şükela:  tümü | bugün
  • yer yer faydalı, yer yer sıkıntı giderici, yer yer mahalle sâkinleriyle kaynaşmaya yarayan bir acayip süreçtir.

    mahalleye yeni taşınılmıştır. bizimkiler'in ilk bölümü gibi bir yabancılık duygusu hakimdir bünyeye. müteakip zamanlarda temel alışverişler için eve en yakın yahut en usturuplu bakkal göze kestirilir.
    ilk günlerde gayet efendi tavırlarla alışveriş yapılır.

    - bir kalem bir pergel bir de çikolata alacağım.
    - buyrun efendim paranızın üzeri.

    günler, haftalar belki aylar geçtikten sonra bakkalınıza sâdık kalırsanız, adam artık ne sigara içtiğinizi, en sevdiğiniz çikületayı, eve kaçta geldiğinizi, hangi sıklıkla ne kıyafetler giydiğinizi falan ezberlemeye başlar. bakkaliyeci adamı artık her gün ve belki ananızdan babanızdan bile çok görmeye başlarsınız. gel bakkal git bakkal artık odun değilseniz ufak sohbetlerle yanaşırsınız bakkala. dünya'nın en geçerli ve gereksiz muhabbet başlatma girişimi ile sokulursunuz;

    - havalar da pek dengesiz ya bu aralar
    + sorma abi ya, yaz geldi hala yağmur çamur. [buyrun efendim'den âbiliğe terfi]
    - sizin işiniz de zor be abi

    ilerleyen etaplarda bakkala girdiğiniz anda gözler parlar. karşılıklı selamlar verilir. bakkal artık siz söylemeden sigaranızı uzatır. samimileşmenin ilk meyveleri yeşermiştir. alışverişler arasına 3'er dakikalık mahalle/siyaset/iş güç/belediyecilik/memleket/geçim sıkıntısı muhabbetleri falan serpiştirilir. karşılıklı sorular ile birbirinizi tanımaya başlarsınz. bakkala girince bakkalın televizyonuna kilitlenmek gibi fırsatlarla bakkal ile yakınlaşmaya başlarsınız.

    günlerden bir gün kendinizi alışveriş bitmesine rağmen 15-20 dakikadır bakkalla muhabbet ederken buluverirsiniz. evdekiler, "ekmek almak için evden çıktı ve bir daha haber alınamadı" tarzında vesveselere gark olurken siz bakkala yardım ediyor, aylardır konuşmadığınız yan komşunuz ile taa yan sokaktaki bakkalda tanışıyorsunuzdur. sohbetlerin üslubunda hayvani değişimler yaşanmıştır.

    - la cafer şurdan iki sigara ver ortaaam.
    + sikecem olm bi gün bozuk parayla gel amk. neyse parasını sonra verirsin.

    ya da

    + olm şu aysel'in parfümüne hastayım. dükkana girince dünyam değişiyor.
    - davet etsene olm bi gün tezgâhın arkasına.

    gibi, buyrun efendim paranızın üzeri boyutundan hayvanlaşmaya uzanan bir arkadaşlık doğmuştur.
    bir süre uğramayınca, ya da süpermarket poşetleriyle bakkala rastlayınca bakkal'ın soğuk ve mesafeli davranmaya başlaması gibi tribal boyutları da vardır bu ilişkinin.

    en komiği ise, iki dakika önce "şurdan hem kendine hem bana birer gazoz aç da serinleyek amk" diyen adamın, içeri başka müşteri girince, az evvel am göt muhabbeti yaparak mahalle dedikodusu veren adam kendisi değilmişcesine birden bire arşidük moduna geçip "buyrun efendim paranızın üzeri" üslubuna bürünmesidir.

    (bkz: şeffaf poşete yumurta koyan bakkalın kibarlaşması)
    (bkz: bim alışverişinden gelirken bakkala yakalanmak)
  • daha tehlikelisi için
    (bkz: doktor ile samimileşme süreci)
  • "iki paket winston box alabilir miyim?" cümlesinin zamanla "iki paket sigara versene ordan" a evrilmesi.
  • -merhaba
    -merhaba
    ile başlar.
    -akşam playstation'a gelirken 4 bira, 2 marlbora getir.
    'e kadar gider.

    izmir'de 4 sene aynı bakkaldan alışveriş yaptım, doğumgünlerimde şarapla gelirdi... hımm bokunu çıkarmışız.
  • elinde 26 adet kamyoncu efes depozitosuyla içeri girdiğinde kasamda yer yok demiyorsa samimisinizdir.

    not: tarihe geçsin 26 depozito + 30 kuruş iki bira ediyor.
  • komşumuz ayfer abla isimli güzide çalışmada yakından müşahede edilebilen sosyal proses.
  • boku çıktığı zaman bakkal çırağı evinize fazladan birayla gelip "bu ikisini de kendime getirdim" diyebilir. hatta demiştir.
  • benim için hep bakkalın çabalarıyla olmuştur.

    maya: "iyi günler, bi winston, iki bira, elma, ekmek" durumundan kendisinin emeğiyle

    bakkal: "n'oldu felsefeciyle bozuştunuz galiba ? ama arada geliyor hala ben görüyorum" (eski sevgiliden bahsediyor)
    maya: " hıı evet, neyse kapayalım bu bahsi. ne kadar etti ? buyrun"a geldik önce.

    baktım kurtuluş yok, bakkal abim muhabbet seviyor, fena da bir insan değil

    bakkal: " ee geçen geldi yine felsefeci, iyi çocuktu ama maşallahı vardı"
    maya: "ben tatilde annemlerdeyken kediye bakmaya geldi sağ olsun hayvan sıkılıyor tabi, e hava da sıcak, o zaman görmüşsünüzdür"
    bakkal: " hala yardımlaşıp görüşüyorsunuz yani, medenice ayrıldık diyorsun hehehhe. yaa annenler nerdeydi senin ? kaç gün izin aldın ki ? ne kadar tatil ?"e geldi işler. hayırlısı diyorum.

    yarın öbür gün yine eve gelemeceğim bir durum olursa "n'oldu benim felsefeci geldi mi ? gördünüz mü ?" diye ben soracağım artık.
29 entry daha