şükela:  tümü | bugün
  • ipsiz uçurtmaydım ben.

    20 li yaşlarıma dönüp bakınca ne istediğini bilmeyen, hedefi olmayan, kimi neden sevdiğini bilmeyen biri var karşımda. yaptığım salaklıklardan ''genç kızlara tavsiyeler'' adında bir kişisel gelişim kitabı çıkar. o derece.

    bi kere bakıyorum da her başımı okşayanı insan sanmış, onları hayatımın merkezine koyup, onlar için istediğim şeylerden vazgeçmişim.

    sorumluluk sahibi de değilmişim. sadece anne hayatın gerçeklerini anlatabilmek için yeterli değilmiş. çünkü anneyi ömrünü size adamış, sizi her koşulda affedebilecek, bu yüzden suistimale açık biri görüyordum.

    o yıllarda ki sevgi arsızlığımın, egomun ve bencilliğimin sebebini şimdilerde anlıyorum.

    babasızlık.

    peki babasının desteklediği, alkışladığı, koruyup/kolladığı kızlar yarın nasıl insanlar olacaklar?

    tabi ki güçlü, ne istediğini bilen, idealist insanlar.

    işte ''baba'' yokluğunda edindiğiniz tüm arızalarıyla hayatınızı mahvedecek ya da yüceltecek kadar önemli.

    hele de kız çocuğu için.
  • kız maçlozlamada enfes olay.
  • kucucuk kiz cocuklarini babalarin elinden tutmus yururken gorunce bile sizi kiskanclik krizine sokabilecek psikolojidir.
    acaba babama yeterince vakit ayiramadim mi, onunla daha cok zaman gecirseydim keske diye kendinizi yer durursunuz.
    isyan etmek istemeseniz de neden diye sormadan edemezsiniz.
    ama mecburen hayat devam ediyor. hele ki babanizin size sagladigi iyi sartlar ve size biraktigi mukemmel bir anneniz varsa sukrediyorsunuz halinize.
    tek eksiginiz hayatinizin en onemli parcasi olan babaniz oluyor. "kader" deyip susuyorsunuz, elden bir sey gelmiyor.
  • abartildigini dusunuyorum bazen.
    hayir annesiz babasiz sokaklarda yapayalniz buyuyen insanlar ne yapsin? ben de babasiz buyudum ee? simdi calisiyorum da, okuyorum da, gercekten yardima ihtiyaci olan insanlara yardim da ediyorum.
    kafayi bozan arkadaslara tavsiyemdir, kendine bir ugras bul, iyi gelir.
  • elektra kompleksinden yoksun bırakılmış oldukları için çaresizlik içinde kalmış olma ihtimalleri mümkündür. dayı,amca kime çekerse artık.ergenlikte sevgili yaparsa bide,o zaman vay haline...
  • eğer doğru düzgün* bir kişiliğiniz varsa ve bu kızın sevgilisi olursanız hem düzeltebileceğiniz hem de gayet faydalanabileceğiniz psikolojidir.

    şahsen benim için tercih nedeni mesela...

    *edit: doğru düzgün demeyelim... ilgi budalası ve sevgiye aç bir kişiliğiniz varsa diyelim.
  • babasız büyümesinin yanı sıra amcaları vurdumduymaz, dayıları üçkağıtçı, bir önceki erkek arkadaşı fütursuz ve abisi de olmayan bir kız için hiç de iyi bir psikoloji değildir. bir süre önce aileyi geçtim çevresinde güvenebileceği bir tek er kişi olmayan ürkek bir güvercinim vardı bir süre önce.

    şükretmek için bir neden daha...
  • hayatlarina giren her erkekte babalarini ararlar.erkeklerden asiri sevgi ve sefkat beklerler fakat umduklarini asla bulamazlar. mutsuz ölürler.
  • onsuz büyümek için illa ölmesine gerek yoktur. doğduğum günden beri belirlikli aralıklar gelip dönerdi. 1 hafta berabersek 3 ay yoktu. haliyle eve geldiği dönemler -siz- diye hitab ederdim ona. o kadar yabancı biri gibi geliyordu ki bana, haliyle ona karşı bir resmiyet oluşuyordu üzerimde.

    sonra bizimkiler boşandı, babam başka bir şehre taşındı tamamen. yıllardır hep yılda 1 defa, taş çatlasın 2 defa görürüm. bir kaç gün kalıp gider. ama ona göre o harika bir babadır, hep harika bir baba olduğunu söyler. çünkü maddi olarak hep desteklemiştir.

    keşke maddi olarak değil de manevi olarak destekleseydi. ilk karne günümdeki sevincimi onla paylaşabilseydim, doğum günlerimi onla geçirebilseydim, haftasonları orman yürüyüşlerine çıkıp parklara gidebilseydik. bunları hiç diyecek kadar az yaşadım onla. yani bir nevi babasız büyüdüm.

    psikolojimin hat safhada korkunç olmasının sebebini elbette sadece buna bağlamıyorum. belki bunla alakası yoktur bile. ama bir gerçek var ki hep yokluğunu hissediyorsun onun.

    ilk eşinden 2 çocuğu ve torunları var. hepsiyle bebekliğinden beri ilgilendi. her şeyi beraber yaptılar. torunu 23 nisan gösterisine çıkacak diye heyecandan tansiyonunun düştüğünü bilirim. o torunu grip olduğunda hemen bilet alıp buradan antalya'ya uçtuğunu bilirim. ama ben ufacık yaşımda zatürre olup 2 hafta boyunca hastanede yattığımda, doktorlar anneme "hayati riski var" dediklerinde babamı göremedim yanımda. bu nedense içime çok işlemiş olacak ki yıllar sonra bunu sorduğumda "papağan gibi aynı şeyi tekrarlama bana" demekle yetindi.

    bazen diyorum keşke doğduğum günden beri hiç görmeseydi beni. en azından gel git yaşamazdım, gözümün önünde bu kadar örnek görü üzülmezdim. ben üvey evlat mıyım lan? diye düşünmezdim. sadece babamın beni hiç görmediğine üzülürdüm. tek bir şey için üzülürdüm. ama benim durumumda böyle bir şey maalesef söz konusu değil. ben babalı fakat babasız büyüyen ve pek görülmeyen bir evladım sanırım onun gözünde.

    hiçbir zaman baba kız olamadık. bundan sonra da olamayacağız. ama kazık kadar yaşa geldiğim halde pskolojimi soracak olursanız diğer kızlarını ve torunlarını deli gibi kıskanıyorum. neden ben değil de onlar diyorum. neden beni 3 günlüğüne görmeye geldiğinde, gitme biraz daha kal dediğimde "torunlar çok özlüyor beni" diye utanmadan bir cümle kuruyor diyorum. bilmiyorum..

    yine olaya iyi yanından bakmak lazım. en azından bana hem annelik hem babalık yapan harika bir annem var. bu yüzden babama da pek ihtiyacım yok. ama insan özlüyor işte. yakın olmak varken uzak kalınmasını yediremiyor. hayat bu işte. her şey oluyor.