şükela:  tümü | bugün
  • baglamada alt sırada bir tane üst sırada da bir tane bam teli bulunur, sarısı vardır kırmızısı vardır, pes ses verirler..
  • baglama isimli calgida, her enstrumanda farkli noktalarda olan, ve basildiginda normalden farkli abartili bir tini cikaran tel olarak bir muzik terim'idir ayni zamanda. bam teline basmak denilen hadisenin anlami da buradan gelir nitekim.
  • ud'un en ust teli. mi notasina karsilik gelir.
  • insan psikolocyasında "zaaf" yerine kullanılan, üzerine titrenilen bir nokta, belki de tabu.

    öte yandan "bambam mefruşat" tarafından üretimi gerçekleştirilen her türlü iplik ürünü bamteli kapsamında düşünülmelidir.
  • ilk kez canlı yayın yapan ve bu yayını istanbul lisesinden yapan, ünlü olmama sebebiyet veren program.
  • kasitle basildiginda bunyeyi ejderhaya cevirebilitesi olan tel.
  • tayfun talipoğlu tarafından hazırlanıp sunulan, a(n)tv de yayınlanan, yurdum belgeseli.
  • güneydoğuda tayfun talipoğlunun yaptığı röportaj içimi acıttı.. çocuklara önce cumhurbaşkanımızın adını sordu. doğru düzgün cevap çıkmamasının yanında recep tayyip erbakan isminin çıkması garipti. daha sonra türkiyenin başkenti sorusunda istanbul ve ankara arasında gidip geldi çocuklar. ardından gelinim olur musun programını sordu onlara. herkes haberdardı. herkes atanın neden öldüğünü, annesinin adını hatta sinemin yaşının 21 olduğunu biliyorlardı - ki ben onlar söyleyince öğrendim- . bu noktada yapılan onlarca projeden sonra, bir gelişme beklemek hepimizin hakkıydı sanıyorum. televizyonun magazinel kısmıyla bu kadar ilgili olup, başkentimizi , cumhurbaşkanını bilmemek tesadüf olamaz bence.. (bkz: ben bugün bunu gördüm)
  • bir tv programi idi, hala var mi; bilemem. evet ben de cok gulerdim sahan’in kimselerin gitmedigi diye baslayan, bize bir sarki soyler misin”li, toplasan bes kere izlemedigim bam teli hicvine. yabancisi hissettigim bu memleketin insaninin dramina dayanamadigim icin sanki gozden uzak, hayir kurumuna yakin bir yasanti benimsemek daha iyi geliyordu, hala da oyle. bazilarimiz insanlara yakin olmayi asla basaramayip uzaktan destek olmakla yetinecekler.

    bunca girizgahi neden yaptim, izah edeyim. bundan birkac sene once bu programin bir yerine denk gelmis bulundum. anadolu’nun simdi hatirlamadigim bir yerinde, 10 yasindan buyuk olmayan bir erkek cocukla konusuyordu tayfun talipoglu, yaninda kendinden uc bes yas kucuk bir cocuk vardi ve ikisi de ayakkabi boyacisiydi. uzerinde eski pusku bir ceket, elleri boyali, ama tertermiz ikisi de…buyuk olan yasindan beklenmeyecek olgunlukla konusuyordu; yarim gun okula gittigini, yarim gun boyacilik yaptigini, yanindaki minigin amcasi oldugunu soyluyordu:

    -yegenim benim yanimda calisyor, gunde uc milyon kazaniyorsam, birini ona veriyorum, allah'a sukur durumumuz iyi.”

    diye gururla konusurken, talipoglu’nun “peki bizden istedigin bir sey var mi” sorusuna, ayni kalenderlikle “caninin sagligi” dedikten sonra, el sallayip uzaklasiyordu kendisine “bize bir sarki soyler misin” denmeden.

    simdi, bu cocuk beni son zamanlarda “haunt” etmeye basladi. hayir, etrafta gordum tantrum aticisi, hicbirseyieksikolmayasica tepeden tirnaga en son teknolojiyle donatilmis cocuklar yuzunden degil, onlar bin sene once de vardi, dunya bin sene daha kalirsa, yine olmaya devam edecekler. bu cocugun ve bin benzerinin icinde bulunduklari durumu bu kadar olgunlukla karsilamlari, onlari milyonda bir ihtimalle, eger okuyabilirlerse, eger milyarda bir ihtimalle dogru zamanda dogru yerde olabilirlerse belki degisebilecek kaderlerine isyan etmeksizin razi olmalari beni perisan ediyor.

    bir erkek cocuk olmasi nedeniyle, o en azindan sokaga cikip uc lira da olsa kazanirken, kiz cocuklarinin korpecikken elin adamina bogaz tokluguna kolelik etmesine deginecek sabrim hic yok. bu - allah rizkini verir- cocuklari seker de yiyebilmeyi birak, cocuk bile olamiyorlar, turkiye gibi iki yuzlu bir toplumda bile bu kadar kotu bir kaderi haketmiyorlar - biz hala internette memleket kurtarip, insan ahlakiyla, vicdaniyla, insanlikla alakasi bile olamayan organize din erdemleri(!)ni konusuyorken, orada milyonlarca minik ruh orseleniyor. kimsenin umurunda bile degil.