şükela:  tümü | bugün
  • babamın video kasetini eve getirmesi ile tanıştığım, hayatım boyunca hep çok sevdiğim, çocukluk dönemimle ilgili anılarımda epeyce büyükçe bir yeri olan film... (ee ne de olsa zaman makinasına dönüşen bir otomobil, hem de delorean başroldeydi*)
    delorean modelini veya oyuncağını o kadar aradık ama tabi türkiye'de ne gezer.. abd'de bir tanıdık da yok ki sipariş edelim. bir audi quattro modelim vardı 1/24. tabi ki aynısı olmasa da, tipi andırırdı delorean'ı. onun arkasına yerleştirirdim karton ve plastikten üşenmeyip yaptığım aynı delorean'daki gibi o devasa hava çıkışlarını. plakaya da yazardım outatime. tamam.
  • marty'nin odasinda bir huey lewis and the news albumu olan sports'un posteri vardir. huey lewis'in juri baskanini oynadigi grup secmelerinde marty'nin caldigi sarki da huey lewis sarkisidir. fekat huey sarkiyi "too darn loud" bulur ve marty'leri eler.
  • sanıyorum sene 91'de star 1'de yayınlanan 3. bölümünde son derece ilginç bir ayrıntı kalmıştır aklımda. vhs videoların yaygın olduğu o zamanlarda kiraladığımız video kasetlerde filmin türkçe adı siyah şerit üzerine standart bir yazıyla belirtilirdi. televizyonda izlediğimiz filmlerdeyse kanallar kendi standart fontlarını herhangi bir arka plan olmadan verirdi. star 1 de bttf 3 ü yayınlarken filmin hemen başında türkçe geleceğe dönüş 3 şeklinde filmin adını belirtti. ancak önceki bölümlerin kısaca özetinin aktarılmasından sonra orjinal back to the future yazısının hemen altında siyah şerit üzerinde bir vhs klasiğiyle geleceğe dönüş 3 yazmaktaydı. üzeri sanırım star tarafından siyahlarla kapatılmaya çalışılmışsa da yıllardır vhs izlemeye alışkın gözlerim tarafından kolaylıkla fark edilmişti. hala merak ederim acaba star o filmi bir video kasetçiden kiralayıp da mı yayınladı diye.
  • zaman yolculuğu ve zaman konsepti konusunda en bi sağlam, en bi kült filmdir back to the future. ama asıl derdi ne zamanın devamlılığı problemi* ne de bilim kurgudur. zaman kavramına getirdiği bakış açısıyla hep bir bilim kurgu filmi olarak bilinen bu film, aslında "ebeveynler de bir zamanlar çocuktu/gençti" fikri üzerine çekilmiştir.

    senaryo yazarı bob gale, babasının okul yıllığına bakarken aklına gelen bu fikrin daha önce hiçbir filmde kullanılmadığını farketmiş ve bunun üzerine robert zemeckis ile beraber çalışmaya başlamışlar. fakat zemeckis'in bundan önce çektiği iki film başarısız olduğu için steven spielberg filmin yapımcılığını kabul etttiği halde hiçbir stüdyonun çekmeyeceğini düşünerek bir süre (o süre üç senedir) beklemeye karar vermişler. bu sırada zemeckis'in çektiği bir başka film başarılı olmuş ve bunun üzerine back to the future'ın çekilmesine karar verilmiş. filmle ilgilenen tek stüdyo olan disney de, ana fikir olarak ebeveynler ve çocukları arasında bir bağ düşünülmüş olduğu için bu filme para yatırmış.

    ilk aşamalardan biri olarak film için mekan aranmaya başlanmış ve bob gale ile robert zemeckis yani
    "bob and bob" bu sırada başka bir film için orada bulunan michael j. fox ile karşılaşmışlar. bilinenin aksine, marty mcfly rolü için düşünülen ilk kişi michael j. fox'muş ama o sırada family ties adlı dizide oynadığı için çok meşgulmüş ve rolü kabul etmeyeceği düşünülerek teklif bile edilmemiş. böylece çekimlere marty rolünde eric stoltz ile başlanmış. ayrıca doc brown rolü için düşünülen ilk kişi christopher lloyd, george mcfly için crispin glover, lorraine için lea thompson imiş. her şey pek güzel, hatta dört dörtlükmüş, ta ki yönetmenin içine birden bi kurt düşünceye kadar. işte burada, acı bir karar vermiş zemeckis abi, ve eric stoltz'u michael j fox ile değiştirmiş. böylece başta düşünmek bile istemedikleri ihtimal gerçek olmuş, stoltz ile çekilen sahneler mjf ile yeniden çekilmiş (gerçekten de eric stoltz marty rolünde hiç fena görünmüyor ama bttfnin başarısında michael j foxun payı az mıdır sorarım size). bu dönem michael j fox için epey yorucu olmuş, günde 1-2 saat uykuyla setten sete koşması gerekmiş ama senaryoyu okur okumaz çılgına dönen, "tamam ne gerekiyorsa yaparım, pek uykuya ihtiyaç duymam ben" diyen de kendisiymiş.

    zaman yolculuğu konusunda ise h.g. wells'in zaman makinesi konsepti esas alınmış. daha önce bu konuda yapılmış filmlerde kahramanların zamanda yolculuk ederken uzayda da yolculuk ediyor olması fikrini pek doğru bulmamış "bob and bob". gerçekten de filmde zaman yolculuğu dört boyutlu uzayda sadece zaman boyutunun değişmesi ile yapılıyor ki en mantıklısı da budur. zaman makinesi olarak bir otomobilin seçilmesi ise "bu, garajda icat edilen ve hareketli olan bir şey olmalı" fikri üzerine olmuş. zaman yolculuğunun teknik detaylarının akı kapasitörü adlı garip nesneye yüklenmesi ise filmin asıl konusundan ayrılmaması amacıyla yapılmış bir tercihtir, iyi de olmuştur.

    filmin ilk gösteriminde salondaki hiç kimseye konu hakkında bilgi verilmemiş. hatta einstein'in kaybolduğu sahne büyük tepki almış çünkü insanlar ona ne olduğunu bilmedikleri için öldüğünü düşünmüşler. ne zaman ki marty 1955e gittiğinde cafede george mcfly ile karşılaşmış, seyirci o vakit filmin ana fikrini anlamış. bob gale'in
    bir başka gözlemi de filmi seyredenler arasında o tarihte (1985) genç olanlar ve orta yaşlıların farklı tepkiler vermesi imiş. 1955teki hayat ile alakalı pek çok sahneye gençler gülerken orta yaşlılar bu sahnelerden keyif almışlar.

    zamanda gidilen yıl olarak 1955in seçilmesinin sebebi ise amerika'da teenager'lık müessesesinin ortaya çıkıp geliştiği yıllar olmasıymış. ilk defa bu yıllarda teenagerlar alım gücü olan ve sözü geçen/sözü edilen bir kitle haline gelmişler. bu yüzden kahramanlarımızın teenager zamanları önemli bir döneme tekabül etmiş ve hatta ışık tutmuş. bir de tabii 1985-1955 yılları, ebeveynler-çocuklar konseptini güzel bir zemine oturtmak için gerekli zaman aralığını çok güzel de sağlıyor. bu da var.

    üçlemenin diğer filmleri part ii* ve part iii* olarak adlandırıldığı halde ilk film sadece back to the future olarak geçer, back to the future part i değildir. çünkü film sanılanın aksine üçleme olarak düşünülmemiştir. devam filmi çekmek bir yana, robert zemeckis'in filmden tek beklentisi maliyetini kurtarmasıymış. yönetmen zemeckis "eğer devam filmi çekeceğimi bilseydim" diyor, "jennifer'ı o arabaya hiç bindirmezdim. marty ve doc brown'ı her türlü maceranın içine atabilirdik ama jennifer'ın orada olması başlı başına bir problemdi." yine yönetmenin söylediğine göre uçan delorean da bir çeşit şaka ve göndermedir ve asla gelecekte geçen bir film çekmek istememiştir zemeckis abi. çünkü gelecekteki hayata yönelik yapılan tahminlerin hep yanlış çıkacağını bilir ve gelecekle alakalı görüşlerimizin aslında bugün bildiklerimizden pek de öteye gitmediğini düşünür.

    bu filmin belki de hepimizi cezbeden ama pek de dile getirmediğimiz tarafı, anne babalarımızın da bir zamanlar bizim gibi olduğunu göstermesidir. ya da senin benim gibi bir çocuğun zamanda kaybolunca nasıl bir kahramana dönüştüğünü seyretmektir, ya da zaman makinesi denen şeyin bir gün icat edileceğine inanmak istemektir, ya da her şeyidir... aslında bu film, 80lerde* ve 90ların başında* çocuk olmanın da bir parçası, çocukluğumuzun önemli bir detayıdır. hadi o zaman çocuktuk, aradan bunca zaman geçti, bu kadar film seyrettim, hala seyredip de tribe girdiğim tek filmdir.
  • "eylül rüzgarıyla bilinmeze savrulmaya başladığımız yıllardı. ... kendimize bir araç yapıp geleceğe yolculuk etmek belki bizi kurtarırdı. geleceğe gitmek isterken geçmişe düşmek bile iyiydi açıkçası; umutsuzluktan iyidir her şey."

    yekta kopan
  • mükemmel bir film küçükken video kasetten hep izlerdim(kendim çekmiştim piyasada mevcut değildi sanırım) şimdi olsa yine izlerim yani toplamda nereden bakılsa en az 20 kere izlediğim ama hiç sıkılmadığım ender filimlerden biri.
  • bu gece 22:40'ta kanal 1'de yayınlanacak film..

    maksat başlık sol frame'de görülsün, benim gibi her seferinde aynı heyecanla izleyenler kaçırmasın, üzülmesin..
  • hayatımda ilk kez ablamın yanında küfür etmeme türkçe dublajıyla sebep olmuş filmdir..

    - değişim kapasitörü diyo ya değişim ne ya .mına koduklarım, sizin yapacağınız dublajı s.keyim! abla?! mm öhm..
    + yok yok haklısın ama..
    - yani di mi ama.. .mına koduklarıııım!!
  • sanki her seferinde farklı dublajla yayınlanmakta..
    gerçekten üçlemeye tapıyorum ve scripti ezbere biliyorum ve filmi izlerken karaoke tadında takılıyorum.. başta 1-2 şey tutmadı, herhalde yanlış hatırlıyorum dedim amaaa değişim kapasitörü??!!..
    taa seneler önce akım kapasitörüydü, daha sonra düzeltilerek akı kapasitörü oldu, bu da yetmedi flux kapasitörü.. ama en sonuncusu gerçekten bomba: değişim kapasitörü..
    (bkz: oha)
    (bkz: bu ne be)
    (bkz: yeter)
  • yeryüzüne gelen en iyi film serilerinden biri.çocukluğumdan beri hala onlarca kez izleyipte bıkmadığım film.