şükela:  tümü | bugün
  • çocukluk dönemi sanrıları denildiğinde ilk aklıma gelen şeylerden biriydi bu. sık sık aklıma gelir. bir gün yine herkese sırayla soruyor öğretmen; baban ne iş yapıyor diye. sıra bana geldi cevap verdim; serbest meslek öğretmenim! neyse tamam dedi geçti. sıra arkamda oturan arkadaşa geldi, o da benden duyduğu için sanırım benim gibi serbest meslek cevabını verdi.. öğretmen durdu durdu, ''tamam serbest meslek de ne ama?, evet turuncutuzluk sen söyle önce. '' şimdi o zaman bizim bi dükkanımız vardı. damacana su şişelerinin ilk piyasaya çıktığı yıllar. bende menba suyu satıyoruz öğretmenim dedim. - bu menba kelimesini de dükkanın kartvizitinde ( '' serhat menba suyu '' ) görmüştüm -

    neyse, sıramı savdım arkamdaki arkadaşım da yine açıklama getirmek durumundaydı, ee öğretmen detaylı sormuştu çünkü. hiç unutmam adı müjgandı. kız önce kekeledi bocaladı filan sonra yanıt verdi; '' babam kadın iç çamaşırcı, pazarlarda satıyor öğretmenim!''

    o çocuk halimle ben utanmıştım, kız dünyasında neler yaşadı allah bilir, meraklı bi dangalak yüzünden.

    sonra aradan bi iki hafta geçti. bu öğretmenin evinde şofbeni mi ne su akıtıyormuş. tamirci arıyor pezevenk. sordu, kimin babası bu işlerden anlıyor. çıt yok sınıfta. sonra bana baktı; '' turuncutuzluk sanki senin baban sucuydu, yanlış mı hatırlıyorum yoksa?'' önce cevap veremedim, yok desen olmaz, su satıyor ama tamirci değil diycem diyemiyorum bi türlü. sonra ayağa kalktım dedim ki; '' hayır öğretmenim benim babam tamirci değil, meme suyu satıyor o!'' - menba diyemedim ya la -

    tabi sonrasını tahmin edersiniz. şamata filan. öncesinde müjganın durumuna üzülen ben aynı utancı yaşadım 45 kişinin arasında. - evet 45 kişiydi sınıf, çoğumuz 3erli oturuyordu sıralarda -

    ne için? sırf cebinden para çıkmasın diye bedava tesisatçı arayan bir orospu çocuğu yüzünden.

    hey gidi hey.

    bu da böyle bir anımdır işte gençler.
  • çocuğun sosyoekonomik statüsünü öğrenme kisvesi ile kimden ne avantası olacağını öğrenmeye çalışırken görünürde çocuğu, aslında kendini rezil eden öğretmen müsveddesi.
  • o zamanki aklım şimdi olsa ''örtmenim beni seviyo'' derdim. canı sıkılan bir cahil.
  • yine bu sorulara maruz kaldığımız günlerin birinde herkes sırasını savdıktan sonra, söz songül'e gelmişti. çocuk aklıyla utanıyodu belli ki. o da serbest meslek deyip geçicekti ki tam, arkadan sınıfın en piçlerinden birisi atladı. ne serbest mesleği yeaa tanıyom ben bunun babasını, kalıpçı bunun babası ekikiki diye yavşak yavşak gurur duymuştu yaptığıyla. kız sesini çıkaramamış, öylece susmuştu. o gün, o çocuğa duyduğum nefreti hala unutamıyorum. adam değilsin ferhat. itsin.

    tanım: mal hareketi.
  • babası olmayan çocuğa 'peki annen ne iş yapıyor?' sorusu soran; gerizekalı, sözde üniversite bitirmiş ama insan olamamış lanet olası yaratıklardır.
  • geçmişe dönsem şu an, ilkokul öğretmenim sorsa, şu şekilde cevap vermek istediğim;

    (bkz: brazzers'daki kel adam)

    tepkisini gerçekten çok merak ediyorum.
  • adını hatırlayamadığım bir ilkokul arkadaşıma küçük çaplı travma yaratmış öğretmendir.

    tek tek herkese baba mesleğini soran öğretmen bununla da yetinmemiş aldığı cevaba kendince bir şeyler eklemeye başlamıştı. işte babanın mesleği ne sorusuna doktor cevabı aldıysa senin baban olmasa nasıl iyileşirdik falan diyordu. (tabi ki kimseden öyle bir cevap almadı. doktor baba ne arar la bizim okul öğrencisinde.) neyse efenim sıra en ön sıralardan bir erkek arkadaşa geldi. çocuk ayağa kalktı öğretmen sorusunu sordu. çocuk sanırım önce cevap vermedi ya da vermek istemedi. sonra öğretmen ısrar edince (evet bir de ısrar etti..) o da 'benim babam sigara satıyor öğretmenim' dedi. öğretmen de bunu öğrenince herkese verdiği cevabın bir benzerini çocuğa da verdi ama şu şekilde. dikkat cevap geliyor: 'senin baban olmasa nasıl ölürdük.'
    ben öğretmenden bunu duyunca olduğum yerde çivilendiğimi hatırlıyorum ama öğretmenin umurunda bile değildi ne söylediği ne de söylediği şeyin çocuk da yaptığı etki. (mal işte) kaldığı yerden sorulara devam etti. ama çocuk o kadar üzüldü ki kısa süre sonra sıraya başını gömüp ağlamaya başladı. bunu fark eden öğretmen gafını düzeltmeye çalıştı ama artık nafile...
    bu da maalesef böyle bir anımdır. şimdi başlığı görünce aklıma geliverdi işte.