şükela:  tümü | bugün
  • 1239-1240 yillari arasinda anadolu'daki gocebe turkmenlerin cikarmis oldugu isyan.
    onderleri `baba ilyas ve baba ishaktir.selcuklu devleti`'nin de cokusunu hazirlayan bu isyan turkiye toplumunun dini yapisini anlama adina oldukca onemlidir.

    islam'la henuz tanismis olan gocebe turkmenler -ki hala tam olarak ne oldugunu anlamis degillerdir- islam'la ve yerlesik hayatla daha eskiden tanismis olan fars etkisindeki turklerin idaresi altina girmek istememislerdir. bu sebeple isyan etmisler ve siddetle cezalandirilmislardir.

    isyanin temel nedeni ekonomik ve toplumsal bolunmusluk gibi gorunur. dogrudur. cunku gocebe turkmenler sehir hayatina ve ticaret hayatina zarar vermektedirler.
    lakin hadisenin altinda dini nedenler de vardir.
    yerlesik ahali gocebelerin islam olduguna inanmamaktadir cunku hal ve harekatlarinda eski inanislarindan bir takim unsurlari barindirmaya devam etmektedirler.
    rakip unsur ise anadolu'nun muhtelif kentlerinde acmis oldugu medreselerle sunni islam'i kurumsallastirmaya calismaktadir.

    gunumuzde de devam eden, turkiye'nin alevi ve sunni seklinde bolunmuslugunun ve aralarindaki gerginligin en temelinde yatan hadise budur. alevilik gocebeligi ve dolayisiyla da eski turk geleneklerini bunyesinde barindirirken, sunnilik yerlesikligi ve arap ve fars etkisini mundemictir.

    sonuçta isyan cikmis. binlerce insan telef olmustur. selcuklu idaresi isyani bastirmis olsa da ciddi oranda kayiplar vermistir. isyanin hemen ardindan mogollarla muharebe olmus (bkz: kosedag savasi) ve burada selcuklular yenilmek durumunda kalmistir.

    hadiseyi en iyi elvan celebi'nin -ki baba ilyas'in torunudur- menakibü'l kudsiye'sinden ve ahmet yasar ocak'in babailer isyani adli kitabindan okumak mumkundur.
  • türkmenler tam oniki defa selçuklu ordusunu yenmişlerdi. son savaş malya ovası'nda` : kırşehir` yapılacaktı. bugün malya çölü denilen ova, savaşın yapıldığı zaman sapsarı başaklarla, türkmen yaşlı, genç, kadın, çocuk ve hayvan sürüleriyle dolmuştu.
    hepsi inançlıydı. varlarını yoklarını icabında canlarını baba ishak'a ve isyanın başarısına adamışlardı.

    hepsinin namı o kadar yürümüştü ki, selçuklu askerleri saldırmaya korkuyordu.
    sonra işte selçuklu ordusunun en önünde bulunan çelik zırhlı paralı frank askerleri saldırıya geçti. zırha ne ok ne de mızrak işliyordu...
    bunu gören türk, kürt, gürcü selçuklu askerleri de saldırıya geçti, çıplak etin haysiyeti zırhlı ve tedirgin bedenlere galebe çalamamıştı...

    tam iki yüz yıl sonra kaygısız abdal malya ovası'ında başak gibi ezilen bu babai türkmenleri için, "kelebek ok yay almış, ava şikare çıkmış." diyecekti...
    paralı zırhlı frank askerleri ile karnı tok diğer selçuklu askerlerini avlamaya çıkan kelebekler yani...
  • resmi tarihin, anadolu selçuku imparatorluğunu yıkılış nedenleri arasına kaydı "batinlerin zararlı faaliyetleri" olarak düşmüş isyan.
  • türklüğün,insanlığın ve göçebeliğin kaybettiği, islamın (teslim anlamına gelen islam'ın), köleliğin ve yerleşik düzenin kazandığı isyan. bugün 8 asır sonra burada koltuğumda pineklemiş klavyeyle bişeyler yazmaya çalışırken aklıma hala geliyorsa baba ishak ve baba ilyas'ın mağdur ve onurlu duruşları, birşeyler boşa gitmemiştir değil mi sözlük?

    bu isyan kesinlikle dini olmadığı gibi şii-sunni çatışması da değildir. tamamen siyasi ve düzeni değiştirmeye yönelik örgütlü bir başkaldırıdır, bunu da belirtmek isterim.

    edit: tamamen siyasi derken yanılmışım, insanca yaşamak için işte. ne siyaseti ne örgütü... 12.yy'dan bahsediyoruz.
  • devrin gayr-ı müslim halklarından da katılanları olmuştur.
  • osmanlı'nın kurulup gelişmesi için de hayati bir öneme sahip olmuş isyandır.

    orta anadolu'da 1240'larda selçuklu devleti'ne karşı vefaiyye dervişlerinden baba ilyas etrafında türkmen ayaklanması şiddetle bastırıldı. o dönemde, orta anadolu'dan, azerbaycan'dan bu arada konya'dan alimler ve dervişler geçimleri için zaviye kurmak, sadaka toplamak için uç beyliklere geliyordu.

    babai dervişleri, uçların en uzak noktalarına, bu arada özellikle osmanlı topraklarına kaçıp sığınmış görünmektedirler. uçlara sığınan bu tarikat adamlarından biri olan ede-bali hakkında güvenilir bilgilere sahip olunmuştur. hüdavendigâr livası tahrir defteri'nde, yani resmi bir kaynakta, ede-bali'nin bilecik'teki zaviyesine osman bey tarafından kozağacı köyünün vakıf verildiği okunabiliyor.

    vakıfları arasında, söğüt'te yaşayan üç esir kâfir zikredilmiştir. bu kayıtta ede-bali'nin oğlu, âşık paşazade tarihi'nde yazıldığı üzere, mahmud'dur. böylece tüm rivayetlerin efsane olmadığı anlaşılır.

    1300'lerde yazılmış elvan çelebi menâkibnânesi, bize ede-bali'nin baba ilyas'ın halifelerinden biri olduğunu, "dinsizleri ve kâfirleri islamiyete kazandırdığını", hacı bektaş'tan dünya saltanatına heves etmemeyi öğrendiğini kaydeder. bu son kayıt önemlidir. zira babailer, genelde yerleşik devletin kontrolü ve baskısına isyan eden "militan" dervişlerdendir.

    genelde dervişler, devlete bağlı olup sultandan vakıf kabul eden uyumlu dervişler ile devlete karşı olan (şeyh bedreddin, otman baba gibi) bağımsız isyana hazır dervişler olmak üzere iki gruba ayrılır.

    âşık paşazade'nin tüm abdalân-rûm adı altında tanımladığı babalar, anadolu'da yayılmış, büyük bir grup oluşturmuşlardır. onlar kutbiyye inancında olup her devirde kutbu'l aktâb sayılan bir kutsal velinin, cezbe halinde tanrı ile sürekli ilişki halinde olduğunu ve saltanat işlerinin de onların kontrolünde bulunduğunu iddia ederler.

    toplumda özellikle göçebe türkmenlerin, haksızlığa uğrayanların hakkını almak için gerekirse devlete karşı isyanında öncülük ederler. şeyh bedreddin (isyanı 1416), otman baba, şahkulu (isyanı 1526-27) bu tip derrvişlerdendir. fatih döneminde sultanın büyük iltifatına erişen vefâiyye şeyhi seyyid velâyet ise tamamıyla farklıdır. vefâi şeyhleri, aşırı abdal-kalenderi dervişlerden farklı olarak, şeriata saygılı dervişlerdir. elvan çelebi bu noktayı belirtir.

    baba ilyas soyundan tarihçi âşık paşazade, kendisi vefâiyye olup seyyid velâyet'in kayınpederi idi. ve tarihinde vefâiyye şeyhi ede-bali'ye olağanüstü bir yer vermiş, hanedanla aile ilişkilerini belirtmeye özen göstermiştir.

    onun anlatımında ede-bali, osman gazi'nin şeyhi, mürşidi ve islâm hukukunu ilgilendiren önemli sorunlarda danışmanıdır. osman adına hutbe okunması meselesi ortaya atıldığında tursun fakih "osman gazi'nin kayınatası ede-bali'ye" danıştı. orhan gazi, yaya askeri örgütlerken ede-bali'nin görüşünü aldı. ede-bali'nin akrabaları ahiler o zaman beylikte nüfuzlu kişilerdi. vefâi şeyhleri, hanedanın nüfuz ve otoritesini destekleme gayretiyle osmanlı sultanlarına tanrı'nın teyidini kazanmış kutsal birer veli (gazi hüdavendigar murad) sıfatoı verirler.

    ilk döneme ait tahrir defterlerinde, dağda kırda boş toprakları "şenletip" zaviye kuran, sonra bunu vakıf olarak sultanlara onaylatan lkalenderi-babai dervişlere ait bir çok kayıt vardır.

    defterlerden ilginç bir misal şöyledir :saruhan'da dağ eteğinde şuca' abdal, sinan, ismail, mustafa, ali, kaygusuz ve başka dervişlerle birlikte sipahiden bir yer tapulamışlar, "taşın ağacın arıdıp yurd edinip ihya etmişler, zaviye kurmuşlar ve sultandan şenlettikleri uer için vakıf beratı almışlardır". yer açıp zaviye kuran ve vakfa bağlayan bu dervişleri, yerleşim yerleri yaratn "kolonizatör" dervişler sayabiliriz.

    sultanlar bu vakıfları daima, gelip geçen yolculara hizmet için verirler.osman gazi mudurnu seferinde beştaş zaviye şeyhinden yol hakkında bilgi almıştır. derviş bir zaviye kurar, toprağı işler, tarla açar, bahçe yapar, geliriyle kendilerini geçindirir ve yolculara üç gün kalmaları koşuluyla, barınma, yeme içme sağlar. fütüvvet kurallarını izleyen ahi zaviyeleri bu gibi zaviyelerin başında gelir. misafirlik geleneği yalnız ahi zaviyeleri için değil, gelip geçen yolculara hizmet etme koşuluyla sultandan berat almış tüm zaviyeler için değişmez bir kuraldır.

    toprağı işlemede, hasat ve harcamalarda zaviye mensupları herşeyi ortaklaşa yaparlar, komünal bir hayat yaşarlar. fütüvvet yani centilmenlik ve kardeşlik disiplini içinde ortaklaşa çalışma, yolcu ve fakirlere hizmet dini bir hayır işi sayılmaktadır ve bu nedenle vakfa bağlanmaktadır.

    bir zaviye etrafına zamanla nüfus yerleşmekte, köyler meydana çıkmaktadır.

    sultanların bu gibi yeni yerleşmelere vakıf beratı vermeleri ve vergiden afetmeleri, anadolu ve rumeli'de türk yerleşme sürecini kolaylaştıran bir yöntem olarak çok önemlidir.

    ----------------
    halil inalcık : osmanlı uygarlığı, 2003
  • bazı kaynaklarda hacı bektaş veli'nin de bu isyana katıldığı, (baba ilyas'ın müriti olduğu) hatta kardeşi mentaş'ın da bu isyanda öldüğü yazılır.

    konuyla ilgili bugüne kadar rastladığım en güzel ve doyurucu kaynak dergah yayınlarından çıkan ahmet yaşar ocak'ın babailer isyanı / aleviliğin tarihsel altyapısı kitabıdır. kitap aynı zamanda bir tez çalışmasının ürünü olduğu için hem bilimsel verilere dayanmaktadır hem de bir çok kaynağı referans göstermektedir.

    illüstrasyon

    bir zamanlar vikipedi'de şöyle yazardı;

    1236 yılında selçuklu sultanı gıyasettin keyhusrev’e başkaldıran anadolu alevileri, sultanın üstlerine gönderdiği 1. orduyu malatya’da, 2. orduyu da tokat’ta bozguna uğratırlar ve sultanın başkenti konya’nın üzerine yürürler. alevi ordusu, bugünkü malya ormanı'na gelir ve konaklarlar. sultanın askerleri, malya ormanı'nı gece ateşe verirler. ormanın derinliklerine konaklamış 67 bin anadolu yiğidinin büyük bölümü o gece çam ağaçlarıyla birlikte kavrulur, yanarlar. bu kıyımdan sonra malya ovası yüz yıllardır üstünde ağaç bitirmez olur, yanan, kül olan askerlerin ardından. ağısını, acısını seyfe gölündeki flamingo kuşlarının, mavi boyunlu turnaların kanatlarına, yüreğine sağar bir süre, sonraki yıllarda da buğday tanelerinin aklığını kucaklar, acısını küllemeye çalışır yüz yıllarca. kıyımdan sonra sarı saltuk ata, bir süre bu topraklar üzerinde kalır hünkar hacı bektaş-ı veli ile. sonra tüm kıyıcıların ürküsü, korkusu olur saltuk ata.. anadoludaki selçuklu saltuklu büyükleri, aile ve soy büyükleri saydıkları sarı saltuk’un malya yenilgisinde, alevi ordusunun başında olduğuna inanırlar. onu sümerlerin, sakaların, hititlerin, urartuların, medlerin, firiklerin bir gönül ustası, uzantısı sayarlar. bu nedenle de bu toprakları dünya kültür dünyasının beşiği sayarlar.
  • tarihe büyük türkmen ayaklanması olarak geçen baba ilyas yandaşlarının 1239 yılında başlattığı isyan. isyanın çıkış nedenine geçmeden önce belirtmek isterim ki kardeşin kardeşe kırdırılması hususunda türk tarihinin şiddetle bastırılan en acı ayaklanmasıdır. yankıları yüzlerce yıl süren bu isyan özellikle dinsel alanda izler bırakarak bektaşilik gibi tarikatların oluşumunu etkilemiş kırsal kesimlerde yayılmasına öncülük etmiştir. çıkış nedenlerine geçmeden önce isyanın lideri hakkında bilgi edinmekte fayda var.

    bu isyanın önderi baba ilyas'tır. bilhassa görüşleri türkmenler arasında hızla yayılmış ve bir çok kitleyi kendine bağlamıştır.

    baba ilyas; horasan'dan -bugün ki iran'ın orta ve güney kesimi- anadolu'ya göç eden yesevi tarikatına bağlı, bu inançları anadolu'da yaymaya çalışan velidir. tarikat deyince aklınıza bugün ki tarikatlar gelmesin. yesevi tarikatı üyeleri tanrı sevgisinin dinin katı kurallarıyla biçimlenemeyeceğini, insanın ancak kendi gönlünce bu sevgiyi yaratabileceğini söylerdi. onlara göre toplum kadın-erkek ayrımı gözetilmeksizin tüm bireylerin oluşturduğu bir bütündü. bu bütün içinde tüm insanlar birbirine eşitti.

    inanabiliyor musunuz insan hakları beyannamesi yayınlanmadan yüzyıllar önce sevgiyi laikliği medeni kanunu kadın erkek eşitliğini savunan bir felsefeye inanan türkmenler var. o dönemin avrupası ise kilise elinde oyuncak olan kadının zaten yerinin olmadığı insanların tarımsal sınıfta köle olarak kullanıldığı bir kıta.

    anadolu selçukluları ve onların egemenliği altındaki beylikler böyle olması gereken bir tanrısal düzeni ayırmışlar güçlüler yeryüzünü paylaşarak eşitlik kavramını çoktan tarihin tozlu raflarına kaldırmışlardı. oysa ki olması gereken bütün insanların barışçıl birbirlerine eşit bir bütünlük içinde yaşamaları idi. burada selçuklu sultanı 2. gıyaseddin keyhüsrev'in yol açtığı dönülmez büyük yanlışlar var. kendisi adalet kavramının içini boşaltan katıksız o... ç...'dur.

    isyanın sebepleri:

    orta asya stepleri... tarihe barbar olarak geçen büyük katliamların sorumlusu... moğollar, hızla batıya doğru ilerlerken önlerine çıkan kavimleri beylikleri kılıçtan geçirmiş nice ocakları söndürmüş ayşe hatunlara nefise hatunlara kıymış koca yiğitleri kalleşçe öldürmeye başlamıştı. öylesine insanlık dışı ölüm ve işkencelere imza atıyorlardı ki kilometrelerce uzaklıktaki şehirlere atlarının nal izleri düşmeden haberleri düşüyor tüm coğrafyayı şekillendiriyorlardı adeta.

    bu beylik ve kavimler canlarını kurtarmak için olabildiğince uç batıya göç etmeye zorlanmışlardır. kağnılarla atlarla develerle gelen binlerce göçmen türkmenler anadolu'ya yerleşmiştir. arkalarındaki moğol belasından kurtulmak elverişli arazilere yerleşmek iki aş kaynatıp kundaktaki bebesine çorba içirmek isterlerken 2. gıyaseddin adı verilen bir adam tarafından durdurulmuşlar yağmurdan kaçarken adeta doluya yakalanmışlardır. tarihe not düşülsün arz ederim.

    anadolu seçlukluları sultan'ı bu insanların batıya geçmelerine izin vermemiş bir de onları elverişsiz arazilerde yaşamaya zorlayarak yoksulluk ve sefalet içinde bırakmıştı. daha önceki göçlerle gelip yerleşik hayat geçen göçmenler ise ellerindeki toprakları ve otlakları yeni gelen türkmenlerle paylaşmak istemiyorlardı. mına koduklarım iki patatesin hesabını yapıyorlar düşman kardeşler misiniz lan aynı ırkın boyun çocukları değil misiniz? versene ordan iki baş soğan marul buğday. yaaa samuudd!!

    böylece türkmenler güneydoğu anadolu topraklarında kısılıp kaldılar ve yeni göçlerle beraber yığılmaya başladılar. alışık olmadıkları ormanlık ve dağlık bir bölgede yurt tutmak zorunda kalan göçer türkmenler hayvanları için gerekli otlağı bulamayarak sefalet içine düştüler. bu durum daha önceki göçlerle gelip yerleşen arazi sahipleri türkmenler ile göçer türkmenler arasında çatışmaya dönüşmüştü. anadolu selçukluları arazi sahiplerinden yana çıkınca göçer türkmenlere ağır cezalar yağdırmaya başladı. ayrıca 2. gıyaseddin'in halkı ezen adaletsiz yönetimi isyanın çıkmasındaki önemli sebeplerden biridir.

    bu ortam baba ilyas'ın düşüncelerinin huzursuz halk arasında hızla yayılmasına yardımcı olurken yardımcısı baba ishak türkmenleri örgütlüyor onları olası bir ayaklanma için hazırlıyordu. türkmenler silah alabilmek için hayvanlarını satmakta ayaklanma için baba ishak'dan gelecek müjdeli haberi bekliyorlardı.

    sultan 2. gıyaseddin keyhüsrev baba ilyas'ın ayaklanma hazırlığı içinde olduğu kuşkusuyla ansızın tepesine bindirmiş ordusunu. bu olay baba ishak'ın isyan için çağrı yapmasına vesile olmuş türkmenlerin yanı sıra halep ve antep yöresine sürgün edilen harezm türkleri'nin de katılımına böylece binlerce türkmen boyunun isyanına sebep olmuştur. baba ilyas'ın amasya kalesi'nde yakalanarak öldürülmesi türkmenleri daha da kızdırarak elbistan'da selçukluların yenilmesine sivas'ı babailere bırakmasına akabinde amasya ve kayseri'nin de düşmesine etki etmiştir.

    babailer baba ishak öncülüğünde kırşehir'e doğru ilerlerken selçuklu sultan'ı göt korkusuna konya'yı boşaltmış paralı frank askerleri tutmuş ve kendi ordusunun da toparlanmasına yardımcı olduktan sonra kırşehir önlerinde türkmenlerin tamamını öldürmüştür. baba ishak'ı ise amasya'da 1240 yılında idam ettirmiştir.

    ayaklanmanın sonuçları:

    * bu ayaklanma anadolu selçuklu devleti'nin güçsüzlüğünü ortaya çıkardığı gibi var olan gücünün de iyice sarsılmasına yol açtı.

    * anadolu moğol istilasına uğradı. buna karşılık babai inancı etkisini uzun süre devam ettirip değişik dinsel inançları olan toplulukları kendi içinde eriterek kaynaştıran bir dinsel akıma dönüştü.

    baba ilyas'ın yandaşları anadolu'nun çeşitli yerlerine dağılarak zaviyeler kurmuş ve düşüncelerini yaymıştır. tokat, amasya ve sivas dolaylarında sonradan batı anadolu ve balkanlarda bu düşünce kurumsallaşmıştı. bilhassa bektaşilik'in temelinde baba ilyas ve ishak'ın bu düşünce sistemi yatar. hacı bektaşi veli bu inanç ortamının anadolu'daki öncüsü olmuştur. son olarak baba ilyas'ın yardımcılarından biri olan şeyh edebali osmanlı devleti'nin kuruluşunda önemli bir yere sahiptir. *
  • anadolu aleviliğinin kurucu köküdür.

    gelgelelim hem wikipedia gibi ortalama bir kaynakta hem de "çok değerli" tarihçilerimizin yazıp çizdiklerinde "sebepleri" ve "sonuçları" gibi hemen her tarihsel olaya iliştirilmiş kalıp cümlelerden başka bir şey bulmanın zor olduğu bir olaylar zinciridir aynı zamanda.

    sebebinize sonucunuza tüküreyim. insanı tarihten soğutursunuz.
  • türklerin güzel adetlerini nasıl bırakıp da araplaştıklarını anlamak, osmanlı'daki inanç sistemine ortamın nasıl hazırlandığını öğrenmek için bilinmesi gereken bir tarihsel olgu.

    alevilerin diğer türklerden (sunnileşen) ayrıldıkları noktayı tespit etmek için öğrenilmesi gerekir (kendim de yeterince bilgi sahibi değilim ve bu telkini kendime de yapmış olduğumu belirtirim).