şükela:  tümü | bugün
  • halen çocuk gibidir.
    çocuk bakmayı kendine yakıştırmaz.
    sorumluluk almak onun işi değildir.
    çünkü hala ulu orta çıkardığı çorabın tekini bulamıyordur.
    benim neyime lan çocuk bakmak der bunlar.
    aslında dürüst olmaları bir artıdır.
  • karımla evlidir.
  • çocuk sorumluluğu üstlenmek istemeyen erkektir.

    çocukları doğurtup doğurtup sokağa atmak, sahip çıkmamak, kış günü yalın ayak başı kabak okula göndermek babalık değildir.
  • doğru anneyi bulamamıştır en azından emin değildir
  • istiklal marsini tersten okuyamamistir.
  • evlenelim deyince koşa koşa gelinlik bakmaya başlayıp kendini prenses fantezisi içinde hayal eden, düğünler yapıp peri masalı içinde yaşadığını sanan, kına denilen ruh hastası gelenek için, saray kıyafetleri alışverişi yapan, padişah/sultan kıyafetleri giyip, kendini osmanlı sarayında prenses olarak fotoğraflayıp bütün sosyal medyada bu fotoğrafları yayınlayıp fotoğrafına like basmayan arkadaşlarını listesinden silen ruh hastası bir karıyla evlenmiş olduğunu fark edince, üstelik bir de o karının "ay babyshower yapıcam, onu yabıcam, bunu yabıcam," diye bebek üzerinden ruh hastası fanteziler kurmaya devam ettiğini görünce, öz çocuğunu mental sağlığını 5 yaşında yitirmiş, bir daha da düzelememiş, şizofren bir karının eline bırakmak istemeyen adamdır.

    evet, bizzat benim bu.

    benim çocuğumu prenseslik şizofrenisine meze yapacak kadının prenses tacını alır götüne sokarım.

    hangi adamla evlendiğinize dikkat edin. bütün erkekler sizin pis egonuzun altında ezilip her istediğinizi yapacak bir maymun olmayabilir.

    evin kapısında delik açar, götünüzü o deliğe sokarım, sokaktan gelen geçen ameleler götünüzü siker. hiç acımam.
  • bir çocuğu layıkıyla 22 yaşına kadar yetiştirmenin maliyeti bugünün parasıyla yaklaşık 1 - 1.5 milyon tl.

    bu parayı verecek olunca insan iki kere düşünüyor tabi.
  • benim bu. bırak baba olmayı evlenmek istemiyorum. allah nasip de etmesin.
  • burayı kısa geçeceğim... güzel bir çocukluk geçirdim. yokluk da gördüm ama o bile çok güzeldi...

    pek götümden sallayarak gösteriş yapmak istemiyorum. ama ne yalan diyeyim... güzel bir gençlik de geçirdim.

    her anımda bir sevgilim oldu. hep yetecek kadar param oldu. çok eğlenceli arkadaşlarım oldu. partiler, konserler, içkiler... keyifliydi ve güzel bir gençlikti...

    şu an 32 yaşındayım. güzel bir iş sahibiyim. güzel de bir kazancım var. ve 5 sene önce içi de dışı da güzel bir kadınla evlendim... evliliğim de güzel gidiyor...

    üç yıl önce bir oğlum oldu...

    ve hayatımda bildiğim, tecrübe ettiğim ve öğrendiğim tüm güzellik kavramı bende değişti...

    baba olmak istemeyen erkeğe hak veririm. çünkü bunu tecrübe etmediler. bir çocuk sahibi olmak geçmişte yaşadığın tüm güzel olan şeylerden çok daha güzel birşey.
  • ben evlendim ve mutluyum o zaman herkes evlenince mutlu olur.
    ben evlendim ve mutsuzum o zaman hepiniz evlenin lan bu haksızlık.

    yukarıdaki cümleler hallolduktan sonra sıra baba oldum ve dünyanın en güzel şeyi hadi siz de baba olun ve baba oldum dünyam karardı hepiniz çocuk yapın lan ibneler cümleleri geliyor.

    "rahmetli" umberto eco en az 2 romanında kahramanlarının ağzından çocuk sahibi olmaya güzellemeler yapar; bunu dünyada yaşanması gereken kıyası olmayan bir duygu olarak anlatır; belki doğrudur. niye onu referans verdim; çok severim de ondan.
    benim düşüncem insan bencilliğinin sonu yok; çocuk sahibi olmak da bunun bir parçası. sırf bir canlının biyolojik nedeni olmak insana niye başka şeylerle kıyaslanmayacak şeyler hissettirir bilmiyorum. ben hissetmeyeceğimi biliyorum.
    tabi ki olay biyolojik olarak baba olmak değil; ister kendi çocuğunuz olsun ister sütçünün olsun ister evlatlık almış olun; baba olmak çocuğunuzu (ya da sütçünün çocuğunu) kucağınıza aldığınızda hissettikleriniz, emeklediği zaman, yürüdüğü zaman, sizi ayırdedip güldüğü zaman, konuştuğu zaman ve hele size baba dediği zaman, beraber top oynadığınızda, maça gittiğinizde (çocuk kızsa ?) senaryoyu değiştirelim ya da size cilve yaptığında, annesini sizden kıskandığında, sizin için resim yaptığında, diploma aldığında, evlendiğinde, bir torun sahibi olduğunuzda (bkz: dede olmak istemeyen erkek) hissettiklerinizdir. bunun için de çocuğun biyolojik babası olmanız tabi ki şart değil, önemli olan karşılıksız bir sevgi verdiğiniz evladınızdan bu sevgiyi çeşitli şekillerde geri almış olmanızdır. çocuğunuzun adının adolf, tayyip vs. olması da farketmez, evlat başkadır.
    2002 yılında küçük bir nezaret maceram olmuştu; yandaki odaya kasımpaşa canavarını getirdiler, sürekli ağlayan ve tıslayan bir tip, ona bu haklı lakabı kazandıran anne ve babasını piknik tüpüyle öldürmüş olmasıydı. sonra medyadan takip ettiğim haliyle hakim tarafından ölene kadar baba olamama cezasına çarptırıldı (ağırlaştırılmış müebbet; akli dengesi yerinde bulundu); babası onun kadar şanssız olmadığı için bu mutluluktan alıkonmamıştı.
    bu satırları harika bir babanın oğlu olarak yazıyorum; 65 yaşına kadar çocuklarını okutabilmek için zor şartlarda çalışmış; sert otoriter ama vicdanlı ve duygusal (çoğumuzun babası gibi) son yılları hariç ergen oğlu tarafından değeri yeterince anlaşılamamış; ama her fırsatta gururla andığım; ilk ve en önemli hayat derslerini (başkasının yediği yemeğe dil uzatma, aşağılama, ekmek parası kutsaldır, kimsenin ailesine dil uzatma vs. vs.) vermiş çocuklarını çok sevmiş her türlü fedakarlığı yapmış ama hiç şımartmamış bir babanın oğlu; ama bu demek değil ki ben de muhakkak baba olmalıyım.
    gelelim karşılıksız sevgi konusuna; mutluluğun (tatminin) çeşitli formülleri var; bunlardan endorfin salgılatmayanı evil aslında; sahip olduğunuz hırs tatmin buluyor; coşku büyük; derecesine göre tam bir euphoria, ama tam bir mutluluk değil, mesela üniversite sınavını kazanmak, derbide rakibi yenmek, hem de son dakika golüyle; sevmediğiniz diktatörün ölmesi vs.
    bir de gerçek mutluluk var; karşılıksız sevmek ve bu sevgi objesi için onu sevindirecek (mutlu edecek) şeyler yapmaktan geçiyor. günümüzde insanlar çok bencil bir hayat yaşadıkları için çocuk sahibi olana kadar hayatta başkası için birşey yapma fırsatı bulamıyorlar ve bu mutlulukla çocuk sahibi olunca tanışıyorlar. (bazen de evdeki köpek ile) oysa şefkatinize maddi yardımınıza sevginize muhtaç çocuk ya da yetişkin bir sürü insan var. hayatınızı bunlara vakfetmeye adamasanız da iyi ve düşünceli bir insan olursanız hayat size bu mutlulukları tatma fırsatını getirecektir. ama siz emniyet şeridinde giden, kuyruklara önden kaynayan, vergi kaçıran bir adamsanız ve baba olmak bambaşka bir duygu diyorsanız bambaşka olan sizsiniz. pablo escobar da çok sevecen bir aile babasıydı; yüzlerce belki binlerce babanın hayatına malolmuş olması küçük detay sadece.
    yukarıda yazdıklarımın istisnası; bir kadını çok sevmekten geçiyor. gerçekten sevdiğiniz kadın çocuğunuza anne olunca mutlu olacaksa; babaanne olunca mutlu olacaksa, sevdiğiniz adam dede olunca mutlu olacaksa; o zaman çocuğunuzu mutlu etmeden önce sevdiğiniz insan(lar)ı mutlu ettiğiniz için siz de o "joy" a dahil olabilirsiniz, tersi de geçerli tabi. ama burada çocuk sahibi olmak aslında bir araç oluyor; sevginizin ilk öznesi mutluluğunuzun kaynağı oluyor.

    edit: şu bonusları da ekleyelim:
    müjde baba oluyorsun
    pet vs. bebek
    çocuk sahibi olma rehberi

    gelen mesajlar üzerine edit: etrafımdaki babaların kabaca %90'ı bu tarifsiz bir duygu kozniku geç kalmadan hemen çocuk sahibi olmalısın vs. derken çocuklarının yaşı 1 ila 17 arasında değişen küçük bir kesimi de hiçbir olayı yok yaptık bir defa şimdi kendi kendimize gaz veriyoruz diyor. ben %90'ın içinde de bu durumu itiraf edemeyenler olduğunu düşünüyorum (yoksa niye çocuğunun annesini aldatasın ki mesela?)