şükela:  tümü | bugün
  • divan edebiyatinda`baki adli pek meshur bir sairin zamaninda yazdigi aruz vezinli siirdir. daha dogrusu baslik bu siirin en onemli misrasidir. beyit kullanilmistir failatun failun fealun ofsayt gibi bi kalibi vardir. asil onemli olan siirin anlam yonunden kendini asmis sapka cikartilacak kadar super olmasidir. insanin kendini ovmesinin (bkz: megaloman) en guzel ve en kral seklidir kanimca. ayrica herkes bilir fazla soze ne hacettir.
  • reha camouroglu'nun "son yeniceri" kitabindaki karakterlerden birisinin sarfettigi soz. okurken gercekten etkilenme egilimine girmistim sozun iceriginden..
  • edebiyat derslerinin klasik tevriye örneği.
  • sözlerini de yazayım tam olsun.

    zülf-i siyâhı sâye-i perr-i hümâ imiş
    iklim-i hüsne anın içün pâdişâ imiş

    bir secde ile kıldı ruh-i âftâbı zer
    hak-i cenâb-ı dost aceb kîmyâ imiş

    âvâzeyi bu âleme dâvûd gibi sal
    bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş

    görmez cihânı gözlerimiz yârı görmese
    mir'ât-ı hüsni var ise âlem-nümâ imiş

    zülfün esîri bâkî-i bîçâre dostum
    bir mübtelâ-yı bend-i kemend-i belâ imiş
  • (bkz: eksi sozluk)
  • geçmişteki sarmaldan haberdar olduğu halde, o da yetmezmiş gibi kaçınılmaz sonun var olduğunu da bile bile, bir insanın hala “bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş” demesi bence çok ama çok cesurca bir davranış. takdir ederim. motivasyonunu yahut rol yeteneğini. her ne ise... gıpta ederim. ve dahi haset bile edebilirim.

    öte yandan tüm hayatın sona ereceğini bilerek hoş bir sadâ bırakmayı hedeflemek akıllı işi değil. sadâ bırakacağını sanan, ya o sadânın evvelini ve ahirini tam bilmiyor/hatırlamıyor/umursamıyor ya da işin içinde başka bir şey var. ama son nefeste de “hoş” olarak devri tamamlamak çok ama çok akıllıca. bahsettiğim, hayatta iken kişiyi mutlu hissettiren şeyleri yapmak. yoksa iskender yahut iskenderimsiler gibi dünyaya iz bırakmak değil. ya da, öyle bir kitap yazayım ki, herkes okusun tarzından bir şey de değil. yazılan kitapların sadece "binde biri" mi ne 150 sene sonra hala varlığını sürdürebiliyorken bu da saçma sapan bir çaba. mimari ve müzik gibi alanlar hatırlanma süresini biraz daha arttıracak cinsden ama ne fayda. işin içinde bir de dünyanın hayatının sona ermesi var.

    sadâ bırakanların tıyneti de ayrı bir mevzu. bugünden bakınca da 150 sene evvelinden hatırladıklarımız, neredeyse hep hükmeden, savaşan, savaştıran, yenen, yenilenler taifesi. arada ilm ü fen ile uğraşanlar da sahiplenildiği sürece, kaynaklara ulaşabildikleri sürece bir şeyler yapıp etmişler. geride telef olanların sayısı, olmayanların hepsinin yazıp kaydettiği harf sayısından daha çok.

    kişinin, bir mezar içinde -ki bir mezarı olursa- yıllarca değer verip beslediği beyni, itinayla koruduğunu kalbi, uzun uzun yollar katettiği vücudu belki de güneş soğuyup dünya hayatı bittiği zaman hala/henüz tam olarak çürüyüp yok olmamış bile olacak.
  • barış manço'nun yol isimli şarkısında "baki kalan bu kubbede hoş bir seda biliyorsun, binin yarısı beşyüzdür daha ne düşünüyorsun" olarak geçmektedir.
  • amel defterinin açık kalması durumudur.
    kiramen katiplerini parayla satın alamıyorlar allahtan. meleklerin olması çok güzel.
    onlara güven diye birşey olmasa her şey ne berbat olurdu. hayatını cennet saysan da cehennemini bilsende. ışık hüzmesi değildir, heryerde olan bence.

    http://www.youtube.com/watch?v=svxm4_ko8s4

    evet her bakışın içinde nur saklı. nasıl baktığına bağlı melekleri görmen. senin şeytanım dediğin başkasına melek. ya da tersi.

    sada sonsuz, döner döner vurur arayanı. kökleri gökte, dalları yerde bize yakın, meyvesi de görende.
    yiyeni bilmiyorum. görsem de söylemem zaten, güzelleri öldürme-alt etme-kendin gibi görme huyumuz var bizim.
    yankısını hak ediyoruz ancak, o da bazan.
  • hayat felsefesi olarak belirlediğim yegane cümle.