şükela:  tümü | bugün
  • istanbullu rumların büyük perhizden önceki son pazartesi gününe rastlayan eğlence günüdür. rumcası kathara deftera olan bu günde rumların yoğunlukla yaşadığı galata, pera ve de özellikle tatavla semtlerinde karnavallar yapılırdı.istanbul'daki tüm rum nüfusu bir araya gelir, eğlenirdi. eğlencenin merkezi bugün kurtuluş son durak'taki eskiden migros'un bulunduğu meydandı. bu eğlenceler 1945'lere kadar sürdü.
  • 28.02.2009 tarihinde tünelden tarlabasındaki bir meyhaneye kadar yürünerek canlandırılmaya calısılmıstır. katılımcılar maskeler takıp yürümüşler, meyhanede de tabiki rakı içmişlerdir.
  • hakkında bercuhi berberyan'ın agos'ta güzel bir yazı kaleme aldığı karnavaale.

    baklahoran, baklahorani, bakla hurâni = pagyal horan

    uzuun bir başlık yaptım size. yıllardır ona buna sormaktan, araştırıp öğrenmeye çalışmaktan, sonrasında yine ona buna anlatmaya çalışmaktan daral gelmişti. ben nicedir biliyorum aslını ama bir türlü anlatamıyorum etrafıma. kimi “belki de aslı öyledir” demekte ısrarlı. hatta, aslı rumca mıdır ermenice midir diye tartışanlar bile var. öyle ya, istanbul rumları da ‘baklahorani’ diyorlar madem…

    geçen yıl bu zamanlar kurtuluş’ta bir rum derneği, eski tatavla âdetleri nostaljisi olarak bir karnaval eğlencesi düzenlemiş, adına da ‘baklahorani’ demişti. belki bu yıl da yaparlar veya yaptılar, bilmiyorum. bir gereklilik olmadığı için bu yazıyı yazarken onun araştırmasını yapmadım. ben kelimeye takılmış durumdayım.

    aslı ‘pagyal horan’ (örtülmüş mihrap) olan ve büyük perhiz’in başladığı gün mihrabın örtülmesini ifade eden bu söz, mahalle ağzında yanlış telaffuz edile edile dejenere olarak ‘baklahoran’ halini almış. ermenilerin diline yerleşmesi yetmezmiş gibi rumların da diline karışmış. arkasına ‘i’ harfi eklenerek de sözde rumcalaştırılmış. zamanla o kadar benimsenmiş ki adeta aslı unutulmuş.

    geçen yıl bu kelimeyi kafama takıp da sorduğum birkaç rum arkadaşım, aslının böyle olduğunu iddia ettikleri gibi, bir de, perhizin başladığı ilk gün bakla yenmesi âdetinden bahsettiler. nasıl bir saçmalıktı bu tanrım... bir kere, eskiden, şimdiki gibi her mevsimde her sebze var mıydı? şubat ayında bakla ne gezerdi? bunları söylediklerim “canım, kuru baklayla fava yapılır” da dediler.

    ama benim bu kadar kafama takılınca, bu işin en doğrusunu daha önce size defalarca bahsettiğim, iyi bir araştırmacı olan ve ‘politiki kuzina’dan da bildiğiniz, atina’daki dostum sula bozis bilir diyerek açtım bir telefon ve sordum.

    sula bu sorum karşısında resmen ‘bir laf et, bin ah işit’ şeklinde adeta infilak etti. “ah, sorma” dedi “ben bunu bir türlü bizimkilere de anlatamıyorum. allah aşkına, bari sen yaz. ta 1800’lerde skarlatos vizandrios adında bir adam osmanlı’daki azınlıkların örf ve âdetlerini anlattığı ‘konstantinopolis’ adlı kitabında bu konuyu uzun uzun yazmış. merak eden araştırıp bulsun, nasıl olmuş da bu hale gelmiş bu söz. ben de çok sinir oluyorum ama hiç aklım ermiyor” dedi. sonra da “bence bunu detaylıca yaz ama bu yıl geç kaldın. kafanın bir köşesine not et, gelecek yıl tam gününe denk getir” diye ekledi. “lütfen, söz ver bana” diye de ısrar etti.

    ve aradan tam bir yıl geçti. ben ona verdiğim sözü hatırlamayabilirdim de. ama geçen ay boğaziçi üniversitesi’ndeki hrant’ı anma etkinliklerinde, pek komik bir şekilde yeniden karşıma çıkınca “hah” dedim “bunu unutmamalıyım.”

    o gün, tüm etkinliğe katılanlara esprili bir anket dağıttılar. ülkemizdeki farklı renklerin ne kadarının farkında olduğumuzun farkına varmamızı sağlayacak, hoş bir anketti. sorular ve madde madde cevaplar şeklinde. o sorulardan biri de yukarda sözünü ettiğim sözcük… “sizce şu mudur, bu mudur?” diye soruluyor, ve de bu kez ‘bakla hurâni’ şeklinde yazılmış. hoppalaa… bu da böylesi.

    hiç üşenmedim, anketi hazırlayanları buldum, aslını anlatmaya çalıştım. para etmedi. “biz araştırdık. bilenlere sorduk. eminiz” deyip ikna olmadılar. ne diyebilirim? kader utansın. ses dediğin ne kadar duyurabilirsen o kadardır.

    ben görevimi yaptım sevgili sula. işte zamanı geldi, ve söz verdiğim gibi yazdım. gerisi ikna olmalara ya da merak edip araştırma yapmalara kalmış. ya da böyle gelmiş, böyle gider belki… bilemem.

    benim çocukluğum kurtuluş’ta geçti. o zamanlar da oraya artık tatavla denmiyordu. ama annem tatavla olduğu dönemi hatırlardı. o unutulmaz şenlikleri anlatırdı. gerçi kelimenin doğrusunu annem bana öğretmişti ya, bizim ailenin ve konu komşunun yaşlıları da ‘baklahoran’ derlerdi. halk ağzında yerleşene pek bir şey yapılamıyor. rumların ise bize ait bu sözcükle uzaktan yakından ilgileri yoktu. onlar kesinlikle ‘apukurya’ derlerdi. ki onun da aslı ‘apu kria’dır, ‘soğuktan çıkış’ anlamında. biz ‘pagyal horan’ı ‘baklahoran’ yapmıştık, onlar da ‘apu kria’yı ‘apukurya’ yapmışlardı. ne oldu da şimdilerde, dejenere hali de olsa kendi dillerindeki sözcüğü bırakıp, bu ‘baklahorani’ anlamsızlığına takıldılar bilemiyorum.

    bir tutamdan da daha az kalmış olmalarından olabilir mi acaba?
  • bu yıl pera'da 26 şubat pazar günü yapılacak karnaval'ın ermenice pagyal horan'dan araklanmış (bercuhi hanım öyle diyorsa öyledir) halk arasında söylene söylene yerleşmiş adıdır.

    yunancası apokyries olup bu yıl yürüyüşle başlayıp bir mekanda düzenlenecek partiyle sabahlara kadar sürecektir.

    http://is.gd/0wmjy6
  • bugün itibarıyla gerçekleşmiş olan karnavaldır. katılımcılar maskeleri, kaynana zırıltıları, flamalarıyla galatasaray lisesinden tünele kadar yürümüşler. yolda çeşitli gösteriler ve danslar yapmışlardır. son durak olan romeo&juliet adlı mekana girip 3 değişik grupla ve rumca-türkçe şarkılarla coşup dans edilmiştir. ilk çıkan zannedersem amatör rum gençlerinden oluşan grup harika ötesiydi. amatörün ruhu her zaman farkını hissettirip derinden vurur zaten. seneye görüşmek üzere.
  • her sene daha da güzelleşen festivaldir. yakında sokaklar dar gelecek. ( keşke kortej daha uzun sürseydi.)
  • bu gece kurtuluş'taki ufak bir meyhanede yüzlerce kişi tarafından coşkuyla kutlanmış olan gün. gördük ki rum gençleri danslarını, şarkılarını, kültürünü koruyup sahiplenmiş ve korumuş. sevindik tabi...
  • haydi gidelim baklahoraniye
    dans edip eğlenelim sabaha kadar

    söz ve bestesi haris rigasa ait güzel bir şarkı

    http://www.youtube.com/watch?v=ldyj5xfmzem
  • (bkz: kurtuluş)
  • rio ve venedik karnavallarıyla aynı kökenden gelen, kökü hıristiyanlık öncesine kadar uzanan bir rum karnaval geleneğidir. bugün kurtuluş olarak bilinen tatavla bu karnavalın merkezidir. baklahorani geleneği 2009'dan beri canlandırılamaya çalışılmaktadır.