şükela:  tümü | bugün
  • kafana eseni yapabilme durumu, hesap vermeden yaşama güzelliği, küçükler için lüksü...
  • her bebenin hayatı boyunca peşinden koştuğu şey. ne kadar azına yakalanıyor bu hede, çözülür gibi değil.
    (bkz: ben)
  • kendi içinde bir tezat, bir ironi. bağ'ın olumsuzlanmasıyla oluşturulmuş adı komik.. bağım-sız-lık..
    elde edilmesi için verilen uğraşlar bir başka komik. önce bir şeye bağlı olmalısın ki bağımsızlığın olabilsin. bağlan(a)mazsan "bağımsızlık" da olmuyor. tanımlanmıyor.
    bir şeye "bağ"-lı, o şeye bağ-sız-lık ne kadar "bağımsız" olabilir ki?!
    (bkz: köle)
    (bkz: efendi köle diyalektiği)
  • yalnızlığını ilan etmektir biraz da...
  • bagimsizlik, ve dolayisiyla uzerinde gerceklestirildigi toprak, yalnizca kan ile alinir.

    ancak kan ile alindiginda (kuzey kibris, istanbul, anadolu..) kayitsiz sartsiz aidiyet mumkundur. turk milletini bulundugu cografyanin krali yapan da budur. isteyen istedigi gibi insan haklari, x sorunu, y sorunu, onun bunun ondan bundan nefreti gibi engel cikarabilir, serbesttir. ama gerekli gordugunde, toprak icin kanini dokmus birey, egemenligine kast edildiginde bunlari hice sayabilir, cunku emrivakidir, o daha gucludur, daha ustundur.. dikkat ediniz irk ayrimi yapmiyorum, hepimiz bu topraklarin adamiyiz.. insan hakki demiyorum, ozgurluk demiyorum, guc diyorum. turkiye sinirlari icinde yasayan halk olarak, bagimsizligimiz konusunda biz soz sahibiyiz.

    buna mukabil bagimsizlik kan ile alinmaz ise kacinilmaz son israil modelidir, guney kibrisin bugun icinde cirpindigi durumdur, yillardir isgal altinda oldugunu iddia etmesine ragmen hicbir devletin birsey yapmamasina karsi ezikligidir.. sirbistan, kashmir, irak modelidir... uzerinde hic bir zaman tam bir bagimsizlik, egemenlik ve guvenlik soz konusu olamaz.

    hatta, insan haklari ve diger bilimum avrupai akimlari benimseyenler uzulecek ama, soyle cok guzel bir soz vardir:

    "hakimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye ilim icabıdır diye, müzakere ile, münakaşa ile verilmez. hakimiyet, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. osmanoğulları, zorla türk milletinin hakimiyet ve saltanatına vazıulyet olmuşlardı; bu tasallutlarını altı asırdan beri idame eylemişlerdi. şimdi de, türk milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, hakimiyet ve saltanatını, isyan ederek, kendi eline bilfiil almış bulunuyor. bu bir emrivakidir. mevzubahis olan, millete saltanatını, hakimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız? meselesi değildir. mesele zaten emrivaki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. bu behemahal olacaktır. burada içtima edenler, meclis ve herkes, meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. aksi takdirde, hakikat yine usulü dairesinde ifade olunacaktır. fakat ihtimal, bazı kafalar kesilecektir"

    unutmamak gerekir ki, mustafa kemal ataturk bunu saltanati kaldirirken soylediginde, ve nutuguna yazdiginda o mecliste asiri dinciler de vardi, mandacilar da vardi, kurtler de vardi, ermeniler de vardi, rumlar da vardi.. ama bu saydigim taraflarin her birinin sesleri ne kadar yuksek cikarsa ciksin, guclu olan, memleket icin kan dokmeye karar veren, savasi yoneten mustafa kemal idi. kafalari kesmeye de, saltanati kaldirmaya da o karar verirdi, cunku mutlak guc onundu, ordusunundu. guc onda oldugu icin, onun hakkiydi.

    bu nedenden oturu akli basinda olan adamin kalkip da "eger ataturk diyarbakir'da dogsaydi ismi atakurt olurdu da, ulkenin ismi kurdiye olurdu.." dememesi lazimdir. olabilirdi belki. ama oyle olmadi. boyle oldu. bunun uzerine daha fazla konusmamak gerekir. bu "acaba sinirlarimiz dahilinde yasayan halklara ozerklik verecek miyiz, vermeyecek miyiz?" meselesi degildir. bu halihazirdaki politikaya isim konulmasidir, turk'un turkiye cumhuriyeti sinirlarinda yasayan herkese verilen isim oldugunu benimsemektir. ulkenin milli benliginin cografik oldugudur. bunu boyle bugun kabul etmek herkesin yararina olur. bu bir emrivakidir artik. obur turlu, zaten turk devleti bu gercekleri dogru sekilde, zor yoldan da kabul ettirecek kadar gucludur.

    ermeninin guclu ordusu olsaydi ermeni sinirlarimiz icinde devlet kurardi, kurdun guclu ordusu olsaydi kurt devleti kurardi, rum da kurardi, abaza da kurardi. onlarin eli armut toplamiyor ya? simdi ben ermeni, kurt, rum, abaza veya bu devlette yasayan diger milletlere dahil olsam ben de uzulurdum baska bir milletin ismini tasimakta pasaportumda, ama bu durumu insan haklarina vurmanin alemi yoktur. cunku insan haklari denilen geyik tamamen toplumlarimizi cikarlari dogrultusunda kullanabilmek icin bolen, ayiran uygarliklarin cikardiklari bir konsepttir. hak ancak ve ancak uzerinde hak iddia edilen seyi yapabilecek kadar guc oldugunda konusu acilabilecek bir mevzudur..

    bu geyiklerin ustu kapali anlatildigi vatandaslik dersimizden jean jacques rousseau'yu hatirlayin.. devletimizin hukukunun pek cok bati devleti gibi onun dedikleri uzerine kurulu oldugunu hatirlayin, niye bizim kafamiza o derste o herifi cekicle vura vura soktuklarini bir dusunun.. kendisi ne demistir;

    1 - "hak, ancak ve ancak gucu olanindir." (51)

    2 - "kolelik ve hak kavramlari ters dusmektedir, cunku kole kendi kendine bazi konularda yetmedigini bilerek, birtakim ozgurluklerini sahibine vermek karsiliginda sahibi tarafindan yardimi kabul eder" (57)

    (freedom in chains, the social contract, 1968, cev. maurice cranston, s. 49-59)

    toplumumuz icerisinde kendilerini "azinlik" olarak tanimlayip normalde assagilanmadiklari, dislanmadiklari bir toplumdan kendilerini uzaklastiran gruplar, turk milleti tarafindan "kole" ya da "asagilik varlik" olarak tanimlandiklarini iddia edip, milli haklarini muzakere ile, soz ile, "insan haklari mahkemeleri" tarafindan istemekte, bunun icin avrupa ulkelerine gitmekte, mevzubahis ulkeler de bunlari hos tutmak icin icislerimize karismaktadirlar.

    halbuki yardim dilendikleri yabanci ulkeler ve mahkemeler de bagimsizligin, topragin, hakkin ve guvenligin ancak ve ancak kan ile, zorla, kudretle alindigini bilmektedirler, jean jacques rousseau, thomas hobbes, james 1 cinli degildir..

    dolayisi ile, genel goruse gore bu ayrilikci gruplar,

    1- guclu olmadiklari icin hak sahibi degildirler

    2- guclu olmadiklari icin turkiye cumhuriyeti'nin benliginde yasamaktadirlar. bu nedenle turkiye cumhuriyeti devleti'nin gucu ve korumasi altinda yasayabilmek karsiliginda birtakim milli haklarini devretmek durumunda kalmislardir. zaten bu ulkenin kurulmasi icin carpismis, ya da carpisanlari dinlemis butun degisik milletlerden ve irklardan vatandaslarimiz bilirler ki, bize gore kendilerinin bizden herhangi bir farki yoktur, devletin gozunde de, birbirimizin arasinda da esitizdir. yabancinin verdigi parayla iki uc boru hattinin kurulmamasi icin ayaklanma cikarip teror orgutu kuranin borusu uzun otmez, dinlenmemelidir.

    3- bu teror orgutlerini kuranlar, guclu olsalar idi zaten haklarini almislardi, istediklerini yaparlardi.

    herkese munasip oldugu uzere, turkiye cumhuriyeti devleti'nin bu konudaki hakliligi bilindiginden, popularite amacli sivil mudahaleler disinda bu tip ayrilikcilar ile mucadelemiz ancak uzatilabilmis, ama engellenememistir. bir boru hatti icin avrupa 250 senelik hukukunu ve sistemini cope attiracak, guvenilirligini yitirmeyi goze alacak degildir.

    o halde, sizce de, bu ayrilikci gruplarin savundugu tez, basli basina bir hata degil mi?

    kendileri de bir masa olduklarinin farkinda degiller mi?

    kimse bu savasin hicbir zaman bitmeyecegini, savasin bizi harici dusmanlara karsi zayiflattigi, cagdas toplum seviyesinden ileri gitmek gibi hedeflerden uzaklastirdiginin bilincinde degil mi?

    yoksa her marksist oldugunu iddia eden olusumda oldugu gibi, olay gercekleri carpitan tepe kisilerin primi goturmesi, geri kalanlarin da telef olmasi degil mi?

    konuya hakim olmayan beyinlerin, bu tip konulari marjinal bakis acilariyla dile getiren yazarlarin isimlerinin buyuklugu altinda ezilip, yanlisa, hataliya, dusmana bir genclik tutkusu ile prim vermeleri degil mi?

    kalkip da "atakurt" gibi, "osmanli'da turk nefreti" gibi sacma sapan, gercekle alakasi olmayan kavramlar ile milleti birbirine dusurmenin alemi var mi? "acaba?" mantiginda, mantiksiz seyler uzerine yoktan islem hacmi yaratmak olayi siyasetle, laf kalabaligiyla cozmek isteyenler disinda hangi birimize yariyor?

    bagimsizlik kan ile alinir. zorla alinir. tek degeri kan ile olculur. o nedenle benim bu ulkenin gelecegine sonsuz guvenim vardir. milletimiz bu topraklari kan ile almistir, ancak kan ile verecektir. bizim icin bu cumhuriyetin degeri buyuktur.

    kutlu olsun. nice cumhuriyet bayramlarina...
  • "bağımlılık" yaratır. hatta bazı durumlarda tanımlamak için "bağımlılıktır" denebilir.
  • en aci dolu, en huzunlu, en savasi cagristiran, en dogum hakki olduguna inanilan, ama hicbir zaman oyle olmayan, ugrunda en cok can verilen kelime. toplam kullaniminin 99%'sinde ardindan gelen mucadele kelimesinin en kotu ama en yakin arkadasi olmasi bu kelimenin hazin ama degismez kaderidir.
  • başları kuma gömülü devekuşlarının fantezisi.

    "kürt sorununu bütün kürtleri türk yaparak çöz ve olmayacağım diyenlere de 'tc'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır' bildirisi yayınla. ermeni sorununu 'yağmur yağınca mağaradaki iskeletleri sel götürmüş, ama bakın roma seramikleri var' diye çöz. islam sorununu, başını örtenlere evinden çıkmayı haram ederek çöz. sonuçta, kendini de çöz, gitsin. ondan sonra da 'tam bağımsızlıkçıyız', öyle mi?"

    baskın oran, "mitingler ve tam bağımsızlık", 13 mayıs 2007, radikal iki.
  • bir takim guclu 'bagimsizlar'in sizin bagimsizliginizi tanimalaridir. hak degildir; esit sekilde dagitilmaz. hakedenler mutlaka elde etmez. ugrunda kan akitmak ilahi hedefe ulasmak icin kurban verme torenlerini hatirlatsa da bagimsizligi elde etmek icin standart bir kan miktari olmadigindan akitilan kan bagimsizligi garanti etmez. buyuk devletler o donemki konjonkturde sizin bagimsiz olmanizdan cikar elde edecek durumdalarsa bunu tanirlar. degillerse tanimazlar. tanimazlarsa bagimsiz olamazsiniz. etrafina atom bombalarindan kuleler dikip kendini dunyanin geri kalanina kapatmak bagimsizlik degil tam tersine mahpusluktur, rapunzelliktir.