şükela:  tümü | bugün
  • paduk diye de gecer.
  • go ya da igonun kore dilindeki karşılığı.
  • majid majidinin 1992 yapımı filmi
  • (bkz: bedük)
  • --- spoiler ---

    mecid mecidi'nin sonraki filmleri kadar naif olmayan, epey sert sahneler içeren film. konunun ekseninde yönetmenin alâmetifârikası olan çocuklar var yine; babalarını kaybettikten sonra bir başlarına kalan ve kaçakçı çetelerinin eline düşen iki kardeşin talihsiz öyküsünü anlatıyor. bu filmde sembollere değil, izleyeni oldukça geren gerçekçi karelere yer vermiş mecidi; örneğin boğulma sahnesi ve sınırdan geçiş sırasında tellere takılanlar insanı fazlasıyla ürpertiyor. çocuklarının geçimi için çöldeki telleri eliyle sökmeye kalkışacak kadar çaresiz, ama onların sınır teli olduğunu bilmeyecek kadar cahil olan adamın hâli ise ağlanacak hâle güldürüyor.

    inkâr edilemeyecek kadar acı gerçekleri işleyen filmin sonu ise şaşırtıyor ve daha bir yürek burkuyor.

    --- spoiler ---

    film -henüz- mâlûm ortamlarda bulunamıyor maalesef, fakat şu adresten izlenebilir:
    http://politikfilm.net/…acakcibaduk-filmi-izle.html
  • filmdeki birkaç kişi hariç, 10-15 yaşından büyük herkes orospu çocuğu rolünü çok iyi icra ediyor.
  • majid majidi'nin ilk değilse de ilk önemli filmi. gerçekten de bu film sembolist değil realist, adeta renkli film noir ve melodram kalıplarına yakın. burada mecidi delifişek ve dünyaya gerçek yüzünü haykırma isteğiyle yanıp tutuşuyor. ana karakter cafer/jafar o zamanki mecidi'nin olasılıkla alter egosu. sonraki filmlerinde yönetmen daha olgun ve kalender. artık karakterlerine oynattığı roller ve duygularla arasında mesafe var. baduk'ta o mesafe yok veya en az. erken film dönemi için, çok gür bir ses ve tek atımlık barut olmadığı hissediliyor. filmin her karesi, her sekansı dünya ve bölge ve insan bilgisiyle, deneyim ve anılarla dolu. otantisite, egzotiklik, canlı iran ve pakistan renkleri, stilize, köşeli, abartılı oyunculuklar hepsi mecidi'nin lehine. o dönem ruhunun sertliği göz gözü görmez karanlık ve ciddi kontrastlarla filme yansımış. ölüm sahneleri çok gerçekçi. ufak bir françois truffaut ve 400 darbe anıştırması var; jafar yurt gibi olan baduk çetesinden kaçıp yorulana kadar koştuğunda, ama selamı çakıp filmi kendi ortadoğulu dehlizlerine sokuyor. (ayrıca çöl fırtınasında ölen çilekeş eşek ise robert bresson'un rastgele balthazar'ının uzak akrabası.)

    --- spoiler ---
    filmden bomba bir diyalog. film hem sert, hem film noir, hem çocuk filmi ve çocuksu, hem belgesel, hem de mizahi. son sıfatın örneği..

    nezarethane diyaloğu:

    - niye tutuklandın?
    - hiç (boşuna).
    - boşuna olmaz.
    - aynısını ben de sana söyleyebilirim.
    - ellerin niye kanlı?
    - hayat zor. allahın toprağından. çölden dikenli tel toplayıp onları satirem.
    - sınırdaki dikenli telleri mi?
    - ne sınırı?
    - hah hah haa! (en sonunda garip bir şey söylediğini fark edip o da herkesin ona güldüğü gibi sesli gülmeye başlar.)

    --- spoiler ---

    bu arada bilgim yok ama yönetmenin iran'ın psikiyatrist yazarlarından qolamhüseyn saedi'yi tanıdığı hissi çok güçlü. sanki bir iki karakter saedi'nin ters-o lerz kitabından ve oradaki ince hicivle yüklü. hatta çocuklardan birinin adı gulam hüseyin galiba, çağrıştıran somut özellik o olabilir.
  • macid macidinin uzun metrajli ilk filmi oldugunu ogrenince gecen yil izlemek icin basina oturdugum yarisina kadar dayanabildigim kasvetli film. senaryo guzel, sorun su ki cekimler cok karanlik. belki de gece cekimlerinde olmasi gereken de buydu cografyanin kasveti de iyiden iyiye bayiyor. diger yariyi ise ancak simdi izleyebildim.
    sorunlu insanlarin sorunlu cografyasinda kucuk ve yalniz kalmis bir cocugun var olabilme ve ablasini bulma macerasi.
    dram... arkadasinin arkasindan aglayarak el sallayan yardim sever kucuk insan..
  • baduk; farsçada sınırdan mal kaçıran yaya çocuklar için kullanılır. film, iran’nın kötü koşullarında hayatta kalan yetim kalan cafer ve cemile’nin hikayesini anlatır. kimsesiz kalan çocuklar insan tüccarı settar satılır. settar cafer’i kaçakçı abdullah’a satar, cemile’yi ise kendisine alır. abdullah’ın elinden kaçan cafer birçok beladan geçerek kardeşini aramaya başlar. iran yeni dalgasının hatrı sayılı yönetmemelerinden macid macidi yetim kalan çocukların kopuşunu ve erkek çocuğun kız çocuğunu kurtarması hikâyesi üzerinden iran’ının sosyo-politik ve ekonomik sorunlarına değinir. (çocuk işçiler, devlet sınırları yarattığı kaçakçılık, uyuşturucu kullananlar, insan tacirleri, kız çocuğu tacirleri, kaçakçılığın zor koşulları, hapishane koşulları, sınırlar arası illegal mal alış veririşi; afganistan iran arası ile afganistan suudi arabistan arası kaçakçılık.) macid, iran yeni dalgasının sık kullandığı çocuk kahramanları tercih etmiş. yönetmen filmin finaliyle izleyici ters köşe yapar. cafer kız kardeşi cemile’nin suudi arabistan’a kaçırılan küçük kızların arasında olduğunu düşünerek gemiye biner lakin filmin finaliyle cemile’nin abdullah’ın elinde olduğunu öğreniriz. böylece film cafer’e ne oldu sorusunu açıkta bırakarak biter. yönetmen rüya sekansında filmin rengiyle oynar ve söz konusu sekansın rüyamı gerçek mi olduğu birkaç sahne sonra anlaşılır.