şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: bakkal)
  • bakkal dükkanında satılan şeyler.
  • bayan bakkal.
  • yok yok satarı market. anadolu işi. bir "mister bakkal" hatta o dönem için. bıyıksızı yakışmaz ve de kasaya. hoş bakkaliye döneminde yazar kasalar yoktu. fiş bile yoktu. ama o ne güzel hafızaydı...

    (bkz: general store) (fakat kadın satmazlar, hayır..)
  • (bkz: grocery)
  • dükkan komşumuz esat amcanın tabelasında yazardı.
    etraftaki diger bakkaliyelerden biraz farklıydı bozulacak şeyler satmazdı benim ilk hatırladıgım zamanlarda. sabun, deterjan en çok olan şeylerdi ama gelen hiç bir müşteriye, ne sorarsa sorsun, esat amca yok demezdi. bir şekilde çarşının içinden bulabiliceği herşeye depodan getiriyorum diyerek gider satın alır, üzerine kendi komisyonunu koyup satmaya çalışırdı.

    esat amca garip bir adamdı. sürekli sag eline bakıp mırıltı halinde konusurdu. sag elinin bas parmağıyla diğer parmaklarının şeytan tırnaklarını gözlerini büyüte büyüte bakarak temizlerdi. mırıltıların arasında bazen kelime yakaladıgım olurdu ama hiç anlamlı birşey hatırlamıyorum.

    dükkanına hiç girmedim yıllarca komşuluk yapmış olmamıza ragmen. kapısından sabun tozu ile küf karışımı bir koku gelirdi. duvarları sarı boyalı, etraf kolilerle doluydu, en yeni mal beş yıldan daha yeni değildi muhtemelen. muhtemelen elektrik baglantısı da yoktu. zaten bu binalar ya elektrik oralara gelmeden önce yapılmıştı yada elektrik hiç ciddiye alınmamıştı. aynı binanın üst katında, elektrik kabloları sıvanın üzerinden geçerdi, uçlarında sozsuza kadar donebilecek iki durumlu siyah anahtarlar vardı. çevirilince sanki ışık duvara çarpmışta o ses yapmış gibi ses çıkaran elektrik anahtarları. mutfaklarda baca bağlantılı ocaklar vardı.

    esat amcanın iki oğlu bir kızı vardı, pek gelmezlerdi dükkana, iyi öğrencilerdi sanırım. büyük olanın baskısıyla esat amca bi ara yeni mallar koydu dükkana. ot süpürge sanırım onun hayatını bi süre daha normal geçirmesine sebep olan en önemli maldı. sürekli dükkanın önüne koyduğu süpürgeleri sulardı. kuruyunca kırılıyorlardı ve para etmiyorlardı o zaman. bir de bayram önceleri seker, çikolata satmaya başladı. kolilerin ağzını açıp dükkanın önüne dizer beklerdi. çok dikkatli beklerdi çünkü bir sefer bana dediğine göre çingene kadınlar ipe bağlı kancalarını bu kolilere takıp 10 metre gittikten sonra bir anda tüm koliyi alıp kaçabilirlerdi.

    dükkanın önüne çıkardığı mallarda çok dikkatli olan bu adam namazlarını dükkanın kapısını kapattıktan sonra arkasına serdiği seccadede kılardı. aslında cami en fazla yüz adım uzaktaydı ama esat amca camiyi sevmiyordu. biraz garip vesveseli bir adamdı ama ben bir kere onu ezan başladığı anda dükkanın önüne çıkıp müezzine küfür ederken görene kadar sadece biraz garip olduğunu düşünüyordum. etraftaki esnaf hemen toplanıp esat amcaya yaptığı şeyin çok günah olduğunu sakinleşmesini falan söyleyerek susturup bir tabureye oturttular. kendisinin asla yapmadığı bir şeyi yaparak çaycıdan bir çay söylediler. sonra biraz çekinerek baktım esat amcaya. bu ilk sefer değilmiş. sonradan öğrendim ki zaman zaman esat amcanın mırıltıları ezan okunurken yükselir küfüre dönermiş. esnafın bir bölümü çocukken cin çarptığını söylüyordu. bir bölümü ise babasının çocuklugunda esat amcayı bir tarikata yolladığını ve orada delirdiğini.

    aslında bahsettiğim dükkan asla tek başına geçinebilecek kadar iş yapmıyordu tahmin etmişsinizdir. esat amca esas babasından kalan mülklerin kirası ile geçiniyordu. iki abisi ve kendisine babasında ciddi miktarda mal kalmıştı. kalmıştı dediğime bakmayın. babası hala sağ idi ve muhtemelen bu tip evlatlara sahip bir adamın yapabilecegi en büyük hatayı yapmış, ölmeden malları paylaştırmıştı. böylece esat amcanın iki abisinin bu adama bakmak içinde hiç bir sebepleri kalmamıştı. kırklar ve ellilerin büyük tüccarı, büyük zengini evlatları tarafından şehirden baya uzakta olan bir bahçeli eve adeta sürülmüş ölümü bekliyordu.

    esat amcanın zihinsel sağlığı süpürge sattığı ufaz aralığı saymazsak hiç iyiye gitmedi. kısa kesilmiş kır düşmüş bıyığı ve yağlı ve yine kısa, kırlaşmış saçları zaten çarşıda pek aranan özellikler değildi. bir gün esat amcanın dükkanı açılmadı. iki hafta kadar sonra oğlu ve damadı geldi. dükkanı açtılar ve dükkandaki malları bir kamyona yüklemeye başladılar. bir kac kamyon ve bir kaç gün sürdü taşınma. damat pazarlarda satmış malları. esat amca artık evinden dinlenecek dediler ama sonra bir hastaneye yatırıldığıyla ilgili bir haber çıktı.