şükela:  tümü | bugün
  • kendini çok takdir eden, seven bir insan değilimdir ben. ama bir kadın olarak, bugün, benim kendimi en güçlü hissettiğim gün.

    duvara çiviyi de ben çakıyorum bu evde, kızımın bisiklet zincirini de ben tamir ediyorum. korktuğunda arkama saklanıyor çocuğum. kötü rüyalar gördüğünde "anne öldürürsün canavarları değil mi?" diye bana soruyor. aile resminde evin reisi diye ortaya çizdiği de benim, sene sonu gösterilerinde, piyano resitallerinde, özel günlerinde çift kişilik koltukları dolduran da... iki kişilik seveniyim onun. saçının tek bir telini korumak için dünyayı ters düz edeniyim..

    "anasının kaderi kızına" derler.. çok yakar canımı bu söz.. ama doğru mu sanki? babalar gününde, kendi babasızlığıma yandığım gibi, biraz da kızımınkine yanıyorum ben şimdi..

    çocuğunu deliler gibi sevip gözünden sakınan, onu korktuğu o canavarlardan, kötülüklerden, dünyanın pisliğinden korumayı nefes alışı gibi doğal sayan, her ihtiyaç duyduğunda yanında olan, evladına "babam hep benim yanımda, sağımda, solumda, arkamda"
    dedirtebilen baba gibi babaların günü zaten kutlu olsun ama...

    bir de benim gibi hem annelik hem babalık yapan; çoğu zaman kendini yetersiz, yorgun, bitkin hisseden, çocuğundaki baba eksikliğini kendi benliğinden koparttığı parçalarla tamamlamaya çalışan tüm kadınların da babalar günü kutlu olsun...
  • 5 yaşındaki kızım, anaokulu müsameresinde sahnede babam isimli şiirini o kocaman gözleriyle kaçamak bakışlar atarak okurken, gözyaşlarımı içime akıtarak dinleyip sahneye fırlamamak için kendimi zor tuttuğum, aynı anda hem kızımı hem de kendi babamı düşündüğüm ulvi gün.
  • bu sene 19 haziran'da kutlanacaktır.

    "lan babalar günü ne zamandı kaçırdık mı yine?" nidalarıyla başlığa geleceklere duyurulur.
  • bir babaya kendi parası ile annenin sectigi hediyelerin cocuklar tarafından verildiği gündür.
  • sevgili babama,

    sensiz geçen 23 yılda her zaman eksikliğini hissettik. hayatın bütün zorluklarına karşı sana hala aşık sadık bir eş ve seni seven ama maalesef yakınen tanıyamamış iki evlat bıraktın. allah seni yanına aldığında biliyorsun çok ufaktık. seni, seni sevenlerden ve fotoğraflarından tanıdık. sevmeyenlerin yoktu ki.. kimden seni dinlesek, anlatanın hep o inanılmaz heyecanını iliklerimizde hissediyorduk ve hep seninle tanışacakmışız hissi içimizi sararken aynı anda sevincimiz kursağımızda kalıyordu.

    sen makine mühendisiydin, atölye şefiydin,dört dil bilendin, aydındın, kültürlüydün, türk sanat müziği icra edendin, milletvekili olacaktın, uçsuz bucaksız köylere yol getirendin, işçiler ev sahibi olsun diye kooperatif kurup uzun vadeli krediyle ucuza herkesi ev sahibi yapandın, önünde devletin verdiği parayı beğenmeyip rüşveti kırışan ve bunu sana teklif edenlere cesurca karşı koyandın, il müdürlük sıfatın ankaradan geldiğinde o zamanki müdür tarafından mazbatası sümen altı edilip hakkı yenilendin, siyasi düşüncelerinden dolayı komünist ilan edilip yargısız infaz edilendin, gösteriş yapmamak için cuma namazını devlet dairesinin camisinde değil, şehrin en kuytu camisinde kılandın. akrabalarına dostlarına hatta hiç tanımadığın insanlara baba şevkatiyle yaklaşandın, başının üstüne koyandın. seni kaybettiğimiz o günden bir gün önce bütün herkesle helalleşendin. fani dünyadan ayrılacağını bilendin.

    bizlerle hayata devam edebilseydin kim bilir bize ve insanlarımıza daha ne faydaların dokunurdu. senden ayrı kalmak ne kadar zorsa, bir o kadar senin gibi bir insan olabilmek ve bunun yükümlülüğünü üzerimizde hissetmek o kadar zor ve güzel.

    bir gün ömrüm yeter de ihtiyarlasam bile dolgun ellerini tuttuğumda bana verdiğin güven hissini hep arayacağım, canım babacığım seninle gurur duyuyorum ..

    ruhun şad olsun
    oğlun
  • "oh ben kârdayım ne güzel" diye espri yapınca; bazı insanlar, çok günaha girdiğimi rahmetli babama hakaret ettiğimi falan düşünüyorlar olsa gerek. onlara söylemiyorum ama buraya not düşeyim, biz en mutsuz anlarımızda bile espri yapıp insanları neşelendirmeyi babamızdan öğrendik. dua yerine geçsin, amin.
  • aslında benim için dedeler günü olmuştur. 80'e merdiven dayamış yaşlı çınar dedem almanya'dan ülkesine gelmiş. kendi memleketinde aslında biraz da olsa yabancı olduğu gözlenmektedir. tabii bunu yazan arkadaş da dedesini görmek için 400 km yol gider o gün.

    eskiden ters, sinirli, ağzında marlboro'su ile yürüyen adam değişmiştir. tüm eski kırgınlıklar bitmiş. beni görmesi ile duygulanması bir olmuştur. düşünüyorum da yıllar sonra ilk defa ağladım lan. eskiden o beni parka götürürdü. şimdi ise "dede yarın sabah dışarı çıkalım yürürüz, gezeriz biraz" dedim cumartesi akşamı. sonradan öğreniyorum adam sabaha kadar uyuyamamış heyecandan. eve gittim baktım giyinmiş bir güzel. çıktık, kardeşim ben dedem üçümüz gezdik. parka gittik, eski anılarını defalarca dinlediğim anılarını tekrar anlattı. ama bu sefer daha bi duygu yüklüydü sanki, bana öyle geldi ya da.

    hesabı ben ödedim, çok garip oldu adam. alışık değil, bünyesi alışık değil. öylece yürüdük yollarda. evet, sadece onu görmeye geldi. babalar gününü aslında kutlamadım, unuttum belki de ben de bilmiyorum. bir ara duygulandı, ama ağlamadı, ben de gözlük var, güneş gözlüğü işte, arada ağlıyorum çaktırmıyorum.

    yürümesi değişmemiş, yavaşlamış sadece biraz. sıkıntılı genelde. hani yaşlı, sinirli dedeler olur ya, herkesin dedesi, heh işte onlardan. ama bana karşı öyle değil. ne istesem yapıyor adam. "hadi dede üzme bizi, ye" diyorum, yiyor. beni görünce duygulanıyor. ne kadar ömrü kaldığını bilmiyorum, o da bilmiyor. ama yaşlandığını biliyor. 1 aylık tatilinde ancak bir gün görebildim. düşünün işte. iş güç'ten fırsat buldukça, almanya'ya falan gitsem bile daha ne kadar görüşürüz allah bilir. o da farkında ben de farkındayım, pek konuşmuyoruz. sadece bir bağ var aramızda. anı yaşıyoruz. baktım dayanamadı o sıcakta otobüsüme kadar gelmiş. "dede seni yine görcem" diyorum.

    "olm sıkıntı yapma, sen bizi merak etme, çalış" diyor. abimi soruyor, abimi arıyorum, al bi sesini duy diyorum.

    "alo "diyor ve ağlıyor.

    zaten ben de ağlıyorum o sıra.

    abim anlayamıyor şokta.

    gözlük var ben de.

    "öpeyim" dede demek istiyorum.

    pek konuşmuyoruz. bir daha ne zaman göreceğimi bilmeden otobüse biniyorum gidiyorum. dedem bakıyor sadece. ne düşünüyor bilmiyorum...
  • babanız ölmeden önce çok fazla önemi olmayan gün, oysa ki babanız öldüyse google ın yapmış olduğu babalar gününe özel doodle bile göğsünüzün üstüne oturur ve kalkmaz. nefes bile aldırmaz.
  • 365 gün 52 berbat haftadan gelmesini istemediğim en öncelikli gün.

    hayatında sevgilisi olmamış, herhangi birisinden hediye almamış birisi olarak bu gibi tarih ve günlere pek önem vermem. fakat bu lanet gün muhakkak bir yerden yüzüme vuruluyor.

    sokağa çıkarsın her vitrinde '' babalar günü indirimi '' markete gidersin x tl üzeri alışverişe '' babalar günü ' hediyesi olarak gömlek x tl'ye..

    hiçbir şeyini hatırlamıyorum ki babamın, sesini bile. anlatılardan duyuyoruz. çok iyi adammış, erken gitmiş. öyle diyorlar..