takıldı..aynı enteresanlıkta, ana karakterin yalnız kalma çabası dikkat çekmiş ama yalnız bırakmama çabası da var; baştan sona hesabı sorulan kolye vurgusunun da senaryodan kopmayan bir amacı..

    bir ölünün*, hayattayken en son kandırarak bırakabildiği (canım üzüm istedi..) kişiyi ölüme daveti de bazı adımları dileyen bir çekimser için kendini ya da birini kandırmadan fişi çekmenin imkansıza yakın olduğu; bu ikisi de yanılmıyorsam kendilerinden daha sağlıksız bir hayat tarzı olan diğer bir karaktere* göre önden ve hastalanarak yani neredeyse haksızlıkla gidiyorlar gibi gösterilmiş ki bu son iki paragraf benim zorlama çıkarımım olabilir..

    rezil olmanın bir getirisi (izlenme sayısı),
    zamanında gösterilen ilginin bir getirisi (ev),
    ifşanın bir getirisi (tanınırlık),
    baskının bir getirisi (kolye-aslında tasma),
    yalnızlığın bir getirisi (şeker-burası çok su kaldırır) vs. vs..

    iki satır yazayım, yalan deyip geçeyim dedim hatta film akarken bu kadar düşünmemiştim bile ama görüldüğü üzere bu yapım kendini bazılarımıza öyle ya da böyle izletmiş..

    karakterler kapalı olsa da oyunculuklar gayet net, müzikler de hoş, tebrik ederim..

    (bkz: durul taylan)
    (bkz: yağmur taylan)
    (bkz: berkun oya)

    --- spoiler ---
  • erbil ve alp karakterlerinin hikaye içerisindeki gelişimi harici elle tutulur bir durumun olduğunu düşünmüyorum film hakkında. ki bence erbil haricinde psikolojik, fizyolojik ve sosyolojik çözümlemesi yapılabilecek üç boyutlu karakter yok hikayede. hikayenin temposu da, diyalog akışları da izlemeyi diri tutmuyor. bir çok suser kardeşimin belirttiği ölçüde kara mizah - sürrealist diyalog çeşitliliği yetersizdi.

    yalnızlığı böyle yaşamak da varmış, en azından zihinde.
  • gayet başarılı, izlerken keyif veren, günümüz beyaz yakalısının yalnızlık, hanzo bir aile, farklı sınıflardan ve bağ kur-a-madığı “iş arkadaşları”yla çevrili hayatını güzel ve yormadan veren bir film olmuş. yukarıda bir tespitte zamanın durması ve olası “azizler” arasında seçim yapılmasından bahsediliyordu, kesinlikle katılıyorum. bu filme “en kötü” diyen de gitsin bokuyla oynasın.
  • fikirler iyi, karakterler de fena değil ama konu hiçbir şeye bağlanamamış, her şey yarım kalmış. şöyle 8-10 bölümlük bir dizi olsa daha iyi olacakmış gibi.
  • şu kadroyu bir masa etrafına topla, 1.5 saat sohbetlerini çekip yayınla. valla bak senaryoya falan gerek yok. çiçek gibi video olur. ne anlattınız da biz anlayamadık yani şimdi?

    t: yalnızlık temalı olduğu iddia edilen ve fularlı tayfa tarafından çok beğenilen şey.
  • filmdeki aşırı bohem ortam içimi boğdu. yalnızlık fobimi depreştirdi resmen.

    bir de caner karakteri muhteşem olmuş. her sahnesinde kahkaha attım :)
  • çok kötü bir yerli netflix filmi olan 9 kere leyla'dan daha kötü olan yerli netflix filmi. 9 kere leyla'nın çok kötü de olsa anlatmak istediği bir konu var en azından ama bu filmde o da yok.

    izlerken zaman zaman black mirror, zaman zaman da truman show'dan kesitler hissettim yalan yok. ama sırf böyle diye de özentilik yapıp "çok cool film ağğğbiii" falan demeye gerek yok. bayağı bayağı berbat film.

    haluk bilginer'e de artık bir sakin olmasını öneriyorum. her işiyle yıllardır kendi elleriyle yarattığı imajı mahvediyor herif daha çok. anladık dijital işlerde yer almak hoşuna gidiyor ama biraz daha seçici ol be abi. masum gibi şahsiyet gibi kaliteli işlerde görelim seni. al pacino da yaşlandıkça ayarı iyice bozdu haluk bilginer de onun yolundan gidiyor :)
  • komedi filmi diye izleyecekseniz izlemeyin. hatta hiç izlemeseniz birşey kaybetmezsiniz. sıkıcı bir film.
  • ben ne izledim şimdi ? her filmde mesaj vereceğiz diye anasını siktiniz türk sinemasının, böyle sinema olmaz olsun.içim şişti resmen mesajınızın amk
  • berbat
157 entry daha