şükela:  tümü | bugün
  • genelde anne ve kocası ilişkisi şeklindedir oğul hep 3. kişi misyonunu üstlenir, bu sebebten dolayı ikili bir ilişki olma ihtimali imkansızdır. babadan gelecek bir istek bir uyarı genelde anne tarafından iletilir oğula, anne önce kocasının ağzından çıkanları iyi dinler, özetler ve tonlamaları yumuşatarak anne şefkatinide kattıktan sonra oğluna iletir.
  • olgun, tecrubeli erkek, genç erkek ilişkisidir;
    iki erkek ilişkisidir;
    babanın oğlu üzerinde iktidar kurduğu ilişkidir;
    oğulun babaya kafa tuttuğu ilişkidir;
    oğulun kendini ispat ilişkisidir;
    babanın model olduğu veya model alınmaktan sakınıldığı iliişkidir;
    ama tuhaf bir şekilde nadiren; iki insan ilişkisidir; saydığım diğer ilişkiler, bunun çok da önünde gider. iki insan ilişkisi daha çok geri planda kalır.

    kadınlar tarafından anlaşılması güç belki anlaşılmayacak ilişkidir.

    (bkz: türkiyede erkek olmak)
    (bkz: toplumsal cinsiyet)
    (bkz: babayla capkinlik yapmak)
    (bkz: sağlıklı erkek)
  • baba kiz cercevesinden ele alacagim- ama yine de cok aydinlatici olacagina eminim. buyrun:

    zaman zaman, babamla yasar gibi oldugumu hissettigim iliskidir baba ogul iliskisi. babam, annemi oylesine kendisine "hizmet eder" bir varlik olarak gormeye kosullanmis ve oylesine cocukca kiskanirdi ki, yani babamin kizi degil oglu olsam onunla iletisimim bu boyutta olurdu. annenin yuksek derecede ve ozel ilgisine mazhar bir cocuk olup, babayla anlasamamak birbiri ile celisen iki sey degil zaten ilk bakista.

    fakat bildigim herhangi bir kiz cocugundan farkli olarak, mesela ne otoriter "sen kizsin otur asagiya" tarzinda ne de "sen oglanlarin yaptigi seyleri yapamazsin"i (en azindan teorik olarak) yasamadim. (en fazla yazlikta oglanlar, sunnet hediyesi olarak tabanca aldiginda, "kizlar tabanca ile oynamaz" dendi ve tabancasiz birakildim-aha: penis haseti)

    gerci babam ben 10 yasindayken basladigi "ben kizima 12 yasinda araba kullandircam" (ki sonra 15 ve 18 olarak devam etmis ve en sonunda annemin bana ehliyet sinavindan once ders vermesi ile son bulan); veya genel olarak "ben x yasina gelince kizima su haklari taniyorum- hem de erkenden! onu cok seviyorum" olarak ozetleyebilecegim heyecanli palavrasinin gerceklesmemesini, "sozunu tutmamasi" olarak algilamadim. cunku biliyordum ki, oglan da olsam "ben istemezsem"*, o bana kendiliginden araba kullanmayi ogretmeyecekti. hatta erkek olsaydim bana kadinlar konusunda da yardimci olamayacakti, adim gibi eminim. karismamayi sececekti- ancak kriz anlari gelene kadar bekleyip, problemi dramatik sekilde cozecekti. ama karsisinda dramanin sok etkisini absorbe edecek bir "erkek" olsa daha dramatik davranacagini biliyorum. sanirim erkek olsam, babami birkac kez dovmustum simdiye dek (ki ailemizde dayak bir sorunsal olarak yer almaz).

    isin can alici noktasi- su an su satirlari yazana dek farketmedigim-, benim bugun babamla en iyi iletisimde bulundugum nokta "baba ogul" gibi konusabildigimiz anlardir. ne zaman baba kiz moduna gecersek, kavga edecegimizi biliyorum. sinirliyiz iletisimimizde, dikkatliyiz, ama bu sekilde olmasi cok daha iyi. eger boyle bir moda sahip degilseniz, babanizin oglu olmaktan korkuyorsaniz, hic merak etmeyin bu emniyet modu bir gun gelecektir iliskinize, onu demeye calisiyorum.

    benim icin sasirtici olan su: ogul olmak, baba ogul gibi iletisimde bulunmak, daha once (cocuklugumda) hic emniyet subabi olmamisti iliskimizde. tam tersiydi aslinda; cunku sonuna kadar gidip, belli bir noktada babaya karsi "aa ben kizim, oglun degilim" deme sansimi kullanmis (veya annem tarafindan kullandirilmis) bir insan olarak, baba ogul iliskisinde emniyet subabinin var olmadiginin farkindayim. risk altinda oglanlar yetisiyor hep. anne kanadina siginamayacak kadar erkek, ama babanin sozunden cikamayacak kadar da bagimli bir cocuk cunku erkek cocuk.

    bana kizmayin ama, karsilikli yeterince bencil olunabildigi sure oyunca, baba ogul iliskisi problemsiz ilerliyor turkiye'de yuzeyde. ama derine inilmesi zor, cok cok zor. biraz yamuk baktim **, kendi soylemek istediklerimi amac, bu iliskiyi arac olarak kullandim bu entrimdeki anlatimimda, ama buyuk turk dusunuru mehmet ali erbil'in dedigi gibi hangimiz arac degiliz ki..
  • benim gibi pek çok insanın ne anlama geldiğini bilmediği bir ilişkidir.
    (bkz: babadan nefret etmek)
  • eğer babanızla beraber çalışıyorsanız ilişkiniz gayet sıkıntılı olabilir. size hem babalık hem de patronluk yapar. sizden kendisinin hiç bir zaman yapmadığı, yapamadığı ve yapamacağı işleri ister. yaptığınız işleri beğenmez, beğense de yüzünüze karşı bunu söylemez. diğer çalışanlarından sizi hiç ayırmaz hatta daha kötü bile davranır ama bunların hepsinin bir amacı vardır sizi çalışma hayatına en iyi şekilde hazırlar size öğretmenlik ve ustalık yapar sizin o olmadan da ayaklarınızın üzerinde durabilmenizi sağlamaktır.
  • oğulun yaşı ilerledikçe ego çatışmasına dönen ilişkidir.

    olaya baba tarafından bakacak olursak: sürekli "senin benden daha iyi yerlere gelmeni istiyorum, benden her yönden daha iyi olmanı istiyorum" diyen baba aslında içten içe bunun böyle olmasını çekemez, kendine yediremez. "dün boktun bugün koktun" ya da "daha dün portakal suyumda vitamindin" diye düşünürek oğlunun büyüdüğünü inkar eder. "nasıl olur da benden çok şey bilebilir ki" diye düşünür ve bilmediği şeyler hakkında bile atıp tutar. oğlu kaç yaşına gelirse gelsin hala o kıçını yıkadığı bebek gelir gözünün önüne, bu da tabi onun hiçbir şeyi kendinden iyi bilemeyeceği anlamına gelmektedir baba için. babanın uzmanlık alanı olmayan bir dalda yıllarca okusa bile böyledir bu, oğul babanın gözünde babadan iyi bilemez hiçbir şeyi. o, ondan çıkmıştır zaten nasıl bilebilirdir ki. yıllarca onun için para kazanmıştır, kendi yememiş ona yedirmiş, kendi giymemiş ona giydirmiştir arabesk tabirle. şimdiyse oğlu bütün bu fedakarlıklara rağmen, çıkmış nankörlük yapıyordur. allah ona muhtaç etmesindir. ne de olsa baba oğula bağ bağışlamış, oğul babaya bir salkım üzümü çok görmemiş midir?

    oğul açısından bakalım bir de: yıllarca gözde idol olan, her şeyi bildiğine inanılan babanın tahtı onlu yaşların başlarından itibaren sallanmaya başlamıştır. önce "babam da her şeyi bilmiyormuş canım"la başlayan süreç "babamın da bildiği hiçbir şey yok be"yle tamamlanır. artık gencimiz babaya saygısını yitirmiştir. bunda babanın oğulu hiçe sayması, dediklerine güvenmeyip en bilmediği konuda bile atıp tutması son derece etkili olmuştur. babalık içgüdüsüyle her şeye karışması, her şeyin kendi istediği gibi olması gerektiğini düşünmesi oğulu sıkar. babanın bu hakları üstünde elde etmesinin tek sebebinin kendisine bakıp büyütmesi, para kazanması olduğunu düşünen genç her geçen gün artan bir istekle kendi parasını kazanıp bu esaretten kurtulmanın hayallerini kurar. ama genelde bunun için de kıçını kımıldatıp bir şey yapmaz, rahatı yerindedir çünkü. bir yandan da kendisini babasına borçlu hisseder. bu da tartışmalarda bazen biraz daha ezik, bazense biraz daha agresif olmasına sebep olur.

    sonuç olarak; bu iki bakış açısı bir araya gelince tartışma da kaçınılmaz hale gelir. bu ikili her fırsatta tartışırlar, olansa arada kalan anneye olur. iki tarafı da daha anlayışlı olmaya ikna etmeye çalışır, fakat iki tarafın da elinde değildir. birisi kendini frenlese diğeri duramaz. ikisi de frenlese en fazla iki, bilemedin üç kere frenleyebilirler. sonra gene kaçınılmaz son gelir. uyumlu bir baba oğul ilişkisi için iki tarafın da gayreti gerekir, bakış açılarını değiştirmeleri, birbirlerine daha anlayışlı yaklaşabilmeleri gerekir. ama bunu yapmak iki taraf için de zahmetlidir gerçekten.
  • (bkz: le fils)
  • deniz kandiyoti'nin "erkeklik paradoksları" başlığı altında incelediği ilişki...
  • ana kız ilişkisi kadar teklifsiz değildir.
    hani ne kadar yakın olsa, sanki biraz uzaktır yine de.
    ve teklifsizlik bazen o kadar da matah şey değildir.
    bazen, biraz teklif gerekir.