şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ailesinden ayrı, anne babası ayrı olup annesiyle yasayan, ya da babasını kaybetmis insanların soylemesi muhtemel sozdur babamı özledim. babadır bu, yeri anneyle de doldurulmaz, abiyle de, sevgiliyle de, arkadas dostla da. özlemiyorum, aramıyorum diyenin bile icinde bir burukluk kadar olsun kalır izi. arkadası okuldan babasının alması kıskanıldığında, bayramda ya da bir televizyon dizisinde akla gelir yoklugu, yumruk olur oturur insanın bogazina...
  • tanım: arayıp bulduğum başlıktır.

    ekşi sözlükte hiç başlık açmadım. açmayı da düşünmedim. özel bir sebebi yok. genelde acaba var mıdır diye sol frame de görmek dışında aradığım her başlığı da buldum.

    babamı özledim. sozluk açıktı. ellerim bir anda buraya yazdı. babamı özledim. çıktı başlık. beni cevapsız bırakmadı. çünkü babamı özlediğimde cevapsızım ben. babamı özlediğimde telefon ederdim, kalkar giderdim yanına, gider uyandırırdım sabah biraz daha erken mesela. şimdi şuursuzca bulduğum ilk "arama kutusuna" yazdım. değişik oldu. her şeyi googlelamak dünyevi acılarda bu duruma kadar evrildi belki de.

    böyle özleniyor baba ya da en azından bana böyle oluyor. hayat devam ederken, birden "aaa ben babamı özledim" diyor kalbim/ruhum/aklım. hep de öyle acıklı olmuyor. dur aklıma düştü bir arayayım tadında gibi. o ilk saniye çok fantastik bir şekilde ulaşılamaz olduğu gerçeği olmuyor bünyede. sevinçle özlediğin bile oluyor ama sadece o saniye içinde. sonra gidemeyince elin telefona, ayakların ona, kolların boynuna, sesin kulaklarına.. kalıyorsun böyle yaralı, yitik, yalnız, eksik. hep eksik.

    babamı özledim.
  • 2017 mayısında hastanede refakatçiliğini yaptığım bir gün "pişmanlıklarım var" demişti. üniversite öğrencisiyken evlendirmişler, "annen hasta, eve bir gelin lazım" demişler. babam evlendikten bir kaç ay sonra babamın küçüğü amcamı da evlendirip eve bir gelin daha getirmişler. "kariyerim çok daha farklı olabilirdi, ankara'da kalıp daha iyi işler yapabilir, daha iyi yerlere gelebilirdim. evde bekleyen karım ve çocuğum olduğu için dönmek zorunda kaldım" dedi. evet, babam üniversitede okurken doğmuşum ben. "madem kardeşimi evlendirecektiniz, beni neden evlendirdiniz?" diyememiş, dese de bir şey değişmezmiş ya.

    o gün anladım babamın üniversite tercihlerimize, meslek ve iş seçimimize, arkadaşlarımıza, evlilik kararlarımıza neden hiç karışmadığını. biz kendi hayatımızla ilgili kararlarımızı kendimiz alalım diyeymiş meğer. zaman zaman yanlış kararlar verdiğimizde dertlenirmiş de belli etmezmiş meğer. nadiren tavsiyeler verirdi babam, yap veya yapma demezdi, çok da konuşmazdı zaten.

    "anne ve babamın en sevdikleri çocuklarıydım ben" dedi. öyle ki büyük amcam saatini kaybettiğinde babamınkine el koyarmış, seni seviyorlar yenisini alırlar diye. parası bittiğinde babamın harçlığını alırmış elinden, sana yine verirler nasılsa dermiş.
    "buna rağmen bir kez olsun sarılıp öpmediler beni, biliyor musun? ben size sevgimi yeterince gösteremedim oğlum, ama siz beni geçtiniz, çocuklarınız da sizi geçecek" dedi.

    whatsapp'tan yazardım babama arada "seni çok seviyoruz" derdim, görüştüğümüzde koklayarak öperdim, "seni seviyorum babacım" derdim. renk vermezdi hiç, ama o gün anladım ben bunun onun için ne çok şey ifade ettiğini.

    çok erken gittin be babam. söz vermiştin hani, torununun düğününde oynayacaktın daha?