şükela:  tümü | bugün
  • her ayin sonunda odenen prim.
  • ödenmemesinde de pek bir sakınca yoktur, müsait olunca kaldığınız yerden devam edersiniz... hatta ödemeyin, ödemek isteyenlere de engel olun...
  • allahin belasi primdir. is kurarsiniz, sahis firmasi, su an itibariyle 440 tl her ay sgkya bayilmak zorundasinizdir. 440 tl!! 4-4-0 t-l!!! ve para kazanmissiniz, kazanmamissiniz sgknin umru degil, o pirim her ay yatacak! hangi ulkede saglik primi asgari ucretin yarisi olur ya, hangi ulkede? asgari ucret 1000 lira net, devlete odenen prim 440 tl. sabah aksam kalkiyorum sgkya lanet yagdiriyorum.
  • yüzde 29 oranında zamlanmıştır. 440 lira öderken 568 lira rakamını görünce şok oldum sabah sabah. 1300 lira yapılan asgari ücretin kaynağının nereden bulunduğu anlaşılmış oldu böylece. diyecek bir şey yok, bizim gibi millete müstehak.
  • yasal soygunun diğer adıdır. sosyal politika değildir bu yasal gasptır.
  • 2015 yılında aylık ortalama 427 tl prim ödemiş olduğunuzu düşünürsek, 2016 yılı için ödenecek en düşük primde %33'lük bir artış söz konusu(568,22 tl). çüş amına koyayım, kelimeler kifayetsiz.
  • 1 ocak 2016 itibariyle 568,21 tl olarak güncellenen haraç.

    işsizlik sigortası fonunda milyarlarca tl dururken devlet 1.300 tl asgari ücretin artan maliyetinin tamamını işverene kitledi. tüm bu yaptıklarınızın istihdama yansıyacak olumsuz etkilerini öngörebilecek bir gram aklınız yok. vallahi de yok billahi de yok.
  • bugün ödemek için girdiğimde sistemde 568,22 ibaresini görünce şöyle dönüp arkama bakmışım istemsiz. ulan sen nasıl devletsin. asgari ücretliye yaptığın zammı benden niye çıkartıyorsun? 440 lirayı öderken insan bir sövüyordu, şimdi kaç defa söveceğiz? ben emekli olduğumda ne kadar para vereceksin ki şimdi benden hamuduyla alıyorsun.

    şimdi, devlet sgk'lı çalışandan işveren payından %12,5 işçi payından ise %5 sağlık harcamaları için kesinti yapıyor. yani; 2016 yılı için ben yanlış hesaplama yapmadıysam sağlık kesintisi için 54 lira aylık kesinti yapıyor. ben sana aylık 100 lira vereyim emeklilik benim derdim olsun arkadaş.

    yeter ulan, yeter hakikaten yeter. emekli olunca, bağ-kur emekli maaşları midilli atı kadar primleri anasının .mı kadar. sizin yöneteceğiniz sistemin bin türlü belasını. soyunuz sopunuz kurusun emi
  • prim 568 tl olmuş. zaten asgari ücret 1300 tl. yarısının prim olarak geri devlete ödendiği nerede görülmüş. gerçekten bu halkın kafası çalışmıyor. şu sigorta priminin hiç mantıklı bir açıklaması olamaz.
  • ödemeyenlerin üç beş senede bir çıkan yasayla borcunu ve hizmetini sildirebildiği bir "zorunluluk".

    serbest meslek erbabıysanız, her ay devlet sizden 568 tl istiyor. nedenlerine gelince:

    - devlet hastanelerinde katılım payı ödeyerek muayene olabilmek
    - reçeteye yazılan ilacın ücretinin tamamını ödememek
    - ileride emekli olabilmek ve emekli ikramiyesi alabilmek

    bu parayı her ay düzenli ödeseniz dahi, devlet size ücretsiz sağlık hizmeti vermiyor.

    bu parayı her ay düzenli ödeseniz dahi, devlet size ücretsiz ilaç vermiyor.

    bu parayı her ay düzenli ödeseniz dahi, devlet size emeklilikte insan gibi yaşayabileceğiniz bir maaş bağlamayı taahhüt etmiyor.

    peki ne halt etmeye bu parayı her ay düzenli ödeyeyim ben? zaten üç beş senede bir yasa çıkarıp borçları silme, yapılandırma olanağı tanıyorlar. misal, cengiz inşaat'ın 900 milyonluk vergi borcunu falan siliyorlar.

    içim acıyor bu parayı yatırırken. o yüzden uzunca bir süredir ödemiyorum. benim mesleğin emekliliği de yok zaten. kaldı ki, emeklilik denen nane benim hayat felsefeme tamamıyla aykırı. ama bana soran var mı? yok. neymiş efendim, her ay 600 kağıdı devlete verecekmişim. ama hastaneye gittiğimde yine para ödeyip muayene olacakmışım. hass...

    alınacak hizmet konusunda bir örnek verip bitireyim: babam kalp hastası ve bir gün evin civarından geçerken bi uğrayayım, annem de şehir dışında, ne yapıyor ne ediyor bakayım dedim. zile bastım, peder kapıyı bir açtı, yüzü sapsarı. meğer, kas ağrısı için gittiği hastanede gerizekalı bir doktor, kullandığı ilaçları falan sormadan pedere bir krem reçete etmiş. peder bu kremi kullanınca, kalp rahatsızlığı dolayısıyla kullandığı ilaçlarla tepkimeye girmiş. bizimkinin dili sürçüyor, terliyor, çarpıntı desen mevcut. hiç panik yapmadan, iyiniyetli telkinlerle en yakın acile götürdüm. ortalık ana baba günü. öyle büyük bir üniversite hastanesi de değil ama ışığı gören gelmiş. doktora hemen durumu anlattım, ekg falan çektiler. sonra doktor "ben ekg okuyamıyorum" dedi, whatsapptan başka bir doktor arkadaşına gönderdi. bu arada, doktorun kafası çorba olmuş ki, çevresindekilere "bakın x saattir nöbetteyim, ben sizin yerinizde olsam, bana muayene olmam" dedi. yahu bi babama bakıyorum, bi doktora bakıyorum, bi de çevredeki zombivari hastalara. en yakın özel hastaneleri belirleyip kaç dakikada giderizin hesabını yaptım. babama hadi gidelim diyorum, adam yılların memuru, devlet hastanesinde sıra beklerken ölmek varken, özel hastaneye gider mi hiç. parası falan umurumda değil. yeter ki insanca muamele görelim. ama yok, inat etti. işte o an yaşadığım çaresizliği ve düşmanlığı tarif edemem. orada it muamelesi gören hastalardan tut, köle gibi çalıştırılmaktan beyni pelteleşmiş doktora kadar, sistemin içindeki herkesin çaresizliğini resmen üzülerek izledim. peder beyi bi süre müşahade altında tuttular, sonra adam kendi kendine iyileşmeye karar verdi herhalde ki, "hadi gidelim, bunlardan hayır gelmez" dedi. evde sabaha kadar odasına gidip geldim bir şey olacak korkusundan. neyse ki iki gün içinde normale döndü. işte en acil durumda aldığımız hizmet budur. hadi ben primini bile yatırmayan bi kımıl zararlısıyım, konuşmaya, şikayetlenmeye hakkım yok. ama babam bu devlete 25 yıl kölelik etmiş bir adam. bu adama, en kritik zamanda devletin verdiği sağlık hizmeti ve değer budur.