şükela:  tümü | bugün
  • sari bir balik.. kulaginiza soktugunuzda tum lisanlari anlamanizi saglar.. (bkz: hitchhikers guide to the galaxy)
  • hitchhikers guide to the galaxy'de ilgili baslik altinda su sekilde aciklanmis olan sari balik :
    "
    babil baligi*, kucuk ve sarı renkli olup sulugu* andirir ve buyuk olasilikla evrendeki en garip seydir. tasiyicisindan degil, onun cevresindekilerden aldigi beyin dalgasi enerjisiyle beslenir. besinini saglamak icin bu beyin dalgasi enerjisindeki butun bilincalti zihinsel frekanslari emer. sonra tasiyicisinin zihnine, bilincli dusunce frekanslariyla, beynin onlari ureten konusma merkezlerinden alinan sinir sinyallerinin karisimindan olusan telepatik bir matriks atar. butun bunlarin pratik sonucu sudur : kulaginiza bir babil baligi soktugunuzda herhangi bir dilde soylenen herseyi aninda anlarsiniz. aslinda duydugunuz konusma sablonlari, babil baliginiz tarafindan beyninize aktarilan beyin-dalgasi matriksini cozumler.

    saskinlik uyandiracak kadar yararli bir seyin tamamen sans eseri evrimlesmesi oyle tuhaf ve oyle olanaksiz bir rastlantidir ki bazi dusunurler bunu tanri'nin var olmadiginin nihai ve saglam bir kaniti olarak gorur.

    bu sav suna benzer bir seydir :
    'ben var oldugumu kanitlamayi reddediyorum', der tanri, 'cunku kanit inanci yadsir ve inanc olmadan ben bir hicim.'
    'ama', der kisi, 'babil baligi tamamen bedavadan, oyle degil mi? sans eseri evrimlesmis olamaz. o senin var oldugunun kanitidir, oyleyse senin kendi savinla senin var olmadigin kanitlaniyor. qed '
    'vay canina', der tanri, 'bunu hic dusunmemistim.' ve o anda bir mantik dumani icinde puf diye kaybolur.
    'ah, bu kolaydi', der kisi ve zaferinin ardindan bir bis yapmak adina siyahin beyaz oldugunu kanitlamaya girisir ve bir sonraki yaya gecidinde canindan olur.

    bir cok teolog bu savin bir yigin sacmaliktan ibaret oldugunu iddia eder, ama bu, konuyu en cok satanlar listesinde basi ceken kitabi iste bu tanrinin defterini durer'de ana tema olarak kullanan oolon colluphid'in kucuk bir servet elde etmesine engel olamamistir.

    bu sirada, zavalli babil baligi farkli irklar ve kulturler arasindaki butun iletisim engellerini etkili bir bicimde ortadan kaldirarak, yaratilis tarihindeki diger her seyden cok daha fazla kanli savaslara neden olmustur.
    "
  • hitshhikers guide to the galaxyde tanrinin yoklugunun ispatinin yapildigi bolumdur. ispat su sekildedir.

    tanri : "varoldugumu kanitlamayi reddediyorum. cünkü ispat inanci inkar eder, ve inanc olmazsa ben bir hiçim"
    insan: "ama babel fish senin icin bir cikmaz sokak tanrim, cünkü o sans eseri olusmus olamaz, boylece senin varligini ispat eder. ve senin kendi argümanin sonucu, varligin ispat edildigine gore, sen yoksun. qed"
    tanri: "ah evet, ben bunu düsünmemistim.." ve bir mantik puf'unda yoklup gider..*

    fakat bu ispatta acik bir nokta vardir ki, babel fish diye bir sey yoktur.. demek ki tanri vardir!!! isteeeeeeeee, nasil da yakalarim..

    yok yok oyle degil, babel fish varolsa bile, "ispat inanci inkar eder" noktasinda bir acik vardir. inanc ispata gerek duymaz, fakat ispat, inancin varolduguna inandigini ispatladigi zaman inancin önermesi dogrulanmis olur. bu onermenin dogrulanmadan dogru oldugunu düsümek, bir fizikcinin teoremini kafasinda, ispatini yapmadan olusturdugu an gibi bir noktadir.

    ps: bu belirtmeyi sadece mantiksal bir tartisma olarak goruyorum.
  • altavista'da cevirmenin adi.
    http://babelfish.altavista.com/
  • orjinal metniyle asagida belirtildigi gibidir.
    (bkz: orjinale saygi)
    ----

    the babel fish, is small, yellow, and leechlike, and probably the oddest thing in the universe. it feeds on brainwave energy received not from its own carrier but from those around it.it absorbs all unconscious mental frequencies from this brainwave energy to nourish itself with. it then excretes into the mind of its carrier a telepathic matrix formed by combining the conscious thought frequencies with nerve signals picked up from the speech centers of the brain which has supplied them.

    the practical upshot of all this is that if you stick a babel fish in your ear you can instantly understand anything said to you in any form of language. the speech patterns you actually hear decode the brainwave matrix which has been fed into your mind by your babel fish.

    now it is such a bizarrely improbable coincidence that anything that mindbogglingly useful could have evolved purely by chance that some thinkers have chosen to see it as a final and clinching proof of the non-existence of god. the argument goes something like this:

    "i refuse to prove that i exist," says god, "for proof denies faith, and without faith i am nothing."

    "but," says man, "the babel fish is a dead giveaway, isn´t it? it could not have evolved by chance. it proves you exist, and so therefore, by your own arguments, you don´t. qed."

    "oh dear," says god, "i hadn´t thought of that," and promptly vanishes in a puff of logic.

    "oh, that was easy," says man, and for an encore goes on to prove that black is white and gets himself killed on the next zebra crossing.

    most leading theologians claim that this argument is a load of dingo´s kidneys, but that didn´t stop oolon colluphid making a small fortune when he used it as the central theme of his best-selling book, "well, that about wraps it up for god". meanwhile, the poor babel fish, by effectively removing all barriers to communication between different races and cultures, has caused more and bloodier wars than anything else in the history of creation.
  • tekvinin 11. babı; insanların yükselme çabasının tanrı tarafından engellenişinin, kollektif yaşamın imkansız hale gelişinin ve insanlığın yeryüzüne dağılışının hikayesini şu şekilde anlatır;
    "ve bütün dünyanın dili bir, ve sözü birdi. ve vaki oldu ki, şarkta göç ettikleri zaman, şinar diyarında bir ova buldular: ve orada oturdular.ve birbirlerine dediler: gelin, kerpiç yapalım, ve onları iyce pişirelim. ve onların taş yerine kerpiçleri, ve harç yerine ziftleri vardı. ve dediler: bütün yeryüzüne dağılmayalım diye, gelin, kendimize bir şehir ve başı göklere erişecek bir kule bina edelim,ve kendimize bir nam yapalım. ve adem oğullarının yapmakta oldukları şehri ve kuleyi görmek için rab indi. ve rab dedi: işte, bir kavmdırlar, ve onların hepsinin bir dili var; ve yapmaya çalıştıkları şey budur; ve şimdi yapmaya niyet ettiklerinden hiçbir şey onlara men edilmeyecektir. gelin, inelim, ve birbirinin dilini anlamasınlar diye, onların dilini orada karıştıralım. ve rab onları bütün yeryüzü üzerine oradan dağıttı; ve şehri bina etmeği bıraktılar. bundan dolayı onun adına babil denildi; çünkü rab bütün dünyanın dilini orada karıştırdı; ve rab onları bütün yeryüzne oradan dağıttı"
    kitaptaki balığın adının da buradan geldiğini düşünüyorum. douglas adams güzel bir abimizdir.
  • internetin politik olarak kısıtlandırıldıgı ulkelerde free mail olayına ulasmanın tek yolu babelfish i proxy olarak kullanınız
  • bu balığın çalışma mantığı size konuşan kişinin beyin enerjisini kullanmasıdır. bu yüzden her dili anlayabilir
  • istanbul'u paso costantinopoli olarak çeviren program. yunanlar mı yaptı ne yazılımı.
    (bkz: nerde bu devlet)
    (bkz: nerde polat alemdar)