şükela:  tümü | bugün
  • ankara emek semtinde bulunan bir pastane ve kafe. güzel pastaları var.

    ayrıca bütün paçanga börekleri de benim olsun.

    http://www.baharbistro.com.tr/
  • liva'nın menüsünü önünüze koyup, hemen hemen aynı kalite ve lezzetle (yemekleri için konuşuyorum) size sunabilen, ayrıca liva'da 26 lira olan bir yemeği de 16 liraya satabilen bir yerdir, hastasıyız.

    bahçeli-emek taraflarında, tavacı recep usta, aspava, çukurağa vb çok fazla yer var ama burada yedikten sonra, o taraflara pek uğramadım açıkçası, huzurlu, nezih bir ortam. rakibi o taraflar için konuşursak the bigos olabilir ama alkol yoktur burada ona göre. zaten alkol alacaksanız yani yiyip içecekseniz, kesinlikle the bigos'a gidersiniz yada 3. caddedeki leman'a falan.

    not: karidesli pizza liva'da daha iyi ama. iş boğaz olunca, güzel yerleri bilirim.
  • gözleme adı altında sattıkları şey bir felaket olan yer. 2 santim kalınlığında hamuru katlayıp tavada kızartıyorlar sanırım. adını değiştirin bari.
  • gecen seneye kadar kahvaltidan steak'e kadar tum menusunun kaliteli oldugu, ancak son bir senedir bozmus olan mekan. yavas yavas, zamanla malzeme kalitesini dusurerek, bugun yedigim kikirdakli sucugu musteriye servis edecek noktaya gelmislerdir.
  • emek'te bir cafe
    diğer yemeklerini bilmem de, bugüne kadar yediğim en kötü kumpiri orda yedim. adamlar nasıl becerdiyse fırında patates haşlamayı becermişler. hatta patates pişer, soğur, bi daha pişer de tuhaf bi koku alır ya, o şekil.
  • emek ankaray çıkışında yolun tam karşısındaki özenti kafe. ilk açıldıklarında sadece fırın olarak çalışmaktaydılar, sabahın köründe ankaray'dan çıkan memurlara çay&poğaça/simit kampanyası yapa yapa zengin oldular. sonra pastane, sonra da "bistro" oldular. sahibi, normalde bir "bistro"da şarap da servis edildiğini bilse duvarın köşesine çöküp hıçkırarak ağlayacak kadar dindar bir karadenizlidir oysa. pastaları kötüdür, fırın ürünlerinin yağı berbattır, her şeye yetişip her siki pişireceğiz tutkusuyla hiçbir şeyi tam anlamıyla pişiremezler, tutturamazlar. "vale"leri 10. cadde'de park terörü estirir. garsonları ve servis elemanları saygısızdır, tüm mahallenin arkasından konuşur ve bir önceki müşteriyi bir sonraki müşteriye çekiştirirler. büyüdükçe kaldırımı kapatıp şu anki üstü çatılı "modern", "genç müşteriyi çekecek" oturma alanını yapmış, yayalara geçecek bir yer bırakmamış ve uyarıldığında da mafyöz tavırlar takınmışlardır, yani kısaca tipik bir şark kurnazı türk prototipidirler. sanırım hala ayakta olmalarının iki nedeni vardır. birincisi ankaray'a ve aşti'ye yakın olmaları ve buralardan emek'e ulaşan ve bahar "bistro"yu ilk kez gören müşteri kitlesinin saflığı, ikincisi de öğrencilerin kız arkadaşlarını bir "bistro"ya götürme, "ambiyans/şeqilli yer" arayışında olmaları.
  • kısa yoldan kazıklanmak isteyenler için ideal bir mekan. aşti’ye gitmeden evvel sırf yakındır diye* yolculuk öncesi bir yemek yiyeyim dedim. menüsünde bir sosisliye 16.50 tl istediklerini gördüğüm anda metroya atlayıp soluğu bahçelievlerde aldım.
  • hemen yanlarındaki evin köpeği kont ile iyi geçinmeleri artı bir puanlarıydı benim için. ne oldu acaba kont'a. çok yaşlıydı ama insan üzülüyor yine de...