şükela:  tümü | bugün
  • atatürk tarafından istanbul'dan ankara'ya çağrılıp ankara'da karpiç restoran'ı açan kişi.

    http://www.radikal.com.tr/…25/yazarlar/cunyyy.shtml
  • ünlü süreyyayı da yetiştiren, cumhuriyer çocuklarına hizmet adabını öğretmiş kişilik.
  • ahmet muhip dıranas şöyle anlatıyor: "bu adam hayatında ne bir kitap yazmış, ne bir heykel yontmuş, hülasa, kaba taslağınca hiçbir şey yapmamıştı. fakat o, gözlerine bakış denen şeyi öğretmişti. karşısındakilere başka gözlere nasip olmayacak öyle bir güzellikle bakıyordu ki, insan onun sadece bu harikulade bakışı elde edebilmesi için, gözlerinin terbiyesine ve kemaline, en az, bir ömür harcamış olması lazım geldiğini düşünüyordu. gözleri onun eseriydi.
    hayatta, bir bakışa, kemal vermek kadar kişisel, iddiasız, hatta bencil bile olsa, tek bir maksada yönelme, tek bir esere 'vakfı hayat' edebilme; insanlık budur. bunun altında, insanların kazandıkları zaferleri mucize olmaktan çıkaran bir sır gizlidir. o ihtiyar şayet gözlerini daha az düşünüp bir yandan da başka bir esere emek verseydi, ne bakışlarını o kemale ulaştırır, ne de öteki eserini istediği gibi tamamlardı. şaheserler kendilerine gösterilen büyük ve mutlak vefakârlıkların çocuklarıdır. bilir misiniz bana bunları düşündüren nedir, kimdir? geçen akşam yetmiş üçüncü yaş yılı kutlanan baba karpiç. baba karpiç bu insanlardan biridir. lokantasıyla civardaki evi arasında gidip gelen, yirmi seneden beri yenişehir'i görmemiş, yahut görmek lüzumunu duymayacak kadar kendini eserine, işine vermiş olan bu insan, bir beethoven nasıl musikisine, bir rubens nasıl resmine bağlı ise, aynı sanat aşkı ile aşevine bağlı kalmıştır. o kendi işinde ve kendi çapında bir şaheser yaratmaya hayat bağlamış bir sanatkârdır. mesleğinde adeta ekol kurmuş, talebeler yetiştirmiş ve tuttuğu mütevazı işinin de, kemal denen mertebede bir yeri olabileceğini ispat etmiştir."
  • jüri georges karpovitch. nurullah ataç, "bize yemek yemeyi öğreten insandır," der onun için...
    örtüleri, peçeteleri, çatal bıçağı her serviste değişen asri bir lokantanın kurucusu.
    ankara ile kalmamış, 1935-42 yılları arasında o zamanların muteber yazlığı yalova'da da kaplıca lokantasını işletmiş.
    genç gazetecilere, yazarlara faturaya yansıtmadığı bol ikramlarda bulunur, onlardan çoğu kez içki parası almazmış.
    personel yetiştirmeye de büyük önem vermiş, çoğu hemşinli olan yüzü aşkın kişiyi sıkı bir disiplinle eğitmiş. o yüzden mesela falih rıfkı atay, "anadolu'nun neresine gitseniz ve hangi otel veya lokantada üstü başı, hali tavrı düzgün bir hizmet adamı görseniz karpiç lokantası'nda staj yapanlardan biri olmak ihtimali vardı," der.
    bu işine alabildiğine titiz, gönlü alabildiğine bol insanın, öldüğünde yetmiş bin lira borcu olan bahçelievler yapı kooperatifi'ndeki evinden başka mal varlığı yoktur.
  • baba kerpiç evden aldım zulamı
    gurbet mi burası yoksa sılamı
    yitirdim yollarda göçek balamı
    erir içim erir erir kan gider

    isim, ilk iki kelimesinin benzerliği dolayısıyla bu türküyü aklıma getirdi, burada dursun.