şükela:  tümü | bugün
  • bu bebeyim gercekten bebeklikten basliyor ve ozunde cok iyi biri. tamamen annenin cocugun ihtiyacarina dozunda ve sureklilik arzeder bicimde cevap vermesiyle ilgili hayatimizi kurtarabiliyor, ya da kaydirabiliyor.

    en onemli calisma, mary ainsworth anneye ait, ki soyle:

    1) 1.5-2 yas araligini anneyle oyuncaklarla dolu bir odaya aldin.
    kriter: cocuk anneden ne kadar uzaklasiyor, ne kadar yeni oyuncaklari ve odayi kesfediyor, ne siklikla donup anneye bakiyor.

    2) yabanci bir kadin odaya girip once kitap okumaya, bir sure sonrada anneyle konusmaya ve cocukla oynamaya calisiyor.
    kriter: cocugun tepkisi, anne-yabanci-kendisi ucgenindeki davranislari, oynamaya yeltenen yabanciya tepkisi

    3) anne kapidan cikip gidiyor, cocuk atese atmissin gibi agliyor genelde, yabanci kadin cocugu sakinlestirmeye ugrasiyor (separation)
    kriter: ne kadar sakinlestirilebiliyor, ne kadar siddetli agliyor

    4) anne geri gelip kucagina aliyor (reunion)
    kriter: ne kadar surede sakinlesiyor, anneye yapisma- anneyi itme davranislari sikligi, ondan sonra anneye yakinligi

    5) yabanci cikiyor, sonra bir bahaneyle anne de cikiyor. cocuk burda genelde perisan olma arifesine geliyor, ancak 15-20 saniyede yabanci geri geliyor.
    kriter: yine, yabanci kadin cocugu ne kadar sakinlestirebiliyor

    6) anne donyor, cocugu aliyor.
    kriter: anneye tepkisi.

    dort ana tip tespit ediyor ainsworth:
    a) securely attached (guvenli baglanma): annenin varliginda cesur, odayi oyuncaklari kesfediyor ama anneden de tam kopuk degil, anne gidince agliyor ama geri dondugunde kolayca sakinlesiyor, yine guvenip kolayca birakiyor anneyi oynamak icin.

    b) insecurely attached/ resistant (ambivalent): can hiras agliyor, kolay sakinlesmiyor, zaten bastan itibaren annenin eteginin dibinden pek ayrilmiyor, aglayip anne geri donunce adeta ustune yapisiyor, ama aglamasi da dinmiyor, tam anlamiyla ustune asiliyor (clingy). ileride hicbir sevgi yeterli gelmiyor, surekli bir beni sevmiyorsun guvensizlikleri, herkes her an onlari terkedecek gibi. zaten anneye yapismasi da terketmesini engellemek icin.

    c) insecurely attached/ avoidant: bu teori en cok bu kategoriden elestiri aliyor, iste misal alman kulturunde guvenli cocuk da boyle, hayatta avoidant olmaktan aldigim zevki alman olmaktan bile almadim vs. bunlar takmiyor, bir iki tepki verse de, genelde anneyle duygusal bag kurmuyor, ittirebiliyor, uzak durmayi tercih ediyor, ki anne de kendisinden pek farkli degil ki boyle. bunlar teoriye gore, hayalkirikligindan korktuklari icin bastan onlar vazgeciyorlar. zaten ileride de hayalkirikligina ugramamak icin bastan kesen, kendilerine yakinlastikca kacanlar bunlar.

    d) disorganized: ortaya karisik.

    tek faktor bu degil tabii insan iliskilerinde, ama genelde devamlilik arzediyor bebeklikten yetiskinlige bu stil. fakat insan pozitife yatkin, bir securely attached anaokul ogretmeni, anneanne/babaanne hatta ileride sevgili ya da es, insecure'u secure'a dondurebiliyor. oysa secure bir kere o temeli almissa insecure'a donmuyor.

    yetiskin baglanma stilleriyle ilgili soyle kuul bir calisma var: ciftleri laboratuvara aliyorlar, kadinla adami katakulliyle bir dakika ayirip sadece kadina "az sonra baya stresli bir deneyin parcasi olacaksiniz" deniyor, ve kadinin iritasyon olusu tetikleniyor.daha onceden olcek verilip bunlar guvenli baglanma mi guvensiz baglanma stili mi bakilmis. neyse, sonra kadinin baglanma tipine gore nasil bir ilgi aradigina, adamin baglanma stiline gore nasil bir ilgi verdigine gore nasil cevap verdigine bakiyorlar.

    sonuclar cinsiyetten bagimsiz ayni minvalde: kadin avoidant'sa, normal durumda fiziksel ve duygusal sevgilisiyle ilgiliyken, irite olduktan sonra kabuguna cekiliyor, erkek avoidantsa kadin irite olunca o da hemen kabuguna cekiliyor, kaciyor. kadin guvenli baglanma modeliyse stres olunca yardim ve ilgi ariyor, erkek guvenli baglanma stilindeyse, ilgi arayan/irite olan kadini fiziksel ve duygusal olarak sakinlestirmeye ugrasiyor.

    hayatinizi mi karartmak istiyorsunuz, oyleyse avoidant bulun gencler adli bir entry'nin daha sonuna geldik.
  • john bowlby tarafından 1940'larda, tavistock clinic'de çocuklar üzerinde yaptığı gözlemler sonucu, bebeklerin temel gereksinimlerinin başında bir bağlanma nesnesi geldiği, bu bağlanma nesnesinin kaybı durumda bebeklerin 3 farklı türde tepki verdikleri, bu tepkilerin içerik olarak yetişkinlikte de aynen devam ettiği üzerinde duran bir kuramdır.
    bu kuram ilişkilerin nasıl başladığını, neden sürdüğünü neden sürmediğini, insanların eş seçiminde hangi faktörlerden nasıl etkilendiklerini açıklamaya çalışır. kurama göre önemli olan, bebeklikteki bakım sürecinin yöntemsel içeriğinin nasıl olduğudur.

    bakım süreci tutarsızsa bebek dış dünyaya güven geliştiremeyecek, kendisinin de yeterince sevilen bir canlı olduğuna inanamayacaktır. yetişkinlikte bu kişinin duygusal ilişkilerde hem kendisine hem de partnerine karşı güvensiz olması ihtimali yüksektir. eşinin ya da herhangi birisinin kendisini yeterince sevebileceğine hiç bir zaman inanamaz, bu güven problemleri zaman zaman eşi aşırı kıskanma olarak da görülebilir. tutarsız bakım yöntemi ile bakılmış bazı kişiler ise eşle bütünleşmek, içiçe geçmek ister bu durum da doğru tepkiyi ne zaman vereceği belli olmayan annenin yanından hiç ayrılmamak için ona yapışan çocuğun tepkilerinden yapı olarak çok farklı değildir. bu kişilerin zihinlerindeki yöntemsel şemalar tutarsızlığa tanıdık olduğundan tutarlılık bu kişilere rahatsız edici gelir. zaman zaman durgun suyu bulandırarak ilişki içinde durduk yere kavga/kıskançlık/gerginlik gibi problemler çıkarabilirler.

    bakım süreci tutarlı ise bebek ihtiyaçlarının önemli olduğuna dair bir fikir geliştirecek, bu fikir bir süre sonra kendine güvene dönüşecektir. dış dünyanın ihtiyaçlarına duyarlı iyi bir yer olduğu fikri ise başkalarına olan güveni oluşturacaktır. bu kişinin yetişkinlikteki duygusal ilişkisinin dengeli ve güvene dayalı, psikolojik sorunlu dinamiklerden görece olarak arınık olması beklenir.
  • bağlanma kuramı başta ebeveynlerin çocuklarıyla ilişkileri üzerine kurulmuş olsa da, daha sonra insanların yetişkin hayatlarındaki romantik ilişkilerinde de ne kadar etkili olduğu üzerine çalışmalar yapılmış ve böylece dörtlü bağlanma modeli geliştirilmiş. yetişkinlik bağlanması yalnızca ebeveynlerimizle ilk ilişkilerimize değil, aynı zamanda genlerimiz ve yetişkinlikteki romantik deneyimlerimize de bağlanmış.

    açıkçası, çok yakın zamana kadar ilişkiler hakkında hiç bu şekilde düşünmemiştim; bağlanmayı çocuğumun bebeklik dönemlerinde, ona yönelik okumuştum. sonra bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti. esasında henüz değişmedi ama bakış açımın değiştiği bir gerçek. eve misafir geleceği zaman utanıp salondan başka odaya kaldırdığım ve sonradan bana biraz kişisel gelişim kitabı görüntüsü veren bu kitabı gerçekten keyifle okudum. hazırsanız başlayalım. (umarım bu kadar çok alıntıdan dolayı başım telif konusunda derde girmez.*)

    hatunların efendi adam yerine piç tercihini bilimsel olarak gayet güzel açıklamışlar: "kaçıngan bağlanma stiline sahip insanlar (elbette yazar o şekilde ifade etmiyor, kibarca söylüyor*), daha sık ilişki bitirme eğilimindedir. bir çalışmaya göre, boşanma ardından yeni bir evlilik yapan insanlardan kaçıngan olanların tekrar boşanmasına daha sık rastlanmaktadır. ayrıca sevme duygularını bastırdıkları için, ayrıldıkları kişiyi kolayca geride bırakıp neredeyse hemen yeniden flört etmeye başlarlar. sonuç: kaçınganlar flört havuzunda daha sık ve daha uzun sürelerle yer alır.

    güvenli bağlanma stiline sahip insanlar, mutlu olup kök salacakları birini bulmadan önce çok fazla partner değiştirmez. uyum sağlandığında uzun süren ve ciddi bir ilişki kurarlar. sonuç: güvenli bağlanma stiline sahip insanların flört havuzunda yeniden görünmeleri -eğer böyle bir şey mümkünse- uzun zaman alır.**

    araştırmalara göre, kaçınganların diğer kaçınganlarla birlikte olduğuna pek rastlanmaz, çünkü birlikte kalmayı sağlayan duygusal bağ oluşmaz. bir araştırmada, çıkan çiftler içinde kaçıngan-kaçıngan tek bir çifte bile rastlanmadığı oldu. sonuç: kaçınganlar birbirleriyle çıkmaz, farklı bağlanma stiline sahip insanlarla birlikte olma eğilimindedirler.

    kaygılı bağlanan biriyseniz, güvenli bağlanan biriyle tanıştığınızda, tam da kaçıngan biriyle tanıştığınızda olanların tersi gerçekleşir. güvenli birinden gelen mesajlar dürüst, doğrudan ve tutarlıdır. güvenliler yakınlıktan korkmaz ve sevgiye değer olduklarını bilirler. kaçak güreşmez ve zor insanı oynamazlar. muğlak mesajlar, gerilim ve şüphe yoktur. nihayetinde bağlanma sisteminiz nispeten sakin kalır. fakat harekete geçmiş bir bağlanma sistemini sevgiyle bir tutmaya alışık olduğunuz için, tanıştığınız kişinin "doğru kişi" olmadığı sonucuna varırsınız, çünkü alarm çalmaz. sakin bir bağlanma sistemini sıkıcılık ve aldırmazlıkla bağdaştırırsınız. bu yanlış anlama yüzünden, mükemmel bir sevgili adayı yanınızdan geçip gider."

    ilişkilerde kaçıngan birine denk gelen insanlarda -kitapta da yazdığı gibi kendileri kaçıngan olmadıkları için- bu insanların zamanla, kendi bol kepçe sevgileriyle, karşıdakinin ayaklarını yerden kesecek aşklarıyla değiştireceklerine dair yanlış bir beklenti olabiliyor ve bu uğurda insanlar kendilerinden vazgeçip, kendi isteklerini görmezden gelme eğiliminde oluyorlar. ilişkinin iki kişilik bir durum olduğunu unutmaya hazır olduğumuz zamanlar oluyor, ne yazık ki. (bir ilişkideki en büyük günahlardan birisi karşı tarafın değişeceğini beklemektir.)

    "kaygılıların çoğu ilişki kitaplarındaki tuzaklara düşüverir. çok talepkar ya da muhtaç olduklarını sanıp, bu sebeple partnerlerinin mesafe ve sınır ihtiyaçlarına (kaçıngan biriyle dahi olsalar) uyum göstermeye çalışırlar. soğukkanlı ve kendi kendine yeten bir dış görünüşe sahip olmak, sosyal açıdan daha kabul gören bir tutumdur. dolayısıyla isteklerini gizler, memnuniyetsizliklerini perdelerler. gerçekte böyle yaptığınızda çok şey kaçırırsınız, çünkü ihtiyaçlarınızı ifade etmek iki şeyi başarmanızı sağlar. öncelikle kendiniz olursunuz; bu da tatmin ve mutluluk duygunuza katkıda bulunur. mutlu ve memnun görünmek, bir partner için en çekici özelliklerdendir. ikinci ve daha az önemli olmayan diğer şey de şudur: kendiniz olduktan sonra partneriniz sizin hakiki ihtiyaçlarınızı karşılayacak biriyse bunu önceden tespit edebilirsiniz. herkesin sizinkiyle uyumlu ilişki beklentileri olmayabilir ve bunda bir sorun yoktur. bırakın onlar kol mesafesinde tutulmak isteyen birini bulsun ve siz de gidip kendinizi mutlu edecek birini bulun."

    ben bir uzman olmadığım ve buraya objektif bir yazı yazmak zorunda olmadığım için, kaçıngan insanlara dair bir şeyler yazmak istemiyorum. ıssız adam tribindeki -kadın ya da erkek- insanlar için yukarıda linki olan videoları izledikten sonra ancak üzülebiliyorum. ihtiyacı olan sevgiyi ve ilgiyi göremediği için annesinden bile ümidi kesip, içinde fırtınalar kopmasına rağmen ifadesiz bir yüzle bakan bir çocuk; gerçekten çok acı.

    güvenli bağlanan kişilerin hangi güzel özelliğinden bahsedelim? fiziksel ya da duygusal yakınlığın tadını çıkaran, ilişkiyi bir oyun alanı ya da taktikler bütünü olarak görmeyen, iletişim sorunu yaşamayan, değer veren ve değer görünce içine kaçma hissi dolmayan insanlar.

    burada eklemek istediğim bir kısım var, bakın çok etkileyici: "cinselliği ve duygusal yakınlığı bir tutarlar." biz bunu savunduğumuzda bizi yobazlıkla suçlayan arkadaşlarımız, orada mısınız?* hayatta herkesin kişisel doğruları var ve olması da normal ama bir zahmet kimse çıkıp bu durumun sağlıksız olduğunu söylemesin artık. tüm o takılmak isteyip sevgili olmak istemeyen, sevişmeyecekse görüşmek istemeyen kaçıngan insanlarla yaşayabileceğiniz güzel bir ilişki ihtimali ne kadar sizce? ya da var mı öyle bir ihtimal? burada sıkıntı sadece cinsellik değil bakın, aksine, bu durum sadece bir sonuç. kaynağa odaklanmak çok daha mühim ve işlerin neden iyi bir yere varamayacağını çok güzel gösteriyor.

    "nihayetinde bütün isteğiniz, çok yakın olmak, birlikte çokça nitelikli zaman geçirmek ve gardınızı indirebilmektir." bakın ne kadar basit aslında değil mi? çok şey istemiyorsunuz ama karşınıza çıkan kaçıngan insanların, sizi kendilerinden belli bir mesafede tutma tavırları sizin kendinizi fazla talepkar olarak hissetmenize yol açıyor. oyunlara, duyguları ifade etmek isterken tutmaya, ulaşılamaz olmayı kabullenmeye hiç gerek yok; tatmin de etmeyecek zaten.

    kıskanmayan trip atmayan hesap sormayan kadın var ya, aslında o da güvenli bağlanmış bir kadından başkası değil. (bilimin şöyle ucuz görünümlü kavramları ciddiyetle açıklamasına bayılıyorum.*) kıskanmamak kendisi kaygılı bir kişiliğe sahip olsa bile karşısındaki güvenli olduğu için, trip atmamak "güvenli bağlanan insanlar çok sert tepkiler vermiyor, çabuk pes etmiyor, bir de sakin ve etkin bir şekilde duygularıyla ihtiyaçlarını partnerlerine ifade edebiliyorlar." prensibinden yola çıkarak güvenli bir insanın etkin iletişim kurabilmesinden kaynaklanıyor. hesap sormak ya da sormamak nedir emin değilim; merak edip arayıp sormaksa güvenli insan rol ya da taktik işine girmez, paranoya da yapmayacağı için ölçülü bir şekilde arayıp sorar, bunda bir sorun göremiyorum ben.

    zamanı geldiğinde kızıma bu kitabı okutur, güvenli bağlansın diye bir şeyler okuyup araştırmaktan, yorgunluk ve uykusuzluktan mahvolduğum günleri kaçıngan bir insan uğruna heba etmesin isterim.*

    ve son olarak, "evrimsel anlamda gerçek sevgi iç huzur demektir. "durgun sular derinden akar" sözü bunu anlatmanın iyi bir yoludur." o içinizi bir şeylerin sıktığı/dürttüğü ilişkilerden uzak, derin ve durgun sular gibi ilişkiler dilerim.*
  • bir ilişkinin daha derin bir şekilde incelenmesi ve hem çocuklarda hem de yetişkinlerde görülen psikopatolojik şemlarla bağlantısıın kurulmasında temel bir rol oynar.
    john bowlby tarafından ortaya konulan bağlanma kuramı her ne kadar diğer disiplinler arasında bir köprü oluştursa da, freudyen temellidir.

    bağlanma kuramında anneden ayrılma ve anneyle buluşma anı ile bebeğin verdiği tepki ayırıcı bir tanıdır.
    örneğin güvenli bağlanma stiline sahip çocuklar annenin ayrılış anında normal bir gerilim yaşarlar ve anne geri döndüğünde sevinçli bir kavuşma anını oluştururlar.
    kaygılı bağlanma türünde ise anne giderken aşırı bir üzüntü yaşarlar ve anne geri döndüğünde çocuk anneye öfkeli ve kızgındır.
    kaçıngan bağlanma stiline sahip olan çocuklarda ise anneden ayrılış anı tepkisizdir ve anne geri döndüğünde anneye kayıtsız bir tutum sergilerler.

    anne-çocuk arasında sıcak, güvenli ve samimi bir iletişim varsa çocukta güvenli bağlanma modeli oluşur.

    işin ilginç yanı, çocukluğumuzda edindiğimiz bağlanma türü ileri ki yaşlarda yakın ilişkilerimize ve romantik ilişkilerimize bir yansıma oluşturur.
    ve işin daha da ilginci bu yaşlarda oluşan şemalarımız ileri ki dönemler (ergenlik, yetişkinlik) için yeni bir yaşayış biçimi oluşturuyor.
  • universitede john bowlby’yi ogrendigimden beri uzerinde cokca dusundugum kuram.

    kendi hayatimdaki izleri ile ilgili cozumlemelerimi paylasmak istedim.

    annem babami asinda cok da sevip begenmemis, sadece kariyeri icin ailesi tarafindan evlendirilmis bir tip. kendisi bilmem kac kusak istanbullu cekinik, sessiz mulayim bir kadin. babam ise azametli, baskin, hukmeden bir anadolulu adam. kariyeri olmasa sumugunu sallayacagi bir tip degil aslinda. icten ice hep kucumsese de hukmu altina girmekten baska care bulamayacak kadar boyun egici bir kadin.

    ben dogunca fiziksel olarak ve aslinda karakter olarak da babama benzedigim icin beni cok kabullendigini dusunmuyorum. john bowlby tanimina gore kacinan baglanma ile baglanmis bana. cunku asilda sevmedigi bir adama benzeyen esmer kara kuru bir bebek. ben henuz 2-3 aylikken kardesime hamile kalmis ve beni sutten de kesmis. ericson’a gore oral doneme de saplanmis vaziyette, kacinan baglanma ile bas basa kalmis bir bebek olarak kalakalmisim daha 3 aylikken su koskoca dunyada.

    ben buyudukce, annemi de idare edecek kadar gucluydum cunku babam karakterliyim. hukmedebiliyordum anneme bile. 14-15 yasindayken ‘sen daha bu yasinda beni yonetebiliyorsan buyudugunde ne yapacagim ben’ dedigini hic unutmuyorum. caresizligini anlatmis aslinda.

    fakat buyumem onun yararina oldu. cunku 15 yasimdan sonra ben annemin annesi oldum. onun problemlerini cozen, kendisini asla ifade edemedigi haksizliklar karsisinda hakkini olumune savunan ve söke söke alan bir kizi vardi. icinden cikamadigi durumlarda yardim istedigi bir kiz evlat. cunku sorumluluk alamaz, cunku kendi basina karar veremez.

    oral doneme saplanma kismina donecek
    olursak, 33 yasindayim ve hala tirnaklarimi
    kemiriyorum. ayrica vazgecemedigim
    bir atistirma huyum var cunku oral haz bebekken tatmin edilmedigi icin asamadigim bir problem. ( blowjob tavsiye edenin kalbini kirarim. swh)

    kacinmali baglanmanin bir diger getirisi de bir turlu kurtulamadigim degersizlik hissi. engin gectan okuya okuya, terapiledle uzerinde cok calistim fakat hala bitmis diyemem. hayat boyu uzerinde emek harcamam gerekiyor belki de.

    gelelim hayatimdaki diger iliskilerde kacinan baglanmanin etkilerine. tam da annem gibi bir adamla evlendim. onun da kendince baglanma problemleri var ki bence benden daha vahim
    vaziyette. tam olarak kacinma ile aciklanabilir iliskimiz. gorunurde hicbir problem yok. her sey muthis tikirinda. gelgelelim ruhsal doyum olarak birbirimizi beslemek noktasinda asil mesele. kacinma tam da bu noktada hissettiriyor kendini. muhtemelen farkinda bile degil. bu icgoruye de sahip degil. fakat bu ruhsal olarak doyamama problemi yukarida bahsettigim degersizlik hissini tetikliyor ve kendini koskoca bir ‘yalnizlik’a birakiyor.

    yalnizlik demisken hayatim boyunca yalniz hissettim ben cunku kucucukken beni babamin dayklarindan koruyacak veya arkadas iliskilerimde vs haksizliga ugradigimda benim
    hakkimi savunacak arkami yaslayacagim bir annem hic olmadi. asla kendimi guvende hissetmedim. ben hep bildim ki beni savunan kimse olmayacak hep kendi basimin caresine bakmak zorundayim. hep de boyle oldu. her zaman.

    cocuklarimla olan iliskimde annemin ‘yok’lugunun aksine de tam tersi ‘var’ olan bir anne olmaya odaklandim. istedim ki annelerini hep arkalarinda hissetsinler. bir mesele varsa ‘annem cozer’ desinler. fakat ogretmenlerinden bu konuda olumsuz yorumlar aliyorum son iki aydir. fazla anne varligina dair. sanirim yokluk hissetmesinler derken fazlaca var olarak hata ediyorum. yine kendimi dengelemem gerekiyor. calisacagim.

    anne ile iliski cok muhim gercekten. bir cocugun tum karakterini, hayatini etkiliyor.
  • hollandalılar'ın cayır cayır çalıştığı bir kuram. leiden üniversitesi de başı çekmektedir. bağlanmayla ilgili çalışma yapmak isteyenler master, doktora için bir baksınlar derim.
  • koskoca kuramdan birine bahsettim bana gotuyle guldu. halbuki hepimizin, okuyarak hayatimizi anlamlandirmamiz gereken bir kuramdir.
  • bağlanma kuramıyla ilgili dersler aldığımda gerçekleşen bağlanmanın artık kaderim olduğuna inanmıştım. yani bir kere güvenli bağlandıysan tamam, güvensiz bağlandıysan al gitti bir ömür. ya kaygılı bağımlı insan olacaksın, ya benim bağlanma problemim var ehehe insanı. bunun kader olduğunu düşünen biri çıkar da okur diye yazmak istedim bu entryi.

    üniversiteye geldiğim ilk yıl kaygılı güvensiz bağlanma geliştirmiş bir çocuk olduğumu düşünmüştüm. (nerden düşündün toprağım demeyin, oturma organımdan salladım ehehe) ama emareler sağlamdı. illa yanımda insan olsun istiyordum, yalnız kalamıyordum, salak saçma kızlarla bile arkadaş oluyordum yalnız kalmiyim ayağına, terk edilme korkusu yaşıyordum falan.

    ama güvensiz bağlanmışsam bile bunu değiştirebileceğimi düşünmüyordum. biraz karamsar freud reyizin etkisinde kaldığım dönemlerdi sanırım. (ne sandın psikoloji 1.sınıf=ben freudçuyum ya, adam haklı beyler dağılın şeklinde bi fangirl olmuşum)

    neyse efendim aradan zaman geçti, birtakım kötü olaylar neticesinde it gibi yalnız kalmak , ağlamak zorunda kaldım falan. sonra acı çekmekle yüzleştikçe o kadar korkunç olmadığını anlıyorsun, bir aydınlanma geliyor falan. acımı dibine kadar yaşadım, yalnız kaldım, terk edilmeyi bırak ben hayatımda beğenmediğim kim varsa terk ettim falan.bağ koparmayı öğrendim, bağ koparmayı. kaygılı güvensiz bağlanmanın bel kemiğini kırdım yani.

    velhasıl kelam, bağlanma kuramı psikodinamik kuramlar içinde en ilgimi çekenlerden biri. ancak kendi tecrübemden yola çıkarak söylüyorum ki bağlanma stillerinizi yaşam boyunca algılarınızı, bilişlerinizi değiştirerek yenileyebilirsiniz.
  • bağlanma kuramında çocukluktan getirdiğimiz bağlanma stillerini yetişkin olarak kurduğumuz ilişkilere de taşıyacağımız öngörüsü mevcut.

    bağlanma, bu kuramda çocuk ve onun bakımından sorumlu olan kişi veya kişiler arasındaki güçlü bağ olarak tanımlanıyor. çocukluk ve belki bebeklik dönemi tamamen olayların akışının bizim dışımızda bizim elimizde olmadan şekillendiği bir dönem olduğu için bu dönemden yetişkinlik dönemine taşıyacağımız bağlanma şekli aslında büyük büyük ölçüde şans işi. tanrının kıyak geçtiği insanlar başlığına aslında güvenli bağlanma ilişkisini çok erken yaşlarda kurabilmiş insanlar da bence dahil edilmeli.

    araştırmalarda güvenli bağlanma gösteren çocukların diğer güvensiz bağlanma gösteren çocuklara göre sosyal ve duygusal olarak ilişkilerinde daha yetkin oldukları gözleniyor, bu çocuklar daha işbirliğine açık, becerikli ve neşeli görülüyorlar.

    özellikle de bu entride üzerinde durmak istediğim bir diğer bağlanma şekli avoidant attachment/kaçıngan bağlanma. burada ebeveynlerin uzunca bir süre çocuğun ihtiyaçlarına, duygusal ihtiyaçlarına yanıt verememesi ya da bu ihtiyaçlara tepkisiz kalması söz konusu. bu çocuklar; korktuklarında, stresli bir durumla karşılaştıklarında, ya da acı çekerlerken bir ebeveynden yatıştırma, sakinleştirme beklentisini minimize ediyorlar ya da daha doğrusu bastırıyorlar ve bu işi kendileri üstleniyorlar. zaman içinde yapay bir bağımsızlık geliştirmiş ve bütünüyle kendi kendinin bakımını üstlenmiş bir çocuk ilüzyonu ortaya çıkıyor. bu tarz kimselerin işlerini yaparlarken başka insanların destek ve yardımını arama telaşına pek de düşmedikleri görülüyor.

    bu tarz bağlanma gösteren insanların en temel savunma stratejilerinden biri de asla dışarıya sevgiye, yakınlığa ve sıcaklığa ihtiyaç duyduklarına dair bir istek göstermemek. yetişkinlik döneminde de çocuk olarak fiziksel ihtiyaçlarından bağımsız hale geldikleri ve duygusal ihtiyaçlarının önemini minimize ettikleri için romantik ilişkilerinde de duygusal yakınlık olmadan da idare edebilir durumdalar. hatta duygusal yakınlık talebi bir zaman sonra onlar için rahatsızlık verici bir şey haline gelebiliyor. birçoğu için de hiçbir ilişkiye dahil olmamak daha güvenli bir yol olabiliyor.

    bu bağlanma stiliyle ilgili daha fazlası şu linkten okunabilir:

    https://www.psychalive.org/…us-avoidant-attachment/
  • bebeklikteki anne(cogunlukla)- cocuk iliskisinin kalitesinin ergenlige, ve dahi erken yetiskinlik ve yetiskinlikteki iliski kurma stillerine yansimasini, ve ogrenilen bu stilin kisinin mevcut iliskileri uzerindeki etkisini -de- konu alir. alandaki en onemli ve/ya baglanma kuramina genis yer veren calismalardan birkaci sunlar:

    ainsworth, m., & wittig, b. (1969). attachment and exploratory behavior of one year olds in a strange situation. in b. m. foss (ed.). determinants of infant behavior, vol. 4. london: methuen

    collins, w. a., maccoby, e.e., steinberg, l., hetherington, e. m., & bornstein, m. (2000). contemporary research on parenting: the case for nature and nurture. american psychologist, 55, 218-232

    grossmann, k., grossman, k., spangler, g., suess, g., & unzner, l. (1985). maternal sensitivity and newborns' orientation responses as related to quality of attachment in northern germany. monographs of the society fi~r research in child development, 50(1-2, serial no. 2091, 233-256.

    harlow, h.f., harlow, m.k., & suomi, s.j. (1971). from thought to therapy: lessons from a primate laboratory. american scientist, 59, 538- 549.

    hazan, c. & shaver, p.r. (1987). romantic love conceptualized as an attachment process. journal of personality and social psychology, 52, 511- 524.

    kochanska, g. (1995). children's temperament, mothers' discipline, and the security of attachment: multiple pathways to emerging internalization. child development, 66. 597-615.

    rothbard, j.,c., & shaver, p. r. (1994). continuity of attachments across the life span. in m.b. sperling & w. h. berman (eds.) attachment in adults: clinical and developmental perspectives (pp. 31-71). ny: guilford.

    simpson, j.a., rholes, w.s. & nelligan, j.s., (1992). support-seeking and support- giving within couple members in an anxiety-provoking situation: the role of attachment styles. journal of personality and social psychology, 62, 434- 446.

    waters, e., wippman, j. & sroufe, l.a. (1979). attachment, positive affect and competence in the peer group: two studies in the construct validation. child development, 50, 821- 829.

    ve hatta teorinin cikis hikayesi ve genel cercevesi icin:
    http://www.psychology.sunysb.edu/…/inge_origins.pdf

hesabın var mı? giriş yap