şükela:  tümü | bugün
  • yönetmenliğini (bkz: müfit can saçıntı)'nın yaptığı 5 ekim 2018'de vizyona girecek filmin, aksiyon sahneleri için ferhat karakterini oynayan (bkz: mert turak)'ın 3 ay süreyle karate ve silah tutma eğitimleri aldığı biliniyor.

    istanbul'un farklı semtlerinin yanı sıra dalyan ve ağva'da seçilen ve özel olarak dekore edilen mekanlarda yapılan filmin çekimlerinde ise daha birçok usta isim göze çarpıyor.

    senaryo ve yönetmen: müfit can saçıntı
    oyuncular: ayşen gruda, suat sungur, yalçın menteş, mert turak, erkan can, elif nur kerkük, banu manioğlu, ahmet arıman, tuncay akça, sami aksu, ünal yeter ve uğur demirpehlivan.
    yardımcı yönetmen: gizem yaman
    görüntü yönetmeni: hayk kirakosyan
    kurgu: ahmet can çakırca
    müzik: uğur ateş
    yapım amiri: tan ander
    sanat yönetmeni: arzu koç taşkent
    kostüm şefi: ezgi ayaz
    ışık şefi: feramuz tuna
    ses teknisyeni: özgür özden
    set amiri: serdal ateş
    makyöz: ilknur sağlam şair
  • müfit can saçıntı'nın yeni filmi.

    fragman
    https://www.youtube.com/watch?v=u7ax8klugpg
  • artistik yapim youtube kanalından ilk tanıtımını izleyebilirsiniz.

    --- spoiler ---

    yeni filmimiz babamın ceketi'nin ilk tanıtımı... yorumlarınızı, samimi hislerinizi bekliyoruz... merak uyandırıyor mu? filme gitme isteği uyandırıyor mu? ilk izlenimlerinizi yazarsanız seviniriz. babamın ceketi 5 ekim'de sinemalarda
    --- spoiler ---

    5 ekim günü sinemaya gitmek için bir neden.

    edit: imla
  • afişte yer alan bir aile komedisi ibaresi tamamen yanıltıcı olan, seyredecek olanların ciddi sabır sahibi olması gerekliliği ve nasıl böyle bir seçim yaptım pişmanlığı içinde bırakacak bir film.
  • mert turak‘ın instagram paylaşımlarında görmüştüm filmi. kendisine tiyatro sahnesinde hayran olduğum için dikkatimi çekmişti. on gün kadar önce fragmanında erkan can ve ayşen gruda’yı da görünce, müfit can saçıntı’ya rağmen izlemeye karar verdim. saçıntı’dan pek hoşlanmıyorum, beni büyük bir güçle itiyor kendisinden. halbuki bir suçunu günahını da görmedim ama bilmiyorum nedendir.

    film vizyona bugün girdi. yapacak daha iyi bir şeyim olmadığı için hemen bu akşam izledim. ilk yarı çok ufak bir iki ayrıntı dışında gayet keyifli, eğlenceliydi. tamam efsane değil tabii ama ciddiye almadıktan sonra izlenir idi.

    gel gelelim filmin ikinci yarısında sanki bambaşka bir filme geçtik. karakterler mekanlar bire bir aynı olsa da film bambaşka bir gidişata yöneldi. yokluğuna (daha doğrusu çok az olmasına) şaşırdığım klişe “sistem” eleştirilerinden bombardıman başladı, hem de kör kör parmağım gözüne dercesine. komedi/aile diye sınıflandırılabilecek film, yarıdan sonrasında gerçekçililkten koşarak uzaklaşmak suretiyle suç/aksiyon/dram moduna geçti. haliyle filmin başıyla sonu birbirini tutmadı. böyle başlayan filmin böyle bitmesi tatsız bir sürpriz oldu. sorarsanız “izlemeyin” demem ama “yarısında çıkın” derim.

    mert turak’ın oyunculuğuna diyecek yok, çocuk yaşıyor rolünü. erkan can’ın sahnelerini az buldum. ayşen gruda’yı izlemek keyifliydi. oyuncu kadrosunda suat sungur ve yalçın menteş’in adı var. biri yol tarif eden adam, diğeri sokakta sinirini sağdan soldan çıkaran gence sakin ol evlat muhabbeti yapan adam olmak üzere ikişer dakikalık rolleri var. yalnız birilerinin müfit can saçıntı’ya söylemesi gerek; bu basmakalıp eleştiriler, kendisinden önce de milyonlarca kez söylenmişti. emsalsiz şeyler söylüyor gibi, kamera karşısına her geçişinde aynı şeyleri tekrarlamasına gerek yok. yapmak istiyorsa yine de yapsın eyvallah ama biraz da seyirciyi düşünse, göze sokmasa, repliklerle ders vermese daha iyi olmaz mı? bu son paragraftan size ne gerçi, keyfim ve kahyasıyla istişarelerim sonucunda yazdım bunu.

    filmde bir yerde hababam sınıfı’nın 2019’da yayınlanacak yeni filminin reklamını görüyoruz. ayrıca filmde hababam’ın bacaksız’ı ve hayta ismail’i de küçük birer rol almış. hababam’ı da müfit can saçıntı çekecekse, “eğitim sistemi öğrencileri yarış atına çeviriyor” düzeyinde eleştirileri oyuncuların ağzından duyacağınızı garanti edebilirim.
  • yer yer hüzünlendiren bir baba oğul ilişkisini içeren bir film. aile komedisi olarak gözüküyor ama mizah yönünden ciddi anlamda başarısız. güldüren bir sahne hatırlamıyorum. zaten pek de gülme umuduyla izlemedim, güzel mesajlar içeren bir aile draması izlemek istiyordum ve pişman olmadım. güzel toplumsal ve politik mesajlar da serpiştirilmiş içerisine. paranın yaşantımızdaki yerine ve bizi ne derecede etkilediğine dair mesajlar var. gidilebilir.
  • keşke mandıra filozofundan devam etseydin be usta dedirten, eğlencesiz, değişik bir türk filmi. ayşen gruda'nın hatrına bekledim filmin sonuna kadar.
  • son zamanlardaki keyifsizliğimi, depresyonumun etkisiyle biraz gülerim ne olacak yani diye izlediğim film. mandıra filozufunun da etkisiyle beklentilerim orta seviyede bir filmle karşılaşmaktı. ama gel gör ki hiçbir dinamiği oturmamış, can sıkıcı, çok ama çok kötü oyunculukları barındıran bir filmle karşılaştım. yönetmenin parmağını göze sokarak mesaj verme kaygısı karakterler arasında olması gereken etkileşimin, uyumun içine etmiş. başkaraterin ne babasıyla ne sevgisiyle ne annesiyle olan iletişimi o kadar yüzeysel işlenmiş ki seyircinin (ben) dudak bükmesine sebebiyet veriyor. kısacası "ben mesaj verecem ya" diyerek filmin bütün unsurlarının unutulduğu bir film olmuş.
  • "çok sıcak bir aile filmi.." (ama yersen)

    evet eğlenceli ve sıcak bir hikayeydi ancak büyük resim kesinlikle bundan farklı.

    babamın ceketi, 2018 yılının bu anti demokratik ortamında akıl sır ermeyecek derecede muhalif olmayı başarmış bir filmdi. hem çok sertti hem de kalıplara sığmayan bir tavrı vardı. kesinlikle herkesin sinemada izlemesi gereken bir yapıt

    80'ler sonrası politik mizahın yok olduğu ülkemizde yalnızca iki tür muhalif sanat kendine yer bulabildi.

    1- ali poyrazoğlu ve müjdat gezen'le özdeşleşen "ampülü patlattık" mizahı. herhangi bir sistem eleştirileri yoktu, yalnızca süregelen bu sömürünün başında "dinciler" değil de biz olalım şeklinde bir anlayışına sahiplerdi. sığ ve kutuplaştırıcı bir anlatıları vardı.

    2- sırtını etnik veya mezhepsel bir kesime dayayan, yer yer terör propagandası barındırabilen keskin ideolojik muhalefet. aralarından tüketilesi eserler çıkarabilseler de gene kutuplaştırıcı bir tutuma sahiplerdi.

    babamın ceketi ise bana göre kendini bu iki türden sıyırabilmiş bir filmdi. birleştirici bir dili vardı ve eleştirisi doğrudan sistemin kalbineydi. devlet, askerlik, vergi, bankacılık ve benzeri şeylerden bahsederek düzenin köküne çekiç çaktı. işsizlik belasının nasıl katil böcekler gibi içimizi içimizi yediğini, açtığı yaralarla da nerelerimizi çürüttüğünü anlattı. kimilerine göre de bunu anlatırken oldukça sert sayılabilecek bir hâli vardı. işsiz gencin banka soygununa giden süreci gibi.

    bu nedenlerle film beni oldukça memnun etti. herkes filmin sinemacılık boyutlarını yetersiz bulmuş. aslında bana göre de kör göze parmak mesajları olan, yer yer zayıf diyalogları olan bir senaryoydu izlediğimiz. mert turak ve ayşen gruda dışında oyunculuklar iç açıcı değildi. ne müfit can saçıntı ne de diğerleri.

    müfit abi gerçekten zihnimi çok fena açan bir adam. katıldığı televizyon programlarını indirip tüm gün kulaklıkla dinliyorum. ancak ne yalan söyleyeyim, sinemacılık ve oyunculuk yetkinliği kendisinin düşünsel gelişmişliğinin gerisinde kalmış gibi. katıldığı televizyon programlarını filmlerinden daha büyük bir zevk alarak izliyorum.

    filmi sinemada 60 yaşının üstünde 3 - 4 yaşlı insanla birlikte izledik. belki de yapımcıların hedef kitlesi onlardır. senaryonun bazen gereksizce açıklayıcı olması bu sebepledir. bunu da hesaba katmak gerek.

    son olarak şunu söylemek istiyorum. filmi bazı açılardan eleştirdim ama açıkçası sokayım filmciliğe, sokayım 7. sanata. bu dünyada sinemadan daha değerli şeyler var. bazen bunu da göze alıp sinemaya gidebiliriz. bence gidilmeli
  • sürekli siyasi göndermesi olan bir film. ayşen gruda o kadar siyasi lider saydı. günümüze gelir dedim ama gelmedi. erkan can sahnesi çok az olmuş. mert turak cidden çok iyi bir oyunculuk çıkartmış. müfit bey mandra filozofunda neyse o . aynı karakter. hani cem yılmaza sürekli arifi yapıyorsun deniyor ya. bu adamda aynı karakteri oynuyor.

    final tam aklımdan geçen şekilde olsa da. son anda jenerik akarken ki sahne üzdü beni.

    bi filmi de mutlu sonla bitirmeyin be kardeşim. dramsa dram bitsin.
    --- spoiler ---
    çünkü eleman soymamış olmasa da bi bankaya girdi mi silahlı. illa ceza alaak almadı mı yani? ayrıca o banka soyma sahnesi hiç iyi değildi. 2 perde final (polise teslim olma sahnesi bence tam finaldi.) harici pek iyi değildi.
    --- spoiler ---