şükela:  tümü | bugün
  • hep yemek kokan ev
  • ev yapımı limonata kaynağı... serin akşamüstleri, ağaç dibi... yemiş kokusu, guguk kuşları... tüm bu anıların sebebi...
  • salonlari buz gibi, tuvaletleri alaturka, televizyonlari siyah beyaz, yagi vita marka, yemekleri lezzetli, balkonlari 15 metre boyunda olan evlerdir...(cocukken)
  • babanın ev ekmeğini sevmesi nedeniyle, her gidişte kuzinede yapılmış buram buram ev ekmeği kokusunun yayıldığı ev.o kuzinede mis gibi de patates yapılır.
  • çocukluğuma dair bütün anıları barındıran ev. çocukluğumu geçirdiğim evden taşınalı yıllar oldu, oyuncaklarım her ne kadar korumaya çalışsam da etraftaki akraba çocuklarına dağıtıldı, taptığım çocuk kitaplarım evde yer olmadığı gerekçesiyle bir arkadaş çocuğuna verildi, elbiselerim nerede kim bilir... ama o ev,benim doğduğum günden beri o kadar az değişikliğe uğradı ki...makas 21 yıldır dikiş makinesinin örtüsü altında gizli, bisküviler büfenin orta alt dolabında, sağdan ikinci çekmecede ise dedemden kalma bulmacalar,kalın çerçeveli gözlük ve rengi solmuş kartonlarıyla bir tombala takımı her açışımda yüreğimi burkuyor.
    küçücük bir ev babane evi, bizim evimizden bile küçük, ama bana o iki oda bir salon hala en ferah, en aydınlık, en huzurlu mekan. çiçeklerle dolu balkonda babanem az mı kahvaltı ettirdi bana güzel havalarda, mehtaplı gecelerde büktüğümüz telleri sabunlu suya daldırıp üfledikten sonra çıkan baloncukları az mı takip ettik dedemle...
    ben büyüdüm artık, kafamda kırk tilki, kırkının da kuyruğu birbirine dolanmış üstelik, ayıramıyorum ne kadar çabalasam da...kafamda sürekli kocaman soru işaretleri mevcut.kendimle pek iyi anlaşamıyorum; çok gıcık, kararsız, kendine güvensiz buluyorum aynadaki dağınık saçlı dişi kişiyi, ne istediğini de bilemiyor, deli ediyor beni. ama ne zaman o eve gitsem, istediğim kadar şımarabilirim, kimsenin beni sevmediğinden emin olduğum anlarda sabun kokulu o yorgun bedene sarılıp mutlu olabilirim.
    eskiden babane-dedenin evi olan, artık sadece "babane evi" tanımlamasıyla anılan, ve ileride hiç kimsenin evi olacağı o günün çok uzaklarda olması için dua edilen evdir bu; o gün gelip de eşyaların atılacağı, babanenin mükemmel düzenine hunharca tecavüz edileceği, 45 yıldır ailemizin nice anılarının olduğu evin bir yabancıya ait olacağını düşünmek bile delirtir, gözlerden yaşlar bile dökülür istemeden. oturduğum evden bile daha benim olan evdir babane evi, yuvamdır.
  • bugün artık tamamen boşalan ev. iki sene önce boşaldı zaten o ev. sen gidince gitti babaanne evinin babaanneliği. ama yine de senindi orası. o kadar canlıydı ki hatıraların, kahkahalarını duyardım duvarlara bakarken bile. bugün artık babam da taşınıyor oradan. sen gittikten iki yıl sonra... büfeleri de almışlar. dün gittiğimde bomboştu artık. sadece beraber seçtiğimiz koltuklar kalmıştı salonun ortasında. başka da ne vardı bilmiyorum. olmayanlar gözümü fazla aldı kalanları görmek için. olmayanları da tek tek sayamam gerçi. sen yoktun işte. en büyük eksik.

    herhangi bir ev artık o babaanne evi.
  • babaanne hayattaysa yuva.
    değilse beton, sıva.
  • sıcak mısır ekmeği kokusu, limonata içine karbonat eklenerek yapılmış ev yapımı gazozun köpüğü, haftasonu önünde kurulan pazar yerine mal getiren at arabalarının çıngır mıngır sesleri, kapı eşikleri, salon sehpası üzerine serilmiş gazete kağıdı üzerine kurumaya bırakılmış ev yapımı erişte, duvarda hiç görmediğin albay dedenin atatürk gibi üniformalı, sararmış, çerçeveli resmi, resmin hemen altındaki oymalı kakmalı büfe üzerine oturur halde yerleştirilmiş plastik "ahmet"* bebek, üzerine anca tırmanılan koca minderli yüksek divan, dışarıdan bakıldığında küçük penceresinden o divanda oturmuş, alışmış ama heyecanlı gözlerle sokağını izleyen babanenin yaşlı yüzü. artık olmayan babanenin artık olmayan evi* *

    edit: depremde kaybettiğimiz yalnızca babane evidir, babaneyi depremden önce 80 küsur yaşında kaybetmişizdir. yanlış anlaşılma olmasın
  • anneanne evi ile birlikte her gidildiğinde mutlaka bozulmuş olan televizyon kanalları yeniden ayarlatılan evdir.
  • dede gittikten sonra iyice sessizliğe gömülen evdir babaanne'nin evi. ne gidilmek istenir ne de kalınmak…