şükela:  tümü | bugün
  • 64. uluslararası berlin film festivali'nde altın ayıyı kazanan çin filmi. ingilizce ismi black coal thin ice.
  • yi'nan diao'nun yönettiği filmdir.
  • ödül alır almaz fragmanı nete düştü. bizde ancak festivallerde gösterilir. belki başka sinema'da izleyebiliriz yılın sonlarına doğru.
    https://www.youtube.com/…yer_embedded&v=yxlh99sjpze
  • wu yakalandıktan sonra dedektif zhang'ın klupte ettiği dans kaybolmuşluğun, mutsuzluğun, karmakarışık olmanın dansı. bıraksan ben de yaparım. çalan müzik de tam o ruhu anlatan cinsten.
  • polisiye kılıklı bir seks gerilimi aslında.. çok sıkıcıymış gibi sıradan bir tempoda ilerleyen filmin son bloğu gerçekten şahane..

    detaylısı: http://blog.radikal.com.tr/…u-perdeden-ayirma-55816
  • çin'in behzat ç'sini anlatan film.
  • elimizde olanlar:

    -insanları doğrayıp parçalarını farklı şehirler ve fabrikalara dağıtan sayko katil,
    -ne düşündüğü belli olmayan femme fatale
    -bu cinayetleri araştırırken hayatı kayan, ayyaş birisine dönüşen bir dedektif
    -beş senedir çözülemeyen cinayetler

    son zamanlarda çekilmiş en iyi film noirlerden bu film. yalnız billy wilder, alfred hitchcock, william wyler ve daha bir sürü enfes yönetmenin çektiği film noir'leri düşünürsek bence bu film 40'larda, 50'lerde, yani film noir türünün zirvede olduğu dönemde çekilmiş o filmler kadar iyi değil ve onlardan çok da farklı olmadığı gibi türe de yeni şeyler katmıyor. gene de bu cümlelerimden filmin kötü olduğu sonucu çıkarılmasın. gerek film noir, gerek gerilim, gerekse romantizm (femme fatale ile dedektifin aşkından doğan gerilim iyi yansıtılmış perdeye. özellikle parkta dedektifin kadına gün ışığı kulübünü gösterdiği o sahne belki de çok da gerilimli olmasa da beni epey gerdi) türünde incelenirse bence bu üç türden de sınıfı geçer. lakin aynı şeyi polisiye tarafı için söylemek zor. dedektif belki de pek uğraşmadan vakayı sonlandırıyor da ben bu denli basit çözülen vakalardan pek haz etmiyorum. katil hemen belli ediliyor, cinayetlerin nedeni de hemen açıklanıyor. dolayısıyla bence polisiye tarafı iyi işlemiyor. lakin diğer taraflarında dediğim gibi pek sorun yok. özetle iyi bir film ama fazla abartılmış.
  • san sebastian film festivali'nde 19-27 eylül tarihleri arasında düzenlenecek festivalin "inciler bölümü" olarak adlandırılan "seyirci ödülü"nde yarışacak filmler arasında yer alan film.
  • açılışıyla muhteşem bir kara film potansiyeli taşıyan, ortalarında bu potansiyelle baş edemeyen, sonlara doğru bu potansiyeli tümden heba eden film. bu yazdıklarımdan filmi beğenmediğim sonucu çıkmasın. filmi beğendim. ama bir film noir başyapıtı değil bu film nazarımda. kızgın olduğum taraf bu çünkü özellikle açılış sekansıyla müthiş bir görsel, teknik, sinemasal şölen vaad ediyor film.

    hele ki açılışta arabanın o tünele girdiği, çıktı, her şeyin değiştiği o plan enfesti. yönetmenin bol bol kadraj çalıştığını daha ilk sahneden görüyoruz, tüm film boyunca filmin buz gibi kara ruhuna uygun müthiş görüntüler var. özellikle gece çekimlerinde ışıkla yakalanan kompozisyonlar muhteşem. ama yine de filmin özellikle polisiye örgüsünde, geriliminde kısacası entrikasında sorunlar var.

    her şeyden önce bir kara filmi iyi yapan şeylerin başında özellikle femme fatale karakterin tekinsizliğinden doğan müthiş bir gerilim duygusu gelir. evet yer yer filmde bu tekinsizliği, boşluğu, karakterin donuk, ifadesiz bakışlarında hissediyoruz ama yine de beklenen etkiyi yaratmıyor bu durum.

    aslında yukarıda bir arkadaşım da değinmiş, yönetmen elbet türü revize edememiş belki ama filmin polisiye kısmının geriliminden ziyade, karakterlerin, kişisel boşlukları, zaafları, duygusal travmaları, çöküşleriyle daha çok ilgilenmiş. açıkçası karakterlerine fazlasıyla şefkat göstermiş. özellikle femme fatalemiz bu türde görüp göreceğimiz en naif kadınlardan. yönetmenin bence türde fark yaratmak istediği nokta da bu. romantizm.

    türün özellikle 40 ve 50'lerde çekilen başyapıtlarında da belli bir romantizm vardır ama hiçbirinde bu filmde ki gibi, yalın ve karakter merkezli bir romantizm değildir.

    açıkçası filmin atmosferi, ruhu, karakterlerin durumu bana hep ''boşluk'' duygusunu çağrıştırdı. buz gibi bir şehirde, fazlasıyla soğuk, üzgün, çaresiz insanların boşluğu. sanırım filmi en çok bu yüzden sevdim.

    hasılı türü sevenler tereddüt etmesin. zira karşımızda türe farklı bir bakış atmaya çalışan ve yer yer bunu beceren ödüllü bir film var. özellikle filmin atmosferi tek kelimeyle enfes. zaten farklı türleri seven insanlar büyük bir keyifle izleyecektir filmi, kusurlarına rağmen.

    bu arada filmin ismine bayıldım. filmin ruhuna cuk diye oturmuş.
  • avrupa filmi gibi çin filmi. öyle şey olmaz. izlerken uyuya kalıyoz ayıp oluyo sonra.