şükela:  tümü | bugün
  • genelde loş ışıkta oturmayı tercih ederim. bu nedenden ötürü bulunduğum odanın kepenk ,jaluzi, perde ne bulursam kapatırım.

    boğazım şişmişti, mutfakta pişirdiğim çorbayı alıp odama getirdim.
    döke saça yedim ,hastalık halidir diyip geçtim.
    film izliyorum, karnım acıktı bir şeyler ısıttım ,yemeği bilgisayarın başında yerim diye düşündüm, yine döke saça yedim, dikkat etmedim diye geçiştirdim.
    bazı bazı sözlükte bir şeyler okurken, ilgimi çekiyor kesintisiz devam edeyim diye yemeği odama getiriyorum, sulu da olsa lapa da etrafa döküyorum.

    nihayet bu durum dikkatimi çekti.

    farkettiğim üzere odaya o kadar az ışık giriyor ki halıyı bile göremiyormuşum.
    pencereleri açtım ,odam baştan aşağı ışık huzmelerinin hücumuna uğradı, yiyecek, içeceği etrafa dökmeye son verdim.

    bakış açısının değişmesi sanıldığı kadar kolay bir iş değil.
    odaya yeterli ışık girmediğini altı ayda kavrayabildim. odamda yemek yemeseydim bu durumu fark etmeyecektim.

    bir alışkanlığım var ,bu alışkanlığım düşünme, kavrama yeteneğimi peçeliyor.
    bakış açısını değiştirmek kendini değiştirmekten değil, düşünceleri kalıplaştıran ,zekayı örseleyen ağırlıklardan kurtulmak ile mümkün olabiliyor.
    düşünce yapınız size hükmediyor ise farklı düşünceler aklınıza gelmez, bu durum kişinin yanlış anlamalardaki sıklığı ile kendini belli eder belki her durum için değil fakat önemsenen konularda yanlış anlamalar, dil sürçmeleri yaşanıyor.

    bakış açınız bir kere değiştiğinde artık başka bir gerçekliği görmeye, hissetmeye başlarsınız sanki farklı bir insan zekası ile durumlara bakıyor gibi hissetmek, ve o an sorun ne ise çözümü bulmak sanki gökten zembille inmiş gibi..

    bakış açısını değiştirmeyi ancak kendine yolculuk etme cesaretini bulan ,kendini keşfeden birisi kazanabilir.
  • av mevsimi filminin unutulmaması gereken bir dersi.

    zira hepimiz aslında hayatımızın muhtelif zamanlarında, aynı bakış açısında kilitleniyoruz. bu, barkın abinin * sürekli bahsettiği "tünel görüşü"nün veya at gözlüğünün bir başka çeşidi. ben de bununla ilgili "at gözlüğü kat kattır" derim. çünkü bana göre biz insan olarak hiçbir zaman en geniş bakış açısını yakalayamayız. çıkardığımız her at gözlüğünün altından bir kat daha çıkar.

    bu yüzden hiçbir zaman kesin bir sonuca ulaşmayıp, her zaman kendimizi sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum. insanları da dar görüşleri için aşağılamak yerine kendi görüşümüzü sorgulamayı ve fikir alışverişini artırmayı tercih edebiliriz.

    bin bilsen de bir bilene danış sözü, bizim hiçbir zaman yeterli olmayan bakış açımız nedeniyle, tek başımıza ulaştığımız sonuçların yanlış veya olabileceğini, gerektiğine en cahil adamın dahi fikrini değerlendirip sentez oluşturmayı tavsiye eder.

    tabi bunun da aslında yeterli olduğunu düşünmüyorum ama en azından biraz daha başarılı sonuçlara ulaşma imkanı verebilir. yoksa bana göre, eğer öldükten sonra hayat varsa bütün dar görüşten ancak öldükten sonra kurulacağımızı düşünüyorum.