şükela:  tümü | bugün
  • ömrünüz boyunca alabileceğiniz en güzel birkaç haberden biri belki de birincisi.

    yaşayabileceğiniz en coşkulu heyecan. güzel bir bahar gününden daha güzel ne olabilir diye düşünürken çalan bir telefon ile alınan bir haber akan suların yönünü değiştirir. insanın hayatında bambaşka bir dönem başladığının ayak sesleri gibidir, daha fındık kadar olan bu canlı dünya kadar büyük bir mutluluğun sebebi oluverir.

    yüzünde boş bir gülümseme, işyerine hiç de uygun olmayan bir coşkuyla her telefona gülerek cevap verirsin, şirket sahiplerine abi izmir de havalar nasıl gibi anlamsız cümleler kurar üzerindeki pozitif enerji ile bu saçmalamaların sempati ile karşılık aldığını görürsün şaşırarak. her saniye bebeğin annesini aramak, öpmek, sarılmak, heyecandan havaya kaldırıp dönmek gibi saçma sapan eylemler geçer aklından.

    bir anda acayip uzun vadeli ve bir o kadar komik gelecek planları yapmaya başladığını fark edersin. kız mı erkek mi ikiz olabilir mi yok olmasın zor bakılır ya da olsun bir anda ikisi de aradan çıkar anaokuluna ne zaman verilecek moldovalı bakıcı mı bulsak evde mi kalacak bakıcı ev küçük gibi tam da zamanında aldık o koşu bantını. (bkz: bu böyle sürer gider)
  • tabi planlı bir baba olma hadisesi tavsiye edilir.. ve sonuçta çokta mutlu olunulur..
  • şarkıların bu kadar güzel, kelimelerinse kifayetsiz olduğunu öğreten bir andır.
  • - beyler bunu söylemek çok zor ama leşçi hilmi abiyi kaybettik!
    -eee baba kim olacak şimdi!
    -suphi olsun demiş vasiyetinde!
    -vay şanslı ipne. baba oldun suphi!
    -baba oldum, allah bağşlasın beni baba oldum!
    -tavuk kesemez lan bu salak!
  • tecrübe edenleri kıskandığım, benim ise en az 1 en fazla 2 kez tecrübe etmek istediğim şey..
  • düşman sayısını artırır, sevdikleriniz ölür.. dikkat etmek lazım
    (bkz: the godfather)
  • insanın suratına mal bir gülümseme yapıştıran olaydır bu. resmen mal mal sırıtıyorum. ki çocuklardan pek hoşlanmam, kucağıma alıp sevmem, sıkıştırmam. başka bir duyguya cidden benzemiyor. sigarayı bırakmamış olsam içeceğim sigara hayatımda şimdiye kadar içtiğim en tatlı sigaralardan birisi olurdu.
    unutmadan, isteyen herkese nasip olmasını diliyorum.
    (bkz: çok mutluyum lan sözlük)
  • 1 saat önce 2. kez bu durumla karşılaştım, daha tam idrak edemedim sanırım ama her anında içinde streste barındırır.

    hayattaki rolün 2. kez köklü şekilde değişir, babanızın çocuğuyken kendiniz baba oluyorsunuzdur.
  • 2 nisan 2011 cumartesi

    9 aylık evliyiz. evde camış gibi yatıyoruz. hop bir telefon, arayan liseden arkadaşım, "hadi yemeğe gidelim" diyor bana. hanımdan göz ucuyla onayı alıp "tamam" diyorum. apar topar hazırlanıp arkadaşım, nişanlısı ve +1(liseden başka bir arkadaşım) mizle buluşmak üzere dışarı çıkıyoruz.

    mekan güzel, yemek güzel, rakı güzel, sohbet güzel. içtikçe güzelleşiyor kafam ve başlıyorum saçmalamaya gevezelik etmeye. evlenmenin kötü yanlarını anlatıp nişanlı çifti huzursuz etme planlarım dört dörtlük işlerken, beklenmeyen darbeyi eşimin kırılmış, kızmış gözlerinden alıyorum. bu durumdan nasıl kurtulurumu düşünmeye başlıyorum, nasıl yumuşatırım hanımı derken "hadi burdan bize gidelim kahve içmeye" diye çıkıyor ağzımdan.

    eve gelmişiz, biz playstation da maç yaparken hanımlar kahve hazırlamakla evlilik hazırlıkları ile ilgili muhabbetin belini kırmaktalar. sonra yanımıza gelip bizi haras etmenin daha keyifli olacağına kanaat getirmişler demek ki çöküyorlar zebani gibi salona.

    sonrası biraz garip, eşim ortadan kayboluyor gidiyor geliyor gidiyor geliyor. "ulan ne şanslı herifim arı gibi benim hanım" diye geçiriyorum içimden. sonra içerden sesleniyor benimki. "kaska, bi gelir misin hayatım prizi sökemiyorum..." gülme lan okuyucu, gülme. böyledir karım, hiç garipsemiyorum kocalık görevimi yapmak üzere gidiyorum yanına.

    lan?! gözleri dolu??? gülümsüyor?!?!?! arkasında bir şey saklıyor????!!!!!!
    aha akşam yemekteki boş boğazlığım sebebiyle hayatıma son verecek, yedi kafayı diyorum...

    adımı söylüyor sırıtarak, "hamileyim"...

    çıkarıyor predictor u arkasından, "aha!!!! iki çizgi!!!" lan... lan... laaaaaaaaaaan!!!!

    salak salak bakıyorum suratına, alıyorum predictor ü dönüyorum sırtımı, ayaklarımı sürüye sürüye salona gidiyorum. bizim 2 hıyar oturmuş maç yapıyolar, müstakbel yengem çekmiş ayaklarını altına kahvesini yudumluyor. 2 hıyarın arasına oturuyorum. predictörü kucağıma koyuyorum, enselerden tutuyorum...

    "amca oluyosunuz lan yavşaklar"

    bu nasıl sevinme şeklidir bilmem.

    06 nisan 2011 çarşamba

    pazartesi yavrumun kese oluşunu görmeye gideceğiz. onu bi görsem rahatlıyacağım...
  • askerdeyken başıma gelen ve kısa dönem askerliğimi uzun uzun yaşama sebep olan güzel şey. zar zor 35 ettik şafağı.

    usta birliğine yeni katılmışım katılır katılmaz da denetlemerle boğuşmaktaydım. o günün sabahı denetleme heyetini göndermişiz, feci bir migren nöbeti geçirmekteydim. bunun için iznimi isteyip koğuşta uyumaya çalışmaktaydım. o arada nöbetçi geldi ve telefonum olduğunu söledi of puh ederek telefona gittim. eşim ağlamaklıydı bugün bebeğimizin kalp atışlarını duydum dedi. daha önce kötü bir tecrübe başımızdan geçtiği içn kalp atışını duyana kadar bana bir şey söylelemiş. o an zaten zonklayan beynim kafatasımdan çıkacak gibi oldu çömelmişim istemsiz bir şekil gözlerim doldu ağladım çaktırmadan. o heyecanla ranzam bana dar geldi ordan oraya döndüm. yaklaşık bir ay askerliğim kaldı ve bu olayın üzerinden 100 günden fazla geçti. bana buralar hala dar. eşim ve kızım memleketimde beni bekler.