şükela:  tümü | bugün
  • varoslarin ve pis akp'lilerin her gun gezmeye geldigi guzel ilcem. bu donekler akp'nin gotunu yalayip bok icinde yasar ama gezmeye guzeller guzeli ilceme gelir. oh ne ala memleket. sen hem chp'li ilceye gezmeye gel hem de yuh sana chp de. siz hic esenyurt'a gezmeye giden vatandas gordunuz mu?
  • özgürlük meydanından sahile kadar olan yol boyu bağcılar ve güngören'den akın akın gelen varoşlarla, apaçilerle, hayvanlarla doludur. işiniz olmadıkça bu yolu kullanmayınız efendim.
  • bana göre en güzel yeri işbankası ve postanenin olduğu dörtyol ağzı olan semt. cıvıl cıvıldır orası. avm lere inat, insanların doluştuğu sokaklardır. fastfoodçular, kuyumcular, mağazalar, kırtasiyeler, pastaneler ile rengarenktir. avm lere 100 basan o çarşıda dolaşmak ve insanlara karışmak çok keyiflidir. güzel bir semttir bakırköy ve en güzel yeri de burasıdır.
  • çocukluğumdur. istasyona bakan sokakta oturup tren sesi dinlemektir. ara sokaklarında saatlerce dolanmaktır. galleriadır, fame city'ye gitmektir yıllar yıllar önce. eski kızılay binasında göz muayenesi olmaktır her sene. sahildeki yapay göletin köprüsünü sevmektir. carousel'dir. toysrusta saatlerce oyuncaklara bakıp burger king'de çocuk menüsü yemektir. sokak arasında bir merdivene oturup sigara içmektir şu sıralar. daha neler nelerdir aslında akla gelmeyen. mutluluktur aslında. mutlu edendir.

    (bkz: duygusal entry'ler)
  • -istanbulun neresinde oturuyosun?
    -bakırkoy......
    -puhahahahahaaaa
    -ne oldu ki?
    -olm orda deli hastanesi yoq mu?muhahahahahah
    -eee nolcak?
    -ne mi olcak hahahahahahaaa
  • kisa bir sureligine is icin geldigimde fark ettim ki, sanki istanbulda degismemis ender yerlerden bir tanesi.. kucukken neredeyse her hafta en az bi kere gelirdim annem ile, meydandan carousel e kadar magazalari dolasirken aklimda sadece yiyecegim et doner olurdu. bi suru magazayi alisveris yapmadan gezerken son durak olarak oyuncakcilari gezerdik. almayacagimizi bilsek dahi yine de zevkliydi. kucuklugumun istiklal caddesi burasiydi... ve hala ayni havayi vermeye devam ediyor.
  • https://picload.org/image/pdaiadd/bakirkoy.png meydanın biraz aşağısı... galeri orhan yazan yerde şu an burger king var. ziraat bankası tabelasından anlaşılacağı üzere hala aynı yerinde ve açık. foto hayat ise hala açık.

    edit : fotoğrafta en sonda görünen tofaş serçe otomobil ülkemize ilk defa 1971 yılında gelmiştir. yani fotoğraf 1971 veya sonraki yıllarda çekilmiş.

    edit 2 : buda fotoğraftaki yerin günümüzdeki hali :
    https://picload.org/image/pdaiaaa/bakirkoy2.png
  • çocukluğumun en güzel günlerinin geçtiği ilçe. aynı zamanda doğum yerim...
    istanbul'un bir kesiminde çalışan öğretmenlerin hastanesinin de bulunduğu yerdi. (ruh hastalıkları hastanesinden bahsetmiyorum)
    haftanın en az iki günü, annemin ne hastalığı vardı şimdi hatırlamıyorum; ama bir minibüse atlayıp yaklaşık 2 saat süren bir yolculuktan sonra bakırköy'e varırdık. evimiz bakırköy'e yakın olmasına rağmen minibüs o kadar dolaşırdı ki, tüm avrupa yakasını dolaşmış gibi olurduk.
    o zamanlar meydanı bomboştu bakırköy'ün. minibüsten iner inmez meydandan simit alır ve hastaneye doğru yürümeye başlardık. hastanede gerçekte ne kadar kaldığımızı hatırlamıyorum; ama bana bütün günü orada geçiriyormuşuz gibi gelirdi. koridorlardaki sandalyelere oturup kitaplarımı okurdum. sanki okumayı o koridorlarda söktüm gibime geliyor. annem o kadar yalnız bir kadındı ki (kızların kaderi de annelerine çekmek, onun annesi de en az onun kadar yalnızdı ve sonra benim yalnızlığım da büyüdü, serpildi ve koskocaman oldu), atkısını, montunu ve çantasını taşıyan sadece 5 yaşlarında bir çocuktu.
    turşucular, şarküteriler, milli piyangocular ve lüks tatlıcılar sadece bakırköy'deydi o zamanlar. ilk kumpirciyi, ilk hamburgerciyi hep orada gördük. hastaneden çıktıktan sonra annem kendine simit, bana hamburger alırdı ve hiç konuşmadan yerdik meydana çıkan banklarda. uslu durduğum için de, o zamanlar yeni çıkmış çilekli milka lila pause'lardan alırdı. onu da minibüste yemek için saklardım.
    otobüs durağının çok yakınından trenler geçerdi, o trenleri ne çok severdim. sonra o otobüs kuyruğu öyle uzardı ki, hangi otobüsü beklediğimizi anlayamazdık ve kapılarını açan ilk otobüs dolduktan sonra geriye kalan bir avuç kişi mutluluktan çıldırırdı.
    bakırköy renkti bizim için. son gittiğimde ne güzelleşmiş, ne çirkinleşmiş ne de kendini korumuştu. insan, anısı olan yerlere gittiğinde büyük beklenti taşıyor muhtemelen, o yüzden de eskisi gibi gelmedi şüphesiz; ama hayat ne acı ki şimdi anneme yalvarsam seni bakırköy'de hastaneye götürüp, ağlamadan, sızlanmadan bekleyeyim diye, gelmez.
    o minibüslere binip, annemin kucağında, o eski bakırköy'e gitmek için her şeyimi verirdim şimdi.
  • çocukluğumun mahallesiydi her yanıyla. sokakları güven doluydu o zaman veya ben küçüktüm her şeye güvenecek kadar.
    oyun oynayacak kaldırımı olmayan bakırköy'e park yapıldı sonra. ben parka utanmadan gidecek yaşı geçtikten sonra. yine de kaldırımda oynar hala çocuklar.
    fakat yakınlara sefalet, kriz, önceleri sadece amerikan filmlerinde veya kader kurbanlarının anlatıldığı türk filmlerinde gördüğümüz evsizler geldi. iyi niyetli olduğu öğretilen çocuklar geldi. fakat hayat yüzünü onlara da göstermişti. hayat yüzünü bir kez gösterdi mi iyi olmazsın artık. kanunsuzlara bile işleyen kanunlar vardır.
    medusa hayat taşlaştırdı çocukların yüreğini. dolaşamazsın artık bakırköy'de. istemezsin de.
    kalabalık kirli sokaklar, kokusu dışarı taşan garip etlerin satıldığı dükkanlar, eski sinema 74 artık 74'le bütün ilişkisini kaybetmiş. tarık akan bile yok artık sokaklarda. izi bile yok.
    bakırköy namuslu fakat fakir genç kızken, ve biz ona güvenirken, bizi dolandırıp kaçan orospu oldu. kimbilir onu kimler aldattı.
  • yaz akşamüstleri aqua florya'nın dev gibi terasından, adeta insanın üstüne pike yapan uçakları ve marmara'yı seyretmek.

    yaz geceleri yeşilköy sahilideryasında çay ve nargile içerek uzun muhabbetler etmek.

    ogün meyhanesinde tsm dinleyerek iki duble kara efe parlatmak, kendimi ahtapota ve kalamara vermek.

    beyti lokantasında birbirinden müthiş ızgaraları yerken nirvanaya ulaşmak.

    trenle menekşe'ye gidip denize girmek - those were the days -

    osmaniye'de, veliefendi arkalarında, ruh hastalıkları hastanesi civarında, kartaltepe sokaklarında kaybolmak.

    benim için bunlardır bakırköy.