şükela:  tümü | bugün
  • balat sahilinde, murselpasa caddesinin basinda yer alan, iett'nin balat duragina 50 m mesafede yer alan muhtesem restoran.

    vedat milor'un gidip de bayildigi restoran ilgimizi cekti, eyup sultan ve pierre loti yapip masaya kurulduk.

    kastamonu daglarindan toplanan dogal mantar, biber ezmesi, kalkan, sinop cigeri, fava basta olmak uzere cokca nefis yemek yedik.

    fiyatlari da uygun, ulan iki porsiyon kalkan yedik, saymadigim yuzlerce meze yedik, kabak tatlilari matlilari, 175 odedik. aynisini yenikoy'de yari kalitesinde bi balikcida yesek 500'e cikardik.

    bunu okuyan arkadasim varsa, bana acil desin "can beni de gotur" diye. buraya sik sik gelinmeli. muazzam bir restoran.
  • yemeklerin lezzetiyle, mekan sahibi ve calisanlarinin ise efendiligiyle etkiledigi mekan.
  • biber ezmesi ve mangalda böreğine bayıldım.
    http://www.cukurcumatimes.com/…-sahil-restoran.html
  • mezeleri, istanbul'da yer alan tum meyhanelerin eline verir. o derece
  • çok net bir şekilde gittiğim en iyi "affordable" meyhane.
  • balat sahilde, salaş, az biraz vedat milor ziyaretinin ekmeğini yiyen, ama genel olarak denediğim mezeleri beğendiğim, ortamdan keyif aldığım meyhanelerden.

    mezeleri biz seçmedik, garsona bıraktık. rakı beylerbeyi. akşamın ilerleyen saatlerinde göbek rakısı da geldi ama, içimi rahat olsa da yan etki olarak inanılmaz bir baş ağrısı yaptı, bu bağlamda dikkatli tüketiniz ^^

    fava hayatımda yediğim en lezzetli fava, çok net. bir fava ne kadar lezzetli/farklı olabilir ki sanki, alt tarafı fava demeyin, gidin deneyin. bütün bir akşamı sadece onunla geçirebilirdim. biber ezmesi ikinci favorim oldu, soğan dolması da çok lezzetliydi. zahterli bir meze yapıyorlar, tadı antakya'dan bildiğimiz zahterden çok farklı, lezzetli evet ama onlar ısrarla zahter dese de ben pek zahtere benzetemedim. yumurtalı hodan otu kavurması değişik ama açıkçası sevmedim, mantar turşusu da beklentimi pek karşılamadı, diğer mezelerin yanında sönük kaldı. burada klasik mezelerden ziyade daha önce denemediğiniz lezzetleri tatma fırsatı yakalıyorsunuz. ara sıcak yerine balık aldık, seçim bana kalsaydı ara sıcaklardan gitmeyi tercih ederdim, meyhanelerde israrla balık kitlenmesinden pek hoşlanmıyorum. kalkan yedik ve bu da gecenin sonunda gelen hesabı anlamsızca şişirdi.

    teras kapalı, sigara içebiliyorsunuz , mekan salaş ama temiz, mezeler hatırladığım kadarıyla gerçekten iyiydi. senenin ilk günü gittiğimiz için nispeten boş olan mekan genelde müdavimleri ağırlıyor. burayı ya sever ve müdavimi olursunuz, ya da yolunuz es kaza düşmüştür, nefret eder ve bir daha uğramazsınız. benim yolum es kaza düşmüştü, sevdim ama bir daha uğrayamadım :)
  • istanbul'da yerleşik yaşamdan vazgeçmeye karar verdiğim günlerden birinde gitmiştim buraya. üç yılı geçmiş, durduk yerde aklıma geldi..

    meslek icabı ve kişisel meraktan ötürü de istanbul'da girmediğim delik, gezmediğim mahalle az vardır. balat'ı 1997'de keşfetmiştim. yirmi yılda yirmi kere gitmemişimdir ama her gidişimde de keyif almışımdır bu kişilikli mahalleden.

    istanbul'dan ayrılacağıma hüzünlü, bir gün vapurda dalgın denize bakarak hasköy'e, rahmi koç müzesi'ne giderken aniden balat'a da gitmek düştü içime. müzeyi bilmem kaçıncı kere gezdikten sonra yine dilenci vapuruna atladım ve kapağı eski yahudi mahallesine attım.

    akşam iniyordu perde perde. anılar kayboluyordu birer birer sanki, güneşin battığı yerde. çarşamba-karagümrük sırtlarından. efkar basmıştı. başım önde yürürken bir anda rast geldim sahil meyhanesine. giriverdim. çünkü buyur ettiler, icabet etmek lazım..

    kara efe geldi. domuz sıkısı doldurdum, koydum ehlikeyfe. limonda çiğ izmarit dediler. hemen gömdüm. deniz kokusu doldu burnuma. böyle fava bulamazsınız dediler, gelsin dedim. öyleymiş. beyazpeynir yağlı ve yumuşaktı, kızarmış ekmeğe sürülesi. yoğurtlu bir ot geldi, adı rumca, unuttum. ona da yer açtık soframızda. rakımıza davrandık. dışarıda kırık dökük bir akşam yaşıyordu, pencereden kırmızı kırmızı yansıyordu meyhaneye.

    sonra yaprak ciğer istedim, racon buymuş. istanbul'da böylesini yememiştim. sordum, süt danasındanmış. sinirleri tek tek ayıklanmış, az pişmiş, pamuk gibi. yeni bir domuz sıkısı kadeh doldurdum hemen, daldım gene düşüncelere..

    nedir, bir de baktım racon devam ediyor, fırında kalkan. eh, aylardan nisan. tarif edilemez bir şeydi, rüya gibi. onu da iyi ettim. tatlı dediler sonra. yok dedim, istiap haddim tamamdır.

    hızlı içip yavaş yedim orada. çok çok güzeldi. sonra çıktım, eminönü'ne kadar yürüdüm deniz boyu, gecede..

    istanbul'un en iyi meyhanesi olabilir.