1. tutucu . sabit fikirli .

    (bkz: idefix)
  2. bağnaz ne fikrini ne de konuyu değiştirme isteği olan kişidir. (demişti birisi, ama kim?)
  3. birşeylere saplanıp kalmış kör bıçak. kör olmasına rağmen, gesebüğ de gesmeyebülüğ de...
  4. tüm dünyanın kendi kafasındaki doğrulara göre olmasını isteyen, hastalıklı ve oldukça tehlikeli bir düşünce biçimi.
  5. kendinden olmayanı kabul etmemekle birlikte gereken min. saygı da göstermekten aciz olanlara denir.
  6. bağnaz, at gözlüğünü artık var olduğunu unutacak kadar uzun süredir çıkarmayan kişidir. sormayan, sorgulamayandır. sanki kendisi tartmış, düşünmüş, karar vermişçesine haklılığından emin, dünyanın en doğru işini yapıyormuşçasına böbürlenendir. körü körüne inanandir.

    bağnaz kendi halinde oturup "zaman" isimli gazeteyi okuyan genç bir adamın üzerine yürüyüp "burası odtü!cumhuriyet okuyacaksın burda. zaman okuyacaksan burada olmayacaksın!" diye ağzından tükürükler saçarak bağıran kimsedir.

    bağnaz; eşitlikçi, özgürlükçü, insancıl solculuğun adını kötüye çıkarandır, kimi zaman da "solcuyum" diyenlerin, solcu geçineni, yüz karasidir.
  7. görüş, iş, meslek ya da yaş ayırt etmeden çok rahat denilebilir ki, bağnaz hemen her tipten insana yakışan(?) ya da yakıştırılan bir sıfat olabilir. zira, eğitim, meslek ve yaşam şartları ve bunların getirileri olan "artı"lar bir şekilde "kalite"yi artırsa da bir yere kadar etkili olabiliyor. kişinin "hamur"u bozuk olunca, ne yapılsa bir işe yaramıyor. ne altın semerler, ne sükûtlar gidiyor o uğurda ama, bir fayda etmiyor.
    ~

    bugünün çağdaşlığı, modernliği, demokratikliği ve en önemlisi insanlığı bile belirli kesime hitap eden kıstasların boyunduruğu altına girmiş. öyle bir hale gelinmiş ki, kavramların içi boşalsın varsın, önemli olan o kavramları kendi adına çalıştırmak olmuş. tahammül sınırları asgariye indirilmiş. tahammül eşikleri yaratılmış. bezirgânbaşı olunmuş; kollar komşu bezirgânbaşının kollarına dolanmış ve "elma mı, armut mu?" denmiş. "elma"lar bir yana, "armut"lar bir yana yönlendirilmiş. sonra, bezirgânbaşı olanlar "yönlendirilenler"e liderlik etmiş. işte bu liderlere de "aydın" denmiş. "aydın"lar liderliğini yaptıkları "elma" ve "armut"ların konuşmacısı olmuş. saygı denen şey zaten kalmamış. "elma"lar "armut"ları yerle yeksan eyleyen bezirgânbaşını, "armut"lar da "elma"ları yerle yeksan eyleyen bezirgânbaşını yere göğe sığdıramamış. bu sırada, hakaretler ve tahammül yoksunu sözler havalarda uçuşmuş, birbiriyle çarpıştırılmış. arada kalan ise insanlık olmuş. o da uykuya yatırılmış. ne katliamlar, ne iğrençlikler görmüş ama, hiçbirinde de iki tarafın da bu denli bilinçli olduğu ve bile bile kendisini uyuttuğu bir an yaşamamış. çareyi kulaklarını tıkamakta bulmuş insanlık: tıkamış kulaklarını, bir daha hiç duymamacasına. hâlâ da tıkalıymış kulakları. bir daha uyandırılmak istemiyormuş çünkü. uyandırabilene aşk olsun.
  8. özellikle dinî konularda bir düşünceye, bir inanışa aşırı ölçüde bağlanıp ondan başka bir düşünce ve inanışı kabul etmeyen, mutaassıp.

    ayrıca : (bkz: en koyu musluman)

bağnaz hakkında bilgi verin