şükela:  tümü | bugün
  • baş ağrısı, aşırı derecede izlenirse migrene neden olabilecek derecede itici bir karaktere sahip olan anime
  • 2009 çıkışlı bir anime serisi. tuhaflıklarla örülü ve bol bol komedi içeriyor. araragi koyomi adlı bir gencin anormal insanlarla olan karşılaşmalarını anlatıyor. genel olarak durgun bir yapı izlesede diyalogların güzelliği ve komedi unsurları kendini izlettirmeyi başarıyor. bir de her anormal karakterin kendine ait açılış müziği olması değişik bir olay, eklemek lazım.

    edit: nisemonogatari de aynı yapı devam ediyor. izleyiniz efenim...
  • eriyen animelerden. alkolle birlikte tüketiminde sorun yaratıyor, ayılınca bir daha izlemeniz gerekebiliyor. aralardaki dialog ve bilgilendirme bölümlerini teker teker yakalamaya çalışırsanız tamamını izlemeniz bir haftayı rahat bulacaktır. çok güzel bir yapımın imknasızlıklar yüzünden harcandığının kanıtıdır. az daha paraları olsaydı da keşke sürekli sabit bir resim üstünden yürütmeselerdi senaryonun bazı bölümlerini.
  • 15. ve final bölümüyle buruk bir final yaşatmış anime. durgun yapısı ve aniden hızlanan öykü yapıları, derinlemesine karakter işlemeleri, karakter tasarımları, kullanılan çizim teknikleri, özgün komedi unsurları, değişik fan service taktikleri, muhteşem giriş müzikleri, muhteşemin ötesindeki bölüm bitişi müziği... okul hayatı, romantizm, komedi ve gerilim severler en azından bir bakmalı.

    sizin için son bir hizmet, her karakter ve müziği, youtube'dan aratabilirsiniz.:

    hitagi senjogahara - hitagi crab - staple stable
    mayoi hachikuji - mayoi snail - kaerimichi
    suruga kanbaru - suruga monkey - ambivalent world
    nadeko sengoku - nadeko snake - renai circulation
    tsubasa hanekawa - tsubasa cat - sugar sweet nightmare

    ha bir de süper bitiş müziği için: supercell - kimi no shiranai monogatari

    edit: linkler ölmüş.
  • son zamanlarda yapılmış en özgün, ilginç ve bir çok yönüyle heyecanlı olan bir shaft yapımı baş yapıt olan anime serisidir bakemonogatari. flcl'yi izlemiş olan birisi eğer öykü ve karakter olarak seri hoşuna gittiyse bu seriyi de mutlaka sevecektir. gerçek bir anime fanının asla kaçırmaması gereken bir anime. minimal detaylar ile gerçekten artistik bir yapım. içerdiği birbirinden değişik karakterler olsun ve bu karakterler arasında geçen diyaloglar olsun bunun da üstüne arka planda saniyede bir değişen animasyon kareleri ile birlikte diğer anime serileri ile arasındaki farkı büyük bir ölçüde açıyor. animasyon ve hikayeden bahsetmişken bu seri kesinlikle ama kesinlike televizyonda izlenicek bir seri değil. eğer şimdiden bu seriyi izlemek isteyen var ise öncelikle büyük sabrı-erdem kişilikli birisi olması lazım. seri öyle bir seri ki size hikayeyi anlatırken bu hikaye parçalarını bölümün her bir karesine ve saniyesine yayıyor. yani normalde diyelim yirmi dakikada izleyip bitiriyorsanız bu seriyi en az bir saat veya çok detaylar ile uğraşmayı seven birisi iseniz iki saatte bile izleyebilirsiniz. saniye saniye durdurup, her bir kareyi saniye ve kare kare izlemek bambaşka bir zevk ben bunu anladım. resmen shaft stüdyosunda çalışan abilerimin ablalarımın ellerinden öpmek istiyorum. postmodernizm denen olguyu seriye çok güzel yedirmişler ve bu imgeler ile dolu bir seriyi izlemek insan da bambaşka duygulara ve esintilere yol açıyor. seri hem duygusal hem de oldukça eğlendirici. romantik olgular çok güzel işlenmiş. özellikle baş karakter araragi ile hitagi arasında inişli çıkışlı ilişki son haddeye kadar insanın saçını başını yolduruyor ortada var olan belirsizlik yüzünden. yani neyse ben bir şey demiyorum spoiler vermiyeyim. ama onu bunu bilmem ben hitagi'ye aşık oldum resmen. araragi kadar şanslı bir ibne görmedim hayatımda. eğer o kızı bir kere bile üzsün valla bırak falçata veya zımba ile onu mıhlamayı onu testere ile ikiye ayırırım daha da o güçleri ile kendisine gelemez. bu guzide seri kendisini bana o kadar çok sevdirdi ki bunu kelimeler ile anlatmak mümkün değil. her bir detay, kare ve saniyesinden zevk aldım. yani bu seriyi bir kişi ya sever, ya sıkılarak izler ve yarıda bırakır ya da hiç sevmez ne ulan bu diyip hakaret eder. her görüşü saygı ile karşılarım ama sorarım size kaç anime stüdyosu böyle kendisine göre özgün havasıyla bu tarza bir seri ortaya koyabiliyor? bones, madhouse, stüdyo pierrot veyahutta en bilinenlerden gainax her birinin kendisine has havası var ama shaft'ın yeri benim için ap ayrı. adamlar gerçekten makul miktarda paralar ile ortaya nasıl bir baş yapıt çıkarılabilir onu iyi biliyorlar. animasyonlar kimsenin hoşuna gitmeyebilir ve insanı yorabilir veya en kötüsünden olandışı ve alışagelmişin dışında olduğu için animasyonlar bunlar size itici gelebilir. ama ben daha çok böyle serilerin yapılmasını istiyorum. ne de olsa artık aynı çağda yaşamıyor, değişen ve hep bir değişiklik arayışı içinde olan bir çağda yaşıyoruz ve bu çağın nimetlerinden nasıl yararlanılır bu anime stüdyosu bunu biliyor.

    kendine özgü yapısıyla mutlaka izlenmesi gereken animelerden birisi. hatta rahatlıkla şu ana kadar yapılmış en iyi yapımlardan birisi bile diyebilirim. klasik animeleri bir kenara bırakırsak ve bu yapımı kendi çağımız içersinde değerlendirecek olursak her yönü ile bu seride klasik olmayı hak eden veya hayır yalnış oldu, bu devrin klasik, özgün ve en iyi yapımlarından birisi.

    bu arada unutmadan altını çizerek söylüyorum, eğer seriyi izleyeceksiniz mutlaka blue ray versiyonunu bir yerden edinip izleyin. mutlaka ama mutlaka blue ray diyorum çünkü tv versiyonu sansürlü. sansürlü derken içersinde fan servisi de var, guro ve aşırı şiddet sahneleri de var. eğer sadece normal diyalog karesi görmek istemiyorsanız ve animasyonun kendisini görmek istiyorsanız o zaman blue ray versiyonunu edinip izlemeniz gerekicek. yazının başında da söylediğim gibi bu tv kitlesi için yapılmış, tv'de izlenicek serilerden birisi değil. eğer seriden maximum tad ve zevk almak istiyorsanız sansürsüz, blue ray versiyonunu izlemeniz şart. şimdi bir örnek vermek isterdim araragi ve biri arasında geçen dövüş sahnesini göstererek ama youtube maalesef o videoları kaldırmış şiddet ve telif haklarından dolayı. bu yüzden seksen beş kere tekrar etsem de seri blue ray, dvd sansürsüz versiyonunda izlenmeli.

    --- spoiler ---

    serinin kapanış parçasının müziği ve sözleri gerçekten harika. son bölüm de hitagi araragi'yi yıldızların altına yani kendisinin en büyük hazinesinin olduğu o inanılmaz yere götürdüğü zaman ve her iki karakter de duygularını birbirlerine karşı açıkça ve şüphe getirmeyecek şekilde dile getirdiklerinde çok duygulanmıştım. ama asıl vurucu nokta kapanış müziğinin girmesi ile oldu benim için. serinin başından beri hiç sıkılmadan kapanış müziğini sözleriyle birlikte izliyordum, içimden de hep acaba ne manaya geldiklerini merak etmiştim. ve işte o on ikinci bölümün sonunda kapanış müziği tamamen hitagi'nin duygularının şarkıya dökülmüş haliydi. o kadar duygulandım ki göz yaşlarımı bir an olsun tutamadım. salya sümük, şarkıya eşlik ederken kendimi gerçekten bambaşka hissetirmişti o sahne. o kadar anime serisi izlememe rağmen bu sahneyi asla unutmayacağım hayatımın geri kalanında.

    ayrıca bu da twilight seven arkadaşlar için geliyor:

    http://upload.eientei.net/…nogatari-is-twilight.jpg

    ama şimdi cidden insan düşünmeden edemiyor acaba bakemonogatari twilight'in doğu uyarlaması mı diye (baş karakter'in edward'a ve hitagi'nin de bella'ya benzemesi, kısmi olarak tabii) ama zaten tüm başyapıtlar kendisinden bir önceki başyapıtların uyarlaması değil midir?

    --- spoiler ---
  • evet animesever beyler ve bayanlar, bu güzide animenin ikinci sezonu yolda nisemonogatari adıyla. kutlamalar başlasın...

    demandred, bakemonogatari fan servisinden bildirdi...

    edit: kizumonogatari, asıl serinin öncesini (araragi'nin vampir olduğu zamanları) anlatan bir ova olacakmış..
  • fazlasıyla güzel 2009 yapımı anime.

    zaten bakemonogatari kelimesi hayalet ve hikaye kelimelerinin kaynaştırılmasıyla oluşuyor. her bölümde bi hikaye yerine masal kitapları gibi bir hikayesi iki ya da üç bölüm sürüyor. hatta final hikayesi tsubasa cat beş bölüm sürmüştür.

    konu olarak japon ve orta asya* efsaneleri kullanılmış. olaylar klasik anime tarzında, bir iyi ama aptal bir oglanın etrafında bir sürü güzel kız olarak geçiyor. fakat konuların işlenişi, diyaloglar ve ara bilgi ekranlarıyla genel çizgiden ayrılıyor. ayrı bir güzelliğe sahip oluyor.

    animenin çizimleri fazlasıyla farklı. misal bir bölümünde esas oğlanımızın kanlarının saçıldığı sahnede renkler doğal olanları yerine tersleri* kullanılmış. bu da ayrı bi hava katmıştır animeye. ayrıca gözbebeklerinin varlığı mimiklerle beraber duyguların yansıtılmasında çok etkili olmuştur. bunun dışında durağan sahnelerin çokluğuna rağmen* akıcılık hiç etkilenmemiş.

    --- spoiler ---

    son olarak da senjogoharanın kırtasiye masrafı acayip çok oluyor, daha ilk bölümden anlaşılıyor. bir de ölüm tehditli iltifatları bayağı eğlendirmiştir. örneğin:

    -seni öldürenin ben olmasını isterim böylece ölürken bile sana en yakın kişi ben olmuş olurum.

    --- spoiler ---

    edit:imla
  • 2009'da çıkmış olmasına rağmen, 2012'de keşfetmiş olmamın ve bunun yanında benden 5 yaş küçük kardeşim tarafından önerilmiş olmasının kötü hissettirdiği tek anime.
  • prequel için (bkz: nekomonogatari)