şükela:  tümü | bugün
  • pusulanın yönleri. hangi tarafa gideceğini kestiremeyen biçare bir kul.

    +ne istiyorsun?
    -bilmiyorum.
    +neden?
    - aslında biliyorum. sadece korkuyorum.
    +neden korkuyorsun?
    -başaramamaktan. daha kötü olmasından.
    + hangisi daha iyi?
    - bilmiyorum. korkuyorum.
    + değer mi?
    - değmez ama ne yapabilirimki.
    + kaç.
    1. gün.
  • + pişman olabilirsin.
    - biliyorum. yine de denemek isterim.
    + yani, hâlâ umudun var.
    - umut diyemem. sadece netleşsin istiyorum.
    + peki ya sonra.
    - yarını hayal edemiyorum. neyin sonrası.
    + pişman olabilirsin.
    - biliyorum.
    2. gün.
  • + nasılsın?
    - biliyorsun.
    + konuşman lazım.
    - sen varsın ya.
    + başka birini diyorum. tanıdıklarım var.
    - başkası bilsin istemem. sadece ikimiz.
    + kendini çok önemsiyorsun. senden milyarlarcası var.
    - sıkıldım artık. devam edemem.
    + peki ya diğerleri.
    - şimdi değil. zamanı gelince. alışırlar. bilirsin unutkan canlılarız.
    + abartıyorsun.
    - hiçbir şey bilmiyorsun.
    3. gün.
  • - kendimden saklamak istediğim sırlarım var.
    + konuşmalısın.
    - pişman olmaktan korkuyorum.
    + sürekli korkuyorsun. belki de sorunun bu.
    - herşeyin farkındayım.

    9. gün.
  • saat 3.05'te çalan telefon alarmıyla irkildi. istemsizce gitti eli yastığının altındaki sigara paketine. son sigaraydı. iki dudağının arasına itti zehir oranları azaltılmış sigarayı. (17)

    çakmağı çaktı ama duman yerine kül kokusu ve parlak bir ışık...

    son sigarasını tersten yakmıştı. hay aksi. bu da mı ters dedi öfkeli bir ses tonuyla. üfledi, söndürdü. yanık pamuğu söküp attı. tekrar yaktı. zehirleri azaltılmış sigaradan bir nefes çekti. öksürdü. daha ağırdı. bir nefes daha ve bir nefes daha. parmakları ısınmaya başlayınca sigarayı baş ve işaret parmaklarının arasına aldı. "tütün içen yaşlılar gibiyim" dedi. sigarayı tükürüyle söndürdü. (9)

    midesi bulandı. aç karna içtiği filtresiz sigara, cigara etkisi yaratmıştı bünyesinde.

    gece yanlış ayarladığı çalar saati düzelttikten sonra telefonu yastık kılıfının içine koydu. "belki yarın farklı olur" diye mırıldandı. umutlu olmalıydı. hâlâ beklentileri vardı. birşeyler değişebilirdi. başka türlü tutunamazdı.

    salyalarıyla ıslanmış yastığı ters çevirip yüzüstü uzandı eski kanepeye.

    yarın pazar. belki de bu haftanın şanslı milyoneri benimdir diye geçirdi aklından. geçen pazar gibi. saat 12 gibi öğrenebilecekti, gazeteden. heyecanlandı. (17)

    hayallerini hatırlayamadı. sadece gitmek istiyordu. gözlerini yumdu.

    belki, belki.
  • mezar taşına yazılmasını dilediği iki cümlelik hayat özetini düşündü. gereksizdi. aslında mezarı asla olmayacaktı. o tamamen hiç olmak istiyordu. boşlukta ona dair bir şey kalmamalıydı. çünkü gene kendinden nefret ettiği bir zamanı yaşıyordu. bu bir ceza çeşidiydi. suçluluk psikolojisi kendine zarar verme dürtüsünü hareketlendirmişti. tabii korku da vardı. korku barındıran koca bir merak.

    düşününce bile nabzı hızlandıran ölümü hayal edemiyordu. şekil veremiyor, hissedemiyordu. farklı bir şey olmalıydı. her canlının bir kez tattığı bu şey benzersizdi. evet bu kesindi. çünkü herkesin bir kez ölmeye hakkı vardı. süresini merak etti. herhalde zamanın olmadığı bir durumdu. bir saniye ya da milyonlarca yıl. ikisi de aynı şeydi artık o kişi için. 5

    milyarlarcadan biriydi. ondan çok vardı. öldüğünde gezegen için bir kayıp olmayacağı kesindi. henüz nesli tükenmemişti. yani türünün son örneği değildi. bir dinozor ya da mamut olsa daha çok dikkat çekeceği aşikardı. en fazla istatistiklerde artı bir olabilirdi.

    o zaman neden?

    ilgi orospusu muydu? beyaz atlı prensini bekleyen zavallı varoş bir kadının psikolojisini mi yaşıyordu? gerçekleri neden kabullenmiyordu. 9

    kendi gerçeklerini üretemiyordu. pasifti, harekete geçmek için uzun süredir çabası yoktu. varolan azıcık enerjisini ise başkasının hayatını taklit etmek için harcıyordu. peki ya taklit değilse? bu öz ise. öze dönüş. ama nihayetinde yanlıştı. sonu iyi bitmeyen hikayelerin kahramanı olma olasılığı yüksekti.
  • 7,5 milyar dünya nüfusu var yanılmıyorsam.bak gene devrik bir cümle kurdum. üstelik ilk cümle. milyarlarca insandan sadece biriyim. bir evet 1. bin, yüzbin, milyon, onmilyon, yüzmilyon, milyar. ortalama ömrümüz 60-65 arası bir şey olmalı x yaşındayım. şanslı olursam ya da şansım yaver giderse veya yaşamamayı tercih etmezsem y yıl civarı ömrüm var. ya işte tahmini. yani bilemem hastalık başka bir şey de çıkabilir. o zaman da ortalamayı düşüren bir istatistikten başka bir şey olmaz. 25

    yine tam emin değilim milyarlarca yıldır evren varmış ve milyonlarca yıldır yaşam (canlılar) varmış. dünya, gezegenler, galaksiler... üstelik çok çok fazla. ben, biz hatta tüm insanlar şu anda sihirli bir güç tarafından aynı anda yok edilsek bile hayvanlar ve bitkiler var. yaşam birileri, bir şeyler için devam edecek. ki olmuş da buzul çağları, meteor ya da ne bileyim göktaşı çarpmaları yaşamı tamamıyla sonlandırmıştı. yani o kadar da önemli değiliz.

    ...'dayım ...'da çalışıyorum. çok insan görüyorum. hepsi insan ben de. üzülüyorum. galiba saçmalamak istiyorum gene. durdurmam lazım.

    şu aklından geçen her şeyi yazabilme cesareti geldiğinde gerçekten özgür olacağım. resmen oto sansür uyguluyorum kendime.

    ya şimdi tercihler, kararlar meselesi var. pişmanlık falan. aşırılık, duygusal kararlar. siktir et. 4

    belki de milli piyango (pardon sayısal loto diyecektim) bana çıkar. para e tabi para lan. en azından o deneyimi bizzat yaşamak benim de hakkım. ulan belki ben de bizzat yaşayarak görmek istiyorum "para ile saadet olmayacağını". vay arkadaş sürekli bir kandırmalar falan.

    m.ye kolay yoldan para kazanmaya çalışıyor diye kızıyordum. sanki benimki başka bir bokmuş gibi. cümle bitmeden başka bir bok olduğunu farkettim. en azından çalışıyorum. o çalışmadan yapmak istiyor. 17

    rahat rahat yazabilirim çünkü ö.nin okuma gibi bir alışkanlığı yok. ki herhalde buraya kadar gelmeden telefonuna gelen mesajla dikkati bozulur. aman h. takma kafana. iyi de neden 18 yıl okula gittim o zaman diyorum. zoruma gider.

    bir de f. abim var. dürüst, namuslu , boğazından haram lokma geçmeyen (evet, kefilim) , bilgili. lan neyse çok uzattım iyi bir insan işte. adam 25 yıldır ... satıyormuş ben 30 yıl tuvalet temizlesem zoruma gitmesin. ya da ne bileyim a**** koyayım ben mi çok iyimserim. belki de f. de hak ettiği yerde değildir işte.

    f. olayı kafamı çok meşgul ediyor cidden. adamın yaşam tarzı beni çok etkiliyor.

    önyargı diyordum kendim en büyük önyargıyı yaşıyormuşum.

    bencil. burada durdum. aklıma b. geldi. sonra diğerleri. sanki parçalanmış bir tespih yok yok ipi kopmuş bir tespih diyelim. evet ipi kopmuş bir tespihin etrafa dağılan taşları olduk. kimimiz kayıp, kimimiz çamura bulanmış. tespihin sahibi kaçımızı kurtaracak. tespihin sahibi kim? imame şerefsiz, eski şerefsizlerden. şimdi değişmiş diyorlar.

    keşke i. bilseydim, ne güzel havam olurdu. s'nin ezikliğine de kompleksli oluşuna da üzülüyorum. keşke okusaymış. içine dert olmuş kızcağızın. mahalle karılarını geçtin ha. dedikodu makinası ne yapıyor acaba? başarabilirim, çoğu şeyi. 6 ay olacak neredeyse.
  • "4 saat sürdü. aylar geçti, unutamamış. her an gözünde canlanıyormuş. hayatının en mutlu günüymüş. en çok göğsüne kafamı koyduğum 3 an hoşuna gitmiş."