şükela:  tümü | bugün
  • keyif alarak okuduğum gerçekten güzel bir kitap.insanı içine çekiyor.
    (bkz: moon over manifest)
  • okumaya başladığım kitap. yazarı clare vanderpool.

    sözlükçülerin pek el atmamış olması da güzel, katkımız olsun haberdar edelim. daha henüz bitmedi ama başlangıcı hoşuma gitti keyifle okumaya devam ediyorum.

    edit: oinone pe uyardı yazar ismi eklendi.*
  • "hey dostum, bana bir iyilik yapar mısın?

    orada olsaydım kendim yapardım ama değilim ve bunun kelimelere dökülüp yüksek sesle yapılmasını istiyorum.
    babama onu sevdiğimi söyle."

    babamı beklerken / clare vanderpool
  • mabel matiz'in yaşanmışlıklar içeren yeni şarkısı.

    konserinde, bu şarkının takdiminde öyle değerli bir şey paylaştı ki aslında kendi hayatıyla ilgili bir sır gibi dursa da herkese ayna tuttu. bir nevi mini terapiydi aslında. tabii o atmosferde pek çok kimse fark edememiştir. o yüzden bu güzel takdimi ve şarkının hikayesini daha çok insana ulaşması için paylaşmak istedim.

    babası tır şöförü olan mabel, kardeli selim'le onu nasıl da heyecanla beklediklerini anlattı önce. "onun geliş anı çok heyecanlı bir andı, bazen de uyuyakalırdık" dedi.

    ancak asıl can alıcı kısmı şurası;

    " o anın bendeki hissi çok büyük ve onu hayatıma aslında ne kadar projekte ettiğimi farkettim. şarkı biraz da bununla ilgili...

    insanoğlu olarak hep bir kurtarıcı, hep bir ışık, bir şey bekliyoruz. yani karşıdan bekliyoruz. gelsinler istiyoruz...

    ama aslında kurtarıcı da, ışık da, o sevginin kaynağı da hepimizde var, hepimizde bir parçası var.

    bunu itiraf etmek ve şarkıya dökmek bana çok iyi geldi, umarım size de gelir."

    "bu ne demek?" diyenlere de ben biraz açayım; yani hepimiz çocukluktaki örüntüleri yetişkinlikte de tekrar ediyoruz. mabel de istisna değil, muhtemelen hayatı boyunca birilerini beklemeye devam etmiş...

    umarım artık beklemeyi bırakır ve çok mutlu olursun! olurum, oluruz...
  • çok çok güzel bir mabel matiz şarkısı.

    gecenin bir yarısı, babaya özlem mi dersin, babaya duyulan buruk yarım kalmışlıklar mı, yaşanılan heyecanlar mı ve aslında bitmiş olan ömür gibi, ama içerde bitmemiş haldeki olanı biteni, gideni gelmeyeni hâlâ reddeden, umutlu yaşanmış/yaşanmadan mazide kalmış anılar mı..

    bir hançer gibi ince sızı yara bu şarkı ve merhemi içinde gizli. hem çocuk sevinçli, hem buruk umutlu.
  • pencereler önünde uyuyakaldım babamı beklerken...

    şarkının inanılmaz müziğinde seçebildiğim kelimeler sadece bunlar, şimdilik. nasıl bir yara açtığını bilmiyor bu adam.

    bekleyişlerin şarkısı bu.
  • mabel matiz'in (bkz: maya) albümünün altıncı, benimse birinci şarkım...mükemmel olmuş.
  • albümde beni çarpan ilk şarkı oldu. olağanüstü!
  • bilhassa nakaratıyla ilk mabel matiz albümüne aitmiş gibi hissettiren maya şarkısı
    aynı tadı iki şarkıda daha aldım:
    (bkz: dualar değişir)
    (bkz: boyalı da saçların)

    söyleyin yıllar
    hangimiz yorgun
    gençlik alnımda bir perçem
    yolmayın, ne olur
    sormadan geldim
    anladım erken
    sevda ağzımda bir merhem
    sürebilsem o’dur
    kadehime (kaderime) yenilmeyeyim de
    daha kime yenileyim ben
    baba, gönül ayılmayınca
    kan otururmuş, ömür sersem
    bir yara bu, sevilmezse
    kalbe yürür ovulmazsa
    pencereler önünde uyuyakaldım
    babamı beklerken
  • dinlerken cemal süreya dizelerini hatırlatır:

    sizin hiç babanız öldü mü?
    benim bir kere öldü kör oldum
    yıkadılar aldılar götürdüler
    babamdan ummazdım bunu kör oldum
    siz hiç hamama gittiniz mi?
    ben gittim lambanın biri söndü
    gözümün biri söndü kör oldum
    tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
    şöylelemesine maviydi kör oldum
    taşlara gelince hamam taşlarına
    taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
    taşlarda yüzümün yarısını gördüm
    bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
    yüzümden ummazdım bunu kör oldum
    siz hiç sabunluyken ağladınız mı?