şükela:  tümü | bugün
  • bir ezginin gunlugu albumu.
  • ezginin günlüğü tanımını oluşturan asıl albüm.
  • ortaçağ ingilteresinden esintiler taşıyan bir müziktir.

    müzik: cüneyt duru
    baglama: emin igüs
    bas: cüneyt duru
    gitarlar: tanju duru
    ud: erkan ogur
    vurmalilar: cezmi basegmez
    flüt: ugur ustaoglu

    akar durur, icin bir hos olur, geçmişi neseyle yad edersin.
  • ezginin gunlugu'nun bu albumu adini album icinde yer alan bahcedeki sandal isimli harika enstrumental calismadan almistir. bu album ve bu enstrumental calisma bu topraklarda ne de guzel muzik yapiliyor diye insanin icine huzur veriyor..
  • eski albümlerinden biri ki içlerinde en iyilerinden belki de
  • iyi demlenmiş, mis kokulu çay gibi bir albüm..
  • yaz-kış bir adada ya da muadili deniz kıyısı bir yerlerde oturursanız, kışları limanda azına sıçılmasın, götü başı patlamasın diye evinizin bahçesine eş dost binbir güçlükle çektiğiniz, genelde kış günlerinde bahçede de içine ot bok dolmasın diye ters bir şekilde koyarsınız, bahçedeki saldalı... tabii bahçeye gelmeden hiçbir sandal bahçedeki sandal olamaz.
  • gidenlerin ardından yakılan ağıtlar tadında bir ezginin günlüğü ezgisi. ahşap pencerenin yanındaki oymalı koltuğa geçip, mutlak bir bakışla perde aralığından yolllarını beklemektir, bir gün çıkıp gelecek sevgilinin. gecenin esrarına doğru akıtılan nikotinlerin odanın içerisindeki süzülüşünde, onunla geçireceğin sayısız an'ların düşlerini hayal ettiğin.. kulak ver.. bak palazlanan özlemini biriktirip çoğaltarak ördüğün duvara vuruyor şimdi, üzerine yalnızlık şerbeti dökülmüş bu hüzünbaz buruk ezgi.. duyuyor musun?
  • dinleyince insanın aklına bi ton sey getirebilen garip ezgi. kimi zaman koşma istegi doguruyor insanın icinde kimi zaman da kosması gereken yerin uzak oldugunu hatırlatıp durmayı ogutluyor. bazen de birbirleriyle konuşan kuklalar getiriyor gozumuzun onune. maskeleriyle yuzlerinden alakasız bicok sey anlatıyolar. bazen biz onları dinliyoruz ve konusma sırası bize geldiginde aynaya bakmak isteyip kendimize ceki duzen veriyoruz. bazen de sanki yıllardır deniz kıyısında durup dalgaların sesini dinleyen yaşlı bir agacı anımsatıyor.