şükela:  tümü | bugün
11 entry daha
  • çok zor geçer bu konuşmalar;

    - alo babacım, nasılsın?
    + raif
    - nasılsın babacım?
    + nasılsın raif?
    - iyiyim babacığım sen nasılsın?
    + nasılsın diyorum yani.
    - sağ ol babam benim, sen nasılsın?
    + hayır, nasılsın diyorum yani.

    ...
  • gecenin bir yarısı eve gelip seninle güreş tutmaya çalışmasıdır.
    saat 3e kadar babanın eve dönüşünü beklemişsindir, gelmesinin de akabinde babanı annenin şefkatli ve bir o kadar da olgun kollarına emanet edip odana çekilecekken bir anda baban arkandan fırlar ve o talihsiz cümleyi kurar, "gel lan güreş tutalımşhşh". devamında da "dur yapma hop mop" nidaları eşliğinde kendini yerde bulursun. kalkmaya çabalarken de alnını halıya sürtüp soyarsın. neyse ki bir şekilde elinden kurtulup odana gidip yatarsın. asıl bomba ise sabah patlar. oğlunun yüzünü o şekilde gören baba "hangi eşşekoğlueşşek hırpaladı lan seni?" diye şakayla karışık kızar. sen de hiç bozuntuya vermeden "sorma baba ya sarhoş kavgasından oldu" dersin. 5 saniye süren sessizliği annenin kahkası bozunca baba anlar ve tekrar oğluna dönüp tüm pişkinliğiyle "sen de amma kofmuşssun be oğlum sarhoş adamdan dayak mı yedin?" der anasını satayım...
  • yaşlandıkça çenesinin düşmesine sebep olsa da gençliğinde komedi filmi tadındadır. dert çekenin her gece kocasının sarhoş ama sağ salim eve gelmesi için dua eden annem olduğunu ise ancak bu yaşta anlıyormuş insan. oysa bana ne eğlenceli gelirdi, içki ve sigara kokan babamın eve girişi, annemin "yine mi içtin, leş gibi sigara kokmuşsun, düz yolda yürüyemezsin şimdi" sözlerinin üzerine babamın istisnasız her akşam halının kenarındaki çizgide yürümeye çalışması, yürüyememesi ama yürüdüğünde ısrar etmesi... bzen derim, klasik evlerdeki halıların kenarındaki o çizgiler gerçekten de babalar yürüsün diye midir?
  • akabinde annenin banyodaki kovayı kapıp salona zor yetiştirmesi.

    kusardı hep çünkü. kendi yetişemezdi banyoya kadar. oda kusmuk kokardı. ekşi ekşi...
  • ben dalacağım diyerek kıyafeti, paletleri, gözlükleri giyip ağırlıkları almadan gecenin bir yarısı denize atlaması, üstü denizde ayakları dışarıda denize giriş yapamamasıyla efsane olmuş andır baba sarhoşluğu.
  • çocuğunu ağlatabilir.

    köyde, akraba düğünlerinde görürüm babamı sarhoş olarak. öyle kendini kaybetmez. normalden daha keyifli olur sadece, etrafındaki herkesi güldürür. millet muhabbeti için onun masasına toplanır.

    ama ne zaman, o sonunu hiç getiremediği türküye başlar, ben de ağlamaya başlarım.
    “çağırın anam gelsin, derdime yananım gelsin.” niye hep aynı türkünün aynı kısmını söylüyor diye düşünürüm. annesiz büyümüş babama üzülürüm.

    belki de tek bildiği türkü o ama yine de niye o türkü? başka türkü mü yok?
  • babamın ben kendimi bildim bileli (ve daha öncesi tabiki) bir kaç istisna hariç her gün içinde bulunduğu durum. bugün alkolik değilsem alkolizmin nasıl birşey olduğunu birinci elden bana gösteren babam sayesindedir. sağol baba uygulamalı hayat dersin için.
  • sağır gibi davranıp bağırışlara karşılık vermemek ideal çözümdür, hayat kurtarır, yoksa durduk yere tansiyon yükselir, can sıkılır.
  • eve gece gelip remy martin remy martin diye dolaşıp,hafiften bi sırıtma da oluyorsa yüzünde,küçücük çocuk gibi sevimli olabiliyor bizimkisi.
    ulan ne remy martin miş arkadaş dağ gibi adamı ne hale getirmiş.
    gerçi bizimkisi dana gibi içip üstüne cila niyetine çakmıştır onu.
12 entry daha