şükela:  tümü | bugün
  • sahip olduğu albümün ismine paralel, zamana yol veren, bir yandan da zamana sıkı sıkı sarılan şarkı.
    cambaz çıkışlı* mor ve ötesi, yıllar geçtikçe bana şunu öğretiyor ki, onlar zaten bırak zaman aksın derken de, her şeyin ama her şeyin farkındalığında imişler. onları geçmişte de yakalamak ayrı bi mutluluk...
    şimdi bu gece bi iyilik yapın kendinize, bu şarkı eşlik etsin uyku öncesine:

    "ardımda yıllar sinsice kalbime sorar
    niye bu suçluluk niye
    yolculuğun sonunda
    bembeyaz sevgini ört uykuma "
  • dinlemeden ölenin çok şey kaçıracağı, mükemmel ve fakat çok koyu bir hüzün taşıyan mor ve ötesi şarkısı. grubun ilk dönemlerinde baskın olarak kendini hissettiren o ağır karamsarlık bu şarkıda da var. bu açıdan biraz 23 gibi, beyaz gibi bir şarkı. sade, saf bir acı kusursuzca aktarılıyor.

    ölen birinin ardından yazılmış olduğunu düşünüyorum. mor ve ötesi şarkılarının şiirsel olarak da harika olduğunun kanıtlarından biri. şair olsam mor ve ötesi şarkılarındaki sözler gibi şiirler yazmak isterim, bunu hep derim. yine de "yüzlerce, binlercesi var / omzuna oturmuş, oradan sana bakar" kısmında tam olarak neyin kastedildiğinden emin değilim.

    üstteki entry'lerde şarkının bir kediye ithafen yazıldığının belirtilmesi beni güldürdü. elbette kediye yazılmış değil ama bu espriye gülmek bile şarkının verdiği acıyı dindirmeye yetmedi.

    yıllar yıllar evvel mor ve ötesi'ni benim sevdiğim kadar olmasa da seven arkadaşıma "balıklar'ı söyleyen harun tekin değil. kim söylüyor, biliyor musun?" diye sormuştum, merak ediyordum. o da "hayır, bence harun'un sesi o. kayıtta sesle oynamışlardır, başkasının sesi gibi geliyordur sana" demişti. ben de "hayır, bu harun'un sesi değil, benden iyi bilemezsin" diye üstelemiştim.* inatlaşmıştık durduk yere. derde bak.* sonra araştırınca bu şarkıyı burak güven'in söylediğini öğrenmiştim. (bkz: bu da böyle bir anımdır)

    şarkılar hakkında entry girmek ne tuhaf bir durum aslında... bir şarkıyı nasıl anlatabilirsin: sana hissettirdiklerini, notaları, sözlerin nasıl ürpertip acıttığını, adeta kalbine dokunulmuş gibi hissettiğini kelimelerle nasıl ifade edebilirsin ki? dile en hakim kişi bile "müziği anlatmakta" yetersiz kalır bence; çünkü müzik ve sözler kalbimizin farklı noktalarına dokunur. biri, diğerinin alternatifi değildir ama tamamlayıcısı olabilir elbette.

    aslında müziği sözlerle tarif edersin ama muhakkak eksik kalır. o yüzden, dediğim gibi, "dinlemeden ölenin çok şey kaçıracağı" bir şarkı bu. çok güzel olduğu için insan sağa sola bu şarkının varlığını bildirmek veya hatırlatmak istiyor. şarkılar hakkında entry girdiren sebep bu olsa gerek.
  • "deredeki balıklar
    bıyıklıdır bıyıklı
    kocan gittisılaya (askere*)
    sen kimden kaldın yüklü" (bkz: askoroz deresi)

    (bkz: balık/@ibisile)
  • bir kedi için yazılmış olduğunu ancak burada okuyunca anladığım, beni oldum olası derin düşüncelerin arasına daldıran mistik şarkı.

    küçük bir çocukken dinlediğimde nedense benim de aklımın bir gün balıklara takılıp takılmayacağını düşünürdüm, hüzünlü bir şekilde. çok garip.
  • dönüp dönüp düştüğüm mor ve ötesi kuyusu...
    seviyorum, ölüyorum, bitiyorum.
  • "tertemiz, işsiz kalbin, arabadan kaçıyor o vahşi sokaklarda" sözleriyle bile insanın böyle saklı kalmış, masumane çocuksu duygularını keşfetmeye yeteneği olan şarkı.
  • üç dakika kırkbir saniyelik bir burak güven masalı.
  • canlı senfonik'e en çok yakışacak olan şarkı ancak maalesef yok. keşke burak güven de senfonik'te bir şarkı seslendirseydi...
  • küçük kan dolaşımının görülmediği tek omurgalı sınıf.
  • devamında yine ağırlıklı olarak burak güven'in şımarma sesleriyle biten bir hidden track içeren bırak zaman aksın'ın son şarkısı.

    bir türk müzik topluluğu düşünün ki bas gitarcısı bile böyle bir şarkı besteleyip vokal yapıyor.

    ne büyük grupsun mor ve ötesi.

    ne güzelsin doksanlar.