şükela:  tümü | bugün
  • türkü dinlemeyi ve söylemeyi seven insanların ömürleri boyunca içlerinden en az bir kez geçirdikleri güzel eylem. hele ki; aile türkü dinlemeyi seviyorsa en basitinden annen bile evde temizlik yaparken türkü söylüyorsa sessiz sessiz, ve sen o güzel kadının sesiyle henüz on yaşındayken bile hayallere dalabiliyorsan ve çevrendeki insanların yüzde sekseni bağlama çalıyorsa bağlamaya ne kadar uzak olabilirsin? onun çıkardığı sesin güzelliğine, etkileyiciliğine ne kadar ilgisiz kalabilirsin? bazen bağlama sadece benim ailem için icat edildi zannediyorum. zira bizde bağlama çalmayana kız vermiyorlar.

    ayrıca erkeği karizmatik gösteren şeylerden bir tanesidir. bir de üstüne şelpe tekniği falan varsa aşık bile edebilir. yalnız burada parmakların ve elin güzelliği önemli. çünkü özellikle şelpe tekniğiyle bağlama çalan kişi parmak hareketleriyle insanı büyüleyebilir. bu da bir erkeği çekici bile yapabilir. yani bağlama çalmak birçok açıdan güzeldir.*
  • dinlendikçe meste koşulan ezgilerin, iki sade dizesiyle olsun tüyleri diken diken eden türkülerin sesini bazen taklit etmek, bazen tekrar yorumlamaktır.

    fazlasıyla pratik işidir. akla gelince boşa geçen zamana, verilen araya hayıflandırır. ben yaptım o eşekliği, tez zamanda 5 yıllık tutkuma koşarayak gidiyorum.
  • benimde bir süredir yapmaya çalıştığım eylemdir.

    eğer türk halk müziğini seven biriyseniz, daha kolay çalacağınız ve daha çok seveğiniz bir eylem olacaktır bağlama çalmak. öyle ki saz saatlerce diziniz üstünde olacak, onu kendi çocuğunuzu dizinize oturtur gibi alıp dokunursunuz, seversiniz. zaten bağlama ustaların da dediği gibi sevmek lazım bağlamayı. bu topraklarda, yüzlerce yıldır, anadolunun her köşesinde çalınan bir enstrümanı sizinde çalmanız, çalmaya gayret etmeniz ayrı bir mutluluk kaynağıdır zaten. eğer sizde, thm seviyorsanız. hiç durmayın. gidin işini bilen bir yere, güzel bir bağlama alıp başlayın. inanın, hayatınızda birşeyler değişecek ve mutlu olacaksınız.
  • uzun yıllardır içimde uktedir. ama gerçekten uktedir. öyle lafın gelişi değil. büyük bir sevgim var bağlamaya karşı. vavien'in o meşhur sahnesi benim daha vavien'i izlemeden önce bile hayalimdi. hatta görünce yüzümde mal bir gülümsemeyle ekrana bakıp "ehe, benim hayalim" demiştim.

    ama gel gör ki bir türlü cesaret edip başlayamadım. başlayamayacağım da sanırım. çünkü ben ki flüt bile çalamayan bir insan evladı, ben ki ortaokulda müzik dersleri sürekli 1 olan insanım.* gerçi bunu bağlama çalanlara söylediğimde alakası yok falan diyorlar ama bilemiyorum.

    https://www.youtube.com/watch?v=h0u59ygly40

    şuradaki girişi yapabildiğim gün huzur içinde ölebilirim sözlük.

    edit: vavien'in söz konusu sahnesi;

    https://www.youtube.com/watch?v=omkiqawp5nm
  • 8 yaşında başladığım faaliyet. sevmiyordum. ne anlarım o yaşta bağlamadan, türküden. ama yine de aileme teşekkür ettim. yakın zamanda çalmaya başlayacağım tekrar ve bağlamaya aşina olduğum için çalması da daha kolay olacak.
  • 10 yaşında erdal erzincanın bir öğrencisi tarafından açılmış bir müzik evinde öğrenmeye başladım. muadillerime göre çok başarılıyıdm. koca koca adamlar yapamıyoken ben sınıfın en başarılı öğrencisiydim. ve bu zamanla kendini dahada belli etti. nota falan umrumda değildi. ben duyduğumu çalıyodum. ve doğru, ölçülü çalıyodum.

    velhasıl bağlama çalmak çok zor bişey değildir. hiçbir enstrunman zor değildir. çünkü enstrunman çalmak öğrenme işi değil, yetenek işidir. sende olacak. eğitim onu ortaya çıkaran bi ip sadece.
  • bu eyleme olan sevdayı en iyi kıvırcık ali'nin türküsündeki şu cümle açıklıyor:

    "mızrap tetik çekti, tel vurdu beni"

    çalan için öyle bir vurgunluk olsa gerek.
  • bir hırsızlık türü, çok akıllıca olmasa gerektir zira ortalama bir bağlama 150-200 tl arasında değişen fiyatlara sahiptir (bkz http://www.gittigidiyor.com/…mizrapli-calgi/baglama ), ayrıca sahibinin dertli olması mumtemeldir, vicdani olarak daha yıpratıcıdır
  • bir kaç ay önce büyük bir hevesle başlayıp maalesef sonunu getirmediğim eylem. üniversite yıllarımdayken de bir kursa gitmiştim ama sonra öğrencilik hali, kurs için para denkleştiremeyince bırakmak zorunda kalmıştım. şimdi yıllar sonra bağlamamı tekrar elime aldığımda önümde hiçbir engelin olmadığını düşünüyordum. oysa gerçekten de insanın önündeki en büyük ve belki de tek engel kendisiymiş. her gün çalışmayı, bir an önce bir şey çalamamanın sabırsızlığına katlanmayı beceremedim. çünkü hani eline bağlamayı alıp kendiliğinden çalmaya başlayan o mukaddes insanlardan değilseniz, her zanaat gibi düzenli çalışmayı, sabırlı olmayı, emek vermeyi gerektiriyor bağlama çalmak. üstelik öyle bir kaç ayda hallolacak bir iş de değil. bağlama çalan bir arkadaş "normal zorlukta bir türküyü çalmak altı ayını alır insanın" dediğinde hem biraz hayal kırıklığı yaşamış; ama kargacık burgacık çalışıma da teselli bulmuştum, demek ki zaten daha zamanım vardı. ama kurstan bir önceki gün alelacele hocamın verdiği parçayı çıkarmaya çalışıp diğer günlerde bağlamayı elime bile almayınca kendimi kandırmanın alemi yok dedim.
    yine de tamamen vazgeçmiş değilim, vazgeçmiş olmak istemiyorum. umarım yine kendimi kandırmıyorumdur.
  • çocukluğumdan beridir hep içimde ukde kalmış alettir. küçükken bizim orada çocuklar için kurs açıldığını duymuştum.öğle heyecan yapmıştım ki yemenden içmeden haberi direk bizimkilere uçurmuştum. annem babam zaten türkü aşığıdır.babam gitmiş araştırmış meğerse oğlan çocukları içinmiş bu kurs.öyle hevesim kırılmıştı ki,direk gözlerim ve burun deliklerim büyüdü,nefes alış verişim arttı,tamam deyip kendimi odaya zor attım tabii.sonrası koyver gitsin malum.
    amcamın oğlu gitti mahallenin oğlanları gitti,bir halt öğrenemeden yarıda bırakıp geldiler.

    bağlama aşkım için bu senelerde mutlaka bir kursa gideceğim,hakkından geleceğim.