şükela:  tümü | bugün
  • i have a dream.

    burası git gide daha kalabalık olmaya başladı. her tarafa doğru uzanıyor bahçeşehir. kuzey, güney, doğu, batı her tarafa doğru. bu kalabalıklaşma bam başka bir konu ama asıl değinmek istediğim, artık bahçeşehir içersinde trafik olmaya başladı. ve bu trafiğin çoğu da sadece evinden çıkıp markete, bir kafeye vs gitmek için arabasını kullanan insanlar yüzünden. neticede ortasından bir yol geçtiği yok bahçeşehirin. herkes yine bahçeşehir içerlerinde bir yere gitmeye çalışıyor. gitmeye çalışırken de mecburen arabasıyla gidiyor. malum bahçeşehir içinde biryerlere gidecekseniz tek çözüm bu. bahçeşehirin içinden yine bahçeşehirin içine taşıma sağlayan bir sistem yok. ben diyorum ki şu muhide bir tramvay hattı yapsalar. inanın içersinde yaşanan trafiği çok büyük ölçüde azaltacaktır. bağrı açık lüks arabalı polat alemdarlarımız tabiki arabalarına binip son sürat gazlamaktan vazgeçmeyecekler ama en az bu adamlar kadar tramvay kullanmayı sevecek nezih de bir kesimi var hala bahçeşehirin.

    ps: minibüs hiç yakışmaz bahçeşehire ondan tramvay diye şey etmiştim...
  • pek sevmeyeni söveni var galiba. ne çamur atılmış ne eleştiri yapılmış peh peh... evet öyle uzak ki uzakları aşıyor lafı bahçeşehir için geçerli ama öyle işi olmayanın yolunun düşeceği yer de değil. o halde sorarım ne işiniz var bu kadar kötü hissettiğiniz yerde?! evet derin bir nefes alıyorum ve başlıyorum...

    - yolu uzundur dereler tepeler aşarsınız fakaaaat en iyi ihtimalle 30-40 dk boyunca ayakta gideceğim tıklım tıkış ter kokulu sadece insan nefesi sayesinde ısınan otobüsler yerine ben 1.5 saat kışın sıcacık olan sürekli oturarak seyahat ettiğim arada parfüm kokularını duyabileceğim otobüsü tercih ederim.

    - mini eteğinizle özgürce yürüyebildiğiniz, sizi rahatsız eden gözlerin bulunmadığı nadir semtlerdendir.

    - gerçi son zamanlarda çevresinde kurulan akbatı, uphill court, ıspartakule yerleşkeleri sebebiyle kalabalıklaştı ama yine de sokakları sakindir. uzakta olmasından herhalde insanların dayanışma içinde olduğunu görebilirsiniz. bir şey sormaya çekineceğiniz o kirli kalabalık dolu sokaklar yerine kimine yalnızlık hissettiren yeşil bahçelerin etrafında sarmal halde ilerleyen şirin sokakları vardır. uzun ve güzel yürüyüşler için idealdir.

    - sonradan görmelerin oturduğu söylenilen bu semtte ne hikmettir ki insanlar birbirlerine seviyeli ve saygılı davranırlar. bir sorun oluştuğunda etilerdeki gibi arabasının içinden "ne yaptın noluyo lan? kimim ben biliyo musun?" nidaları yükselterek çıkan tiplemeler bulunmaz. biraz diplomatiktir bu semtte bütün işler. ptt, banka sırasında bile bir sorun olsa hemen belgeleyip şikayet dilekçesi yazan insanlarla doludur.

    -bence en kötü yönü chp'li belediyesinin yokedilmesi ve cuma-c.tesi günleri, taksim ekspressi olan 76e otobüsünün geç saate kadar olmayışı. şöyle 12'e bir sefer koysalar en azından dolar taşar o otobüs. tadından da yenmez yani. gerçi kendi içinde (bkz: the north shield) bulunur fakat arada şehire karışmak lazım değil mi ? biz de insanız ?!*

    - gençlik dediğin ise genellikle 3. caddededir. lavazza ve ab'bas'ı barındırması benim için ayrı bi mutluluk ama ihtiyaç duyulabilecek bütün dersane, kurs , dükkan tiplerini barındırır.

    yoga kursuna da gölete koşmaya da yürüyerek gidebilmenin tadı başkadır. hele de bir zamanlar şehrin göbeğinde otururken sırf birazcık iyi bir yerde ve açık havada spor yapabilmek adına yolda saatlerinizi harcadıysanız bunun kıymetini bilirsiniz. hem bu imkanlara sahip olduğum hem de akın akın insan yağmuruna tutulmayan ( örn; bakırköy, mecidiyeköy.) kaç tane semt var? en nihayetinde bahçeşehir'deki çoğu insan mutludur. gerçi gelin diyemem hatta memnun olmayanlar da bir an önce gitsinler. belki şu trafik biraz rahatlar...
  • şimdi ben 19 yıldır burada oturuyorum. başakşehir belediyesi, gezi parkı direnişinin olduğu yaz da göleti imara açmaya çalıştı. hatta "ev yapacaklarmış" diye söylenti oldu.

    bahçeşehir'de, benim ailem gibi, çocuklarını burada büyütmüş, torun-torba sahibi olmuş bir kitle halen var. bilmiyorum belki yeni taşınanlar fark edemiyordur. hatta bahçeşehirliler derneği diye bir dernek vardı (bader), hala aktif mi bilmiyorum; eski bahçeşehirlilerin muhakkak bir tanıdıkları vs. vardır dernekte...

    neyse bu bahsettiğim kitlenin önderliğinde, ilk imar planının iptali için yürüyüş-protesto yapıldı ve belediye bunu iptal etti. fakat çok belli, kaşıma sürecek. belediye buradaki ranttan mı yararlanmak istiyor, yoksa bu kitleyi bahçeşehir'den mi soğutmak istiyor? bence ikisi de...

    yeni yapılan siteler bahçeşehir'in çevresindeki boş arazilerde. lakin bu sitelerin bir kısmı, bahçeşehir'in içindeki yollardan ulaşım sağlıyor, bahçeşehir'in içinde trafik tıkanıyor. bahçeşehir'e e-6'tan giriş-çıkış zaten ölmüş durumda. bir de, bahçeşehir'in içinde, emlak bankasının zamanında boş bıraktığı ufak araziler var. mesela iki villanın arasında 50-60 metre bir boşluk... bunun şehircilik/planlamada bir ismi vs. vardır. ben ismini bilmiyorum. "nefes alma alanı" gibi boşluklar. artık oraları imara açıp, bahçeşehir'in orta yerine alakasız binalar dikilmesine göz yumuyor belediye.

    evvelden bahsetmiştim; zaten altyapı bahçeşehir'in altyapısı, diğerlerine yetmiyor... bir nebze yetiyor olması da bahçeşehir'in ferahlığından. iki tarafa araba park etmesine rağmen, ortadan iki arabanın geçebildiği ara caddeler var... bunun yanında, yeni yapılan binaların çoğu ucube. bir anlamda, araziyi satın alan inşaat firmasının vizyonuna ve görgüsüzlüğüne kalmış durumda her şey. mesela loca diye bir yapı dikildi bahçeşehir'in ortasına; hem arkadaki villaların gölet manzarasını kapatıp davalık oldu, hem de ayakkabı kutusundan yapılan uzay gemisi ödevi gibi çok acayip bir şey. oysa mesa-nurol'un diktiği evler, en azından bir şeye benziyor.

    ıspartakule bölgesinde, avcılar'a bağlı olan yeni siteler var. bunlar "bahçeşehir'de" diye pazarlanıyor reklamlarda. halbuki bahçeşehir'den oraya gitmek arabayla 15-20 dakika. neyse bu bölge bahçeşehir'in içini pek ilgilendirmiyor; sadece yine çok çirkin yapılar var ve giderek şişen e-6 trafiği...

    sabah 7-9 arası bahçeşehir'den unkapanı'na arabayla gitmek hafta içi bir buçuk saat. ilk taşındığımızda herkes "bahçeşehir çok uzak" derken aynı yol yarım saat sürüyordu. paradoksal biçimde, şimdi bahçeşehir'e "artık orası da şehir içi" deniyor.

    yine önceden yazmıştım; burası jandarma bölgesinden çıktı ve polise bağlandı. elbette artık hırsızlık had safhada. güvenliği olmayan apartmanlar bundan muzdarip. daha önemlisi, sürekli ama sürekli camı kırılan arabalar oluyor etrafta. polis de bu arada tabi boş durmuyor, takıldıkları 1-2 yer var. devriye attıklarında gidip oralarda vakit öldürüyorlar; hiçbir şey yaptıkları yok.

    bir tekrar daha yapayım; gölette, emlak bankasının zamanında insanlar için yaptığı ücretsiz otoparklara ispark dadandı. hepsine... hatta bir prestige alışveriş merkezi var, baktılar millet ispark yerine prestige'in önündeki otoparka giriyor, orayı da ispark yaptılar nasıl olduysa?!

    bahçeşehir zamanında çevrecilik/planlama ödülleri almış bir proje. şuradan bakılabilir: http://www.bahcesehirgazetesi.com/…cesehir-hakkinda

    burada dönen rant hakkında, bilgim olanları önceki entry'lerimde yazmıştım. şimdi akp'nin başakşehir bölgesi burada "destan yazıyor". üstelik belediye başkanı da, zamanında sivas katliamı faillerinin avukatlığını yapan mevlüt uysal. en son kar yağışında, yağış burada salı sabaha karşı başladı, sokağa trafiğe açmak için dozer (ya da her neyse) girdiğinde günlerden cumaydı.

    bu arada, halkı toplu taşımanın; otobüs seferlerinin yetersizliğinden oldukça şikayetçi. fakat bahçeşehir halkı, büyük oranda başka partileri tercih ettiğinden, belediye bu gibi durumlarda tınlamıyor. "halk şikayetçi" derken, salt konuşan bir kesim aklınıza gelmesin: burası başakşehir'e bağlanmadan önce dahi birçok durumda defalarca imzalar toplandı, kampanyalar yapıldı.

    belediyenin şimdi yapmaya çalıştığı şey, bahçeşehir'i koruyan kitleyi yıldırıp emlak bankasının zamanında bıraktığı kulak arkalarına bile ev vs. yapmak. belediye meclisinin kararlarını mütemadiyen inceleyen biri olarak dehşet içindeyim.

    inşaatı süren kiptaş projesiyle küçücük bir alana, emlak bankasının yaptığı bahçeşehir'deki kadar insan gelecek. ve bu proje, bahçeşehir'in içinde.

    eskiden gölet'te banka yatıp gökyüzüne bakıp şekerleme yaparken, edirne yönüne giden trenlerin sesiyle uyanırdım. şimdi gölet'e arabayla gelirseniz ispark'a para bayılmak zorundasınız, yatabilecek bir boş bank yok, olsa da "ulan biri bayıltıp soymasın" diye düşünüyorum, gökyüzü yerine de ucubik binalar (kiptaş dikiyor) ve ucubik bir cami (kiptaş dikti) görüyorum (bahçeşehir'in eski camisi* dahi özenilmiş, farklı bir projeye sahip), etraftaki mekanlardan gelen abuk-subuk müzikler de cabası.

    teşekkürler mevlüt uysal. hayal bile değildi, gerçek oldu...

    !!!çok önemli not!!!: pazartürk arazisi türgev'e devrediliyor. bahçeşehirlilerin haberi olsun, "ya rant yok ya usulu var sonuçta, usule göre yapılıyor...." diyen oluyor bir de: http://www.sendika.org/…ine-karsi-iki-eylem-birden/
  • başakşehir'e bağlanmasına rağmen ezici bir chp oyu çıkardığı için hizmet alamayan uydukent. 7 senedir oturuyorum, dolayısıyla ilk zamanlarını vs. hatırlamıyorum. deneyimlerimi anlatayım:

    eksiler:

    ulaşım:

    ilk geldiğim kısmı geçtim, insanlık ayıbı bizim evler yapılana kadar evimden tem'e 5 dakikada bağlanıyor, en geç 40-45 dakika içerisinde işimde oluyordum. iett şoförleri ve insan sayısının azlığı nedeniyle 23 yaşına kadar otobüs kullanmayan ben bile otobüsle işe gidip gelmekten ciddi keyif alıyordum. zira hem sabah-akşam toplamda 2 saat uyuma imkanım oluyor, hem de sosyalleşme imkanı oluyordu. otobüsler otobüs değil servis gibiydi. o kadar ki; sabah otobüse bindiğinde oturacağın yer (en arka köşeler) bile çoğunlukla boş olur, etrafında aynı adamlar olurdu. bir ara 18.45 otobüsü ile dönen insanlar muhabbeti geliştirmiş ve abonman halı saha maçı almıştık kendi aramızda oynuyorduk.

    şimdi geçen sene asker dönüşü çalışmaya başladığım yere otobüs veya otobüs+metro ile gelinemediğinden otobüs kullanmayı bıraktım. otobüsün bahçeşehir içinden çıkması 1 saat sürüyor diyorlar. bizimkent midir nedir oranın içini de geziyormuş. otobüste birlikte gittiğimiz insanlarla sabah yaklaşık 1 km süren ıspartakule gişeler trafiğinde yan yana gelip selamlaşıyor, muhabbet ediyoruz. hatta ufak bir whatsapp grubumuz da var ıspartakule'nin mi yoksa esenyurt bağlantısının mı daha az kalabalık olduğu bilgisi geliyor yola çıkmadan telefona.

    bu romantikliği bir kenara bırakırsak, akşam trafiği tekstilkent itibariyle başlayıp olimpiyat stadı ve hatta altınşehire kadar gidiyor. arayı 1,5 saatte geçtiğimiz bile oluyor öyle diyeyim. lanet olası trafiği yüzünden haftada en az 1 gün taya kadın (kemerburgaz-arnavuktöy-sazlıbosna-hadımköy) yolunu kullanıyorum. yol 70 km civarı, ama 1 saatte gidiyorsunuz.

    etrafında yapılan çarpık yapılaşma yeni açılan (veya açılacak) avm ile batışehir ile birlikte bahçeşehir trafiğinin 2 sene içerisinde seyrantepe'den başlayacağını düşünüyorum.

    trafik bok gibi olmakla birlikte, öho nedeniyle güvenilmesi (saatine) zor ve tek toplu ulaşım yolu var. oysa metro'yu yakına getirseler, arabamızı bıraksak da işe gelsek falan... tabi yok bunlar.

    başta dediğim gibi chp döneminde gölete inmek için her eve adımıza kart gelmişti. düzenli koşuya giden ben bile güvenlikleri tanıyana kadar sürekli kart göstererek giriyordum.

    şimdi, gölet bölgesinde it ipini tanımıyor. hafta sonu koşu parkuruna gelip resim çektiren gelin damat ve panpaları o sırada tartan parkurda koşan size "ne işin var burada" diye bakıyor. insanlar koşu parkuru yanındaki çimlere gelip koşan karı kızı kesiyor, aileler hemen koşu parkurunun yanında piknik - evet piknik- yapıyor.

    bildiğin başakşehir+altınşehir'in bebek'i oldu bahçeşehir. bu tanım da bana ait değil, gölette çalışan görevliye ait. sen koşu parkurunda koşarken herif mokasenlerini çıkarmış çimene uzanmış bir yandan çim yolup bir yandan dondurma yalayıp seni izliyor.

    artılar:

    kendini içeri attıktan sonra en uzak yer 5 dakika, halı sahaya maç başlamadan 5 dk önce çıkınca yetişiyorsun, kahve içmek istersen kısa bir yürüyüş sonrası istediğin mekandasın. hava istanbula göre nispeten daha temiz çünkü civarda kömür yakan bina yok.

    kısacası koduğumun trafiği ve haftasonu bahçeşehiri istila eden başakşehir+altınşehirliler dışında son derece ideal bir yerdir.
  • istanbul'un bulgaristan'dan biraz ilerdeki banliyösü... sanırım buralarda türkçe pek konuşulmuyor, türk lirası az geçiyor... uydukent dediğiniz böyle olur efendim...
  • %70'le chp'yi seçmesine rağmen, başakşehir'e bağlandığı için adam yerine konulmayan insanların yaşadığı yer. demokrasi şenliklerine devam.
  • 17 yıldır yaşadığım yer. ilk taşındığımızda, market bile yoktu burada. siteydi, giriş-çıkış serbestçe yapılamazdı, kontrollüydü. son 7-8 yılda belediye olduktan sonra bırakın etrafını, içine bile siteler, binalar yapıldı. ilginçtir, yapılan hiçbir sitenin içinde de öyle parkmış, bahçeymiş yok. yani içlerinden en moderni yine emlak bankasının yaptığı, bildiğimiz bahçeşehir. yeni sitelerde fitnıs sentır, havuz gibi abidik gubidik şeyler var birbirine yakın ve eşek kadar binaların arasında.

    neyse eski toprak olarak "biz buranın yerlisiyiz ulen" diye her tarafa giydirmek istemiyorum. ancak içinde bile trafik tıkanıyor artık. nasıl bir yabancılaşma yaşadığımı anlatamam. eski halini yad etmek için gece üçte yürüyüşe çıkıyorum sakin sakin. bu sene nasıl bir kalabalığa ulaştığı okullar açıldıktan sonra ayyuka çıktı. şehir içine gitmek 2.5 saat bile sürebiliyor. yol boşken 25 dakika. bir de kiptaş buranın çok sağlam ağzına sıçacak bir yere 4.000 konut dikiyor şimdi. eğer bahçeşehir kuzeyden, karadeniz'in oradan 3. köprü yoluna filan bağlanamazsa bundan sonra düzelmesi imkansız. tüm ayrımcılığımla yeni gelenlerle eski bahçeşehir halkını da karşılaştırıp giydirme yapardım ama uğraşmayayım şimdi.

    bir gün içip içip yeni yapılan sitelere dadanacağım burada. hayır niye taşınıyor insanlar hala onu da anlamıyorum. lan bok gibi oldu yürü git şehir içinde otur bir farkı yok. beni benimle bırak. şimdi daha şehir dışı bir yer arıyorum sizin yüzünüzden. tahminimce 30 yıl sonra bulgaristan'a taşınacağım bu yüzden.
  • başakşehir* belediyesi sağolsun gölet'i de imara açmış ve oraya da kiptaş diktirecekmiş. ıspartakuleye 20bin nüfuslu 30'ar kat diktiği sitelerden. her yer tek şeritli yol zaten trafik-ulaşım konusuna değinmek istemiyorum. pazartürk'ün yeri de iştah kabartıyor, 30'ar kat siteler yakışır oraya da. kulak arkamız da dolsun.*

    durum vahimden öteye geçti artık. yakında yaşanacak şey (bkz: age of empires'te köylünün sıkışması)
  • 94 senesinde taşındığımız zaman fıstık gibi olan ama günümüze geldiğimizde ise kurtlu fıstık haline gelen şehir. habitat ödülü falan almıştı burası hatırlarım. projede yeşil alan olarak bize satılan gölet bölgesine 2000'lerde diktikleri prestige mall adı verilen kömür karası avm güzel parkın içine etmiştir.
    gölet bölgesi şu anda nişanlı ve yeni evlilerin fotoğraf stüdyosu haline gelmiştir. eskiden kapı girişlerinde güvenliğin olduğu siteye şimdi altınşehirden gelen minibüsler bile girmektedir. çok büyümüş ve boş kalan her bir köşesine yeni site ve apartmanlar dikilmiştir. site içine site yapılması olayı cidden çok enteresandır. nasıl bir rant dönüyorsa artık ! gölet parkına dikilen avm gezi parkına yapılmak istenenler gibidir adeta.
    bahçeşehir'e yapılanlar da istanbul'a yapılanlarla aynıdır.
    her zaman derim ırzına geçildi bu güzel şehirin.
    he hala orada oturuyorum ama eski haline yad etmeden bir günümü geçirmiyorum.
    aynı kalan tek şey ise hala otobüs sorununun çözülmemesi. başka yerlere 10 dakikada bir olan otobüsler bahçeşehir için yok ! neden acaba.
    neyse siyasete girmek ve bozuk olan moralimi daha çok bozmak istemiyorum.
    güzel günler yaşadığım şehir, senin ağzına yüzüne edenlerde suç, ben seni hala çok seviyorum...
  • bu haftanın başından beri içinde otobüs bileti kartını yükleyen yer kalmamıştır (iett gül durağındaki yiğit büfe de bu işi bırakmıştır artık). bahçeşehir hiç bu kadar başıboş bırakılmamıştır herhalde...
    ayrıca edirne yönüne giderken solda değil, sağdadır.