şükela:  tümü | bugün
  • lise ders kitabımızda bakteriler ile ilgili şu nefret dolu cümle yazılıydı:

    "belirli bir alanla sınırlandırılmış bakteriler zamanla çoğalırlar ve hücre dışı salgılarını ortamda biriktirmeye başlarlar. sayıları çok fazla olan bakteriler zamanla kendi pisliklerinde boğulurlar"

    (bkz: kendi pisliginde bogulmak)
  • aranızda çok ciddi ilişkiler olan canlılardır.

    --

    bakteriler ile ilişkilerinize dair rasgele, güncel gerçekler:

    - sadece sindirim sisteminizde aşağı-yukarı 10 trilyon bakteri yaşıyor. bu rakam vücudunuzu meydana getiren hücre sayısının yaklaşık 10 katı.

    - herkes steril doğuyor, fakat sadece dakikalar içerisinde bakteriler tarafınan istila ediliyor. bu bakteriler insan bedenini virüslere karşı korumakla kalmıyor, bağışıklık sisteminin sağlıklı bir şekilde gelişmesini de sağlıyorlar (ve fazla hijyen sanıldığının aksine hem çocuklar hem de ergenler için sağlık riskleri teşkil ediyor).

    - içinde bulunduğunuz bir ortama saatte 15 milyon civarında bakteri hücresi "saçıyorsunuz". bakterileriniz derinizden dökülüyor, ağız ve burnunuz yoluyla vücudunuzu terk ediyor (uzun süre vakit geçirdiğiniz yerlerin havasını ve zeminini düşünün).

    - insanların işgal ettiği bir odanın havasındaki bakteriyel genom miktarı, odanın boş halindeki bakteriyel genom miktarının 2,700 katına kadar çıkabiliyor. yani sadece birlikte vakit geçirdiğiniz kişilerin değil, bir ortamda sizden önce bulunanların bakterilerine de düzenli olarak maruz kalıyorsunuz.

    - bakteriler beyin ve sinir sistemi iletişiminin temelini oluşturan kimyasal bileşenleri (neurotransmitter'ları) taklit edebiliyor. yani bakterileriniz duygularınız ve modunuz üzerinde söz sahibi olabilir.

    ve bütün bunlar yüzbinlerce yıldır böyle. dolayısıyla korkacak bir şey yok.

    --

    https://twitter.com/…nbey/status/173439245132894208
  • dünya üzerinde 4 milyar yıldır varlar. insanı andıran ilk canlıların* 20 milyon yıldır dünyada bulunduğunu düşünürsek gezegenin asıl sahipleri gibi görünüyorlar. bakterileri yok edemiyoruz çünkü bildiğimiz anlamıyla yaşam onlar olmadan gerçekleşmiyor. yani bakteriler var olduğu için dünyada yaşayabiliyoruz. ayrıca bakterilerle baş edemiyoruz da. antibiyotik sadece 80 yıldır var ve muhtemelen 40 yıl sonra da hiç bir işe yaramayacak çünkü artık antibiyotiğe dirençli bakteriler var.
  • çok acayip isimleri oluyor bunların... ben bazılarını sevmek, çılgınca mıncırmak istiyorum sadece isimleri yüzünden... bir morganella morganii veya klebsiella'dan şahane oyuncak bebek ismi olur mesela... proteus da kulağa gayet karizmatik geldiği için doberman ismi falan olabilir... yazıyorum buraya sözlük; bir gün kızım olursa adını morganella koyup onu kontes gibi yetiştireceğim!
  • monera alemini oluşturan prokaryot canlıların en yaygın ve en çok bilinen grubudur.. o kadar yaygındır ki bugün dünyamızda bakterinin bulunmadığı yer yoktur hava,kara,su,vs..heryerdeyani.. en çok organik atıkların bol bulunduğu yerlerde ve sularda yaşarlar... bununla beraber, -90 0°c buzullar içinde ve +80 0°c kaplıcalarda yaşayabilen bakteri türleri de vardır... hava ile ve su damlacıkları ile çok uzak mesafelere taşınabilirler.. deneysel olarak ilk defa 17. yüzyılda bakterileri gözleyebilen ve onların şekillerini açıklayan antoni van lövenhuk olmuştur..ayrıca bakteriler bütün hayatsal olayların gerçekleştiği en basit canlılardır... hepsi mikroskobik ve tek hücrelidirler...gzöel görmek imkansızdır.. büyüklükleri normal okaryotik hücrelerin mitokondrileri kadardır.
  • insan vucudunda vucut hucrelerinden daha cok sayida bulunan canli.
  • daha kucuk alet edevatla (70s) ayni transkripsyon i$ini cok daha cabuk yapabildikleri ve ayriyetten bir de ayni anda tercume ettikleri icin, her ortamda yasayabildikleri, dolayisiyla dunyanin hakimi durumunda olduklari icin "acaba hakkaten daha az gelismis olduklari dogru mu?" dedirten,
    ama buna ragmen bir antibiyotiklik cani olan yaratiklar.
  • havadalarü karadalar, sudalar, hatta lavdalar. denizlerin dibinde, dağların tepesinde, hayvanların ağzında, bitkilerin yapraklarında, her yerdeler.

    fakat sağlıklı insan vücudunda olmadığı yerlerde var. mesela;

    (bkz: beyin omurilik sıvısı)
    (bkz: mesane) gibi.
  • okuduğum bir makaleye göre mağaraların derinliklerinde rastlanan, 100bin yıllık falan olan bakterilerin bile antibiyotik resistansı olabiliyormuş. ( verilen örnekte mevcut antibiyotiklerin %70'ine karşı direnç gösterdiği saptanmış )

    antibiyotik vs bakterilerin dirençleri biz penisilini icat ettikten sonra başladı zannediyordum.

    halbuki bu olay insanlıktan bile eski muhtemelen.

    bunun sebebi doğada antibiyotik üreten tek canlının insan olmamasıymış. mantarlar da antibiyotik üretiyorlarmış. bu onların rekabetçi bir çevrede avantaj kazanmasını sağlıyormuş. zaten ilk antibiyotik olan penisilinin icadı da bu şekilde gerçekleşmiş. alexander fleming bazı bakterilerin bazı mantarların yanında üremediğini fark etmiş.

    yani insanlar antibiyotiği mantarlardan öğrenmiş.

    bu sebeple yüzbinlerce yıl öncesinden kalma bakterilerde bile antibiyotik dirence rastlamak mümkünmüş.
  • bunun yoğurt mayalayanı da mevcuttur.
    adam bir şekilde üremiş; yıllık izin, mesai saati, maaş filan almıyor. almadığı gibi böyle bir talebi de yok. aslanlar gibi yoğurt mayalıyor.
    siz hiç güzel bulmadığınız yoğurt için bakteri suçlayanı gördünüz mü? süte kızar, maya kabına kızar, acaba yeterince sıcak tutamadın mı diye kendine kızar... ama bakteriye kızmaz. çünkü bakteri ortamı uygun bulursa gelir, işini dört dörtlük yapar.