şükela:  tümü | bugün
  • başında belediyeci olan ülkelerin yönetiminde gerekli durumlarda devlet aklını devreye sokan bir tür simulasyon. bu simulasyonu sadece ilmi olanlar anlayabilir. fakat anlamak çözmeye yetmez.
  • sn. dr. devlet bahçevelli beğ diyeceksiniz
  • pirelli'den mi makyavelli'den mi geldiğini anlamadığım devlet tanesi.*
  • derin türkiye'nin başındaki isim. sims oynar gibi oynuyor ülkeyle. canı istiyor koalisyondan kaçıyor canı istiyor ittifak yapıyor. kılını kıpırdatmadan oy arttırıp denetim mekanizmasına dönüşüyor.
  • namı diğer mehmet bahçeli .
  • efsanevi kitabında şöyle bir pasaj ile kehanette bulunmuştur:

    “iyi bir biçimde korunmuş bir kente sahip ve halkının nefret etmediği bir hükümdara saldırılamaz. saldırıldığını varsayalım, saldıran rezil olur. çünkü bu dünyanın işleri o kadar belirsiz ve sonu gelmez ki bir hükümdarın bir yıl boyunca hiçbir şey yapmadan ordularını bir kuşatma için surların dibinde tutması nerdeyse olanaksızdır. ya halkın surların dışında malı mülkü varsa, ya düşman onları yakıp yıkarsa, o zaman halkın sabır göstermesini, o uzun kuşatma sürecinden doğan sıkıntıyı çekmesini beklemek ve uğradıkları zarar ziyana karşın hükümdarlarına olan bağlılıklarını sürdüreceklerini düşünmek olanaksızdır, diye kimileri karşı çıkarsa, benim onlara vereceğim yanıt şu olur: güçlü ve yürekli bir hükümdar, kimi zaman bu yazgısızlığın uzun sürmeyeceğini söyleyip insanlarına umut dağıtarak; kimi zaman düşmanın acımasızlığını anımsatarak, kimi zaman başkaldırma olasılığı olan kişileri ustalıkla zararsız kılarak tüm bu güçlüklerin üstesinden gelecektir. ayrıca düşman işgal etmek istediği ülkenin topraklarına geldiğinde, savunmadaki insanların heyecanı ve savunma arzuları doruğa ulaşmışken, doğal olanı yaparak, her tarafı yakıp yıkar, çünkü o anda kuşatma altındaki insanların aklı ve fikri tümüyle ülkelerinin kale içini savunmaya yöneliktir. bu aşamada ülkesini savunan hükümdarın şundan kuşkusu olmamalıdır: birkaç gün sonra, ne kadar çok heyecan düşer, insanların zarar ve ziyana uğramış oldukları ve çaresiz kaldıkları kesinlik kazanır, ayrıca büyük ölçüde çaresizlik yaşanırsa, o zaman malı mülkü hükümdarı savunmak için yakılıp yıkılan halk, hükümdarın, bu zarar ziyandan ötürü kendilerine karşı bir yükümlülüğü olduğu düşüncesinden kalkarak onun etrafında o kadar çok sıkı bir bağlaşık güç oluşturur. insanın doğasında vardır. gördüğü iyiliğin karşılığı için kendisini ne kadar yükümlü duyumsarsa, yaptığı iyiliğin karşılığında da o kadar beklenti içine girer. bu nedenle tüm söylediklerimiz göz önünde tutulduğunda sağduyulu bir hükümdarın yiyecek, içecek ve savunma sıkıntısı yoksa, kuşatma süresince halkının içine su serpmesinin zor olmayacağını söyleyebiliriz.”